Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3963 E. 2026/3178 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3963
- Karar No
- 2026/3178
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2025/32 E., 2025/46 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Hakkari ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında, 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) gereğince yapılan kadastro tespiti sırasında, 1 19... parsel sayılı 7.530,26 metrekare yüzölçümüyle 53 numaralı toprak tevzi komisyonunun 23 parsel numarası altında olduğu ve işgalcileri belirtilerek, mer'a vasfıyla sınırlandırılmıştır. 2. Davacılar ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın mer'a olarak tespit edildiğini, dava konusu taşınmazın müvekkillerine miras yolu ile intikal ettiğini, 90-100 yıldır zilyet olduklarını ileri sürerek, tespitin iptaliyle dava konusu taşınmazın müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 1963 yılında yapılan toprak tevzii çalışmaları sonucunda 53 numaralı toprak tevzii komisyonunca mer'a olarak tespit edilen 17, 18 ,19, 21, 22, 23... parsel sayılı taşınmazlar kapsamında olduğunu, kadimden beri mer'a olduğunu ve özel mülkiyete konu olamayacağını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.04.2019 tarihli ve 2007/1297 Esas, 2019/54 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptaliyle, 08.06.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 2.261,09 metrekarelik alanın taşınmazdan ifraz edilerek ... oğlu ... adına bir katlı ahır ve bahçesi vasfıyla tapuya tesciline, (B) harfiyle gösterilen 5.269,17 metrekarelik alanın taşınmazdan ifraz edilerek ... oğlu ... adına bir katlı betonarme ahır ve bahçesi vasfı ile tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 26.04.2019 tarihli kararının davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2019/13 21... /2241 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMA SONRASI YARGILAMA Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2019/1321 Esas, 2021/2241 Karar sayılı kararının davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2022/460 Esas ve 2023/3527 Karar sayılı ilamıyla "Mahkemece, dava konusu taşınmaz üzerinde, davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve taşınmazın davacılar adına tesciline karar verilmiş ise de yöntemince ve yeterince 40-100 dönüm araştırması yapılmadığı, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde, belgesiz zilyetlik yolu ile en fazla kuru arazide 100 dönüm, sulu arazide ise 40 dönüm miktarında taşınmaz edinebileceği hüküm altına alınmış olup, Dairece aynı günde temyiz incelemesi yapılan ve bir kısım davacıları ortak olan ... Kadastro Mahkemesinin 2007/1337 Esas, 2019/ 24... /1296 Esas, 2019/37 Karar sayılı dosyalarındaki davacı ...'ya verilen miktar toplamı ile Tapu Sicil Müdürlüğünün 21.11.2007 tarihli yazısı uyarınca davacı ...'nın senetsizden edindiği miktar da göz önüne alındığında 100 dönüm sınırlamasını aştığı görülmekte ise de, gelen yazı cevaplarında sadece miktarlar yazılı olduğundan taşınmazların senetsizden edinilip edinilmediği hususu her türlü tereddütten uzak olarak tespit edilemediği, hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılması için 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesine göre tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40; kuru toprakta 100 dönüme kadar olan ( 40... dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir hükmü gereğince, davacı adına aynı çalışma alanında belgesiz zilyetlik yoluyla tespit edilen taşınmazların miktarları Tapu Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden ayrı ayrı sorularak miktar sınırlaması yönünden araştırma yapılması, az yukarıda esas ve karar numaraları belirtilen, halen derdest ve bir kısım davacıları aynı olan dava dosyaları ile birlikte değerlendirme yapılması, yine, aynı davacı tarafından belgesiz zilyetliğe dayalı olarak aynı çalışma alanı içerisinde davalar bulunması halinde bunların da denetimi yapılması, son olarak belgesiz zilyetlik yolu ile edinilecek miktar sınırının aşılması halinde dava konusu taşınmazlar yönünden davacıya tercih hakkı tanınması ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "Yapılan keşifte dava konusu taşınmazın 1963 tarihli toprak tevzi komisyonunun mera alanı olarak belirlediği 23 numaralı parsel kapsamında kaldığı ancak taşınmaza uyan herhangi bir mera tahririnin olmadığının tespit edildiği, aynı köy ve komşu köy mahalli bilirkişileri, kadastro tespit bilirkişileri ile tanık ise dava konusu taşınmazın uzun yıllardan bu yana tarımsal amaçlı olarak kullanıldığını ve davacılara ait olduğunu belirttiği, bunların üzerine, dava konusu taşınmazın mera veya meranın devamı niteliğinde ya da meradan açılmış olma olasılığına karşı öncelikle, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede usulüne uygun mera araştırması yoluna gidildiği, dava konusu yerde köylünün kadimden beri mera olarak kullandığı araziler ile dava konusu taşınmazların bir ilgisinin olup olmadığının tespiti yolunda komşu ve aynı köy mahalli bilirkişileri ve kadastro bilirkişileri dinlenildiği; üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulundan dava konusu taşınmaz ile komşu taşınmazların niteliği, toprak yapısı, bugüne kadar ne şekilde kullanıldığına dair incelemelerde bulunması, dava konusu taşınmazlar ile bölgedeki mera parselinin karşılaştırılarak aralarında toprak yapısı, eğim vs. gibi hususlarda farklılıklar bulunup bulunmadığının tespiti ve mera parseli ile şahıs parselleri arasında doğal ya da yapay ayırıcı unsur olup olmadığını incelemesi istenildiği, jeodezi ve fotogrametri bilirkişisinden ise benzer şekilde hava fotoğraflarının bulunduğu tarihlere yönelik olarak dava konusu taşınmazın mera ve yahut şahıs arazisi olup olmadığı hususunda inceleme yapması istenildiği, yapılan araştırmalar neticesinde dava konusu taşınmazın tarla niteliğine haiz olduğunun, mera ile bir ilgisinin bulunmadığının dolayısıyla özel mülkiyete konu olabileceğinin anlaşılması üzerine davacı ve davalı taraflar yönünden ortaya konulan deliller ışığında yasanın mülkiyet iktisabını düzenleyen hükümlerinde yer alan şartların oluşup oluşmadığının incelenmesine geçildiği, sonuç olarak tüm dosya kapsamından her ne kadar dava konusu taşınmazın davalı Hazine dayanağı olan 23 numaralı toprak tevzi parseli kapsamında kaldığı tespit edilmiş ise de keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler, kadastro tespit tutanağı bilirkişileri, tanık beyanları, bilirkişi raporları, davalı köy tüzel kişiliği temsilcisinin kabul beyanı ve mahkememizce toplanan tüm belgeler doğrultusunda, dava konusu taşınmazın 1963 yılında yapılan toprak tevzi çalışmalarından uzun yıllar önce yaklaşık 100 yıldır davacı ve bayileri tarafından malik sıfatıyla nizasız ve fasılasız olarak kullanıldığı, taşınmazın hiçbir zaman mera, yaylak yada harman yeri olarak kullanılmadığı, her zaman şahıs arazisi olarak kullanıldığı ve zemin üzerinde fiili olarak bölündüğü, hava fotoğrafları incelemesi sonucunda da taşınmazın 1955, 1968, 1988 tarihlerinde de meyve bahçesi ve biçenek arazisi olarak kullanıldığının tespit edildiği, gerek belirtmelik tutanağında gerekse tablendigatif tutanağında davalı taşınmazın kaçak, yitik veya gaip kimselerden kaldığı hususunda bir beyana yer verilmediği, davalı Hazinenin ise dava konusu taşınmazın mera olduğunu ispatlar nitelikte 53 Nolu Toprak Tevzii Komisyonu çalışmalarına dayanak belirtmelik ve tablendigatif tutanakları haricinde bir delil sunamadığı, davacıların evveli zilyetleri ile birlikte davaya konu taşınmaz üzerinde 1963 tarihinde belirlenen mera kaydının öncesinde 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 46. maddelerinde belirlenen 20 yıl süreyle nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla zilyet olma koşulunu lehlerine olacak şekilde ispatladığı davacı ... yapılan senetsiz taşınmaz kaydı araştırmasında Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen kayıtta ve kadastro tutanaklarında adına 62.445,75 metrekare senetsiz taşınmaz kaydı olduğu, davacı ...'nın Kadastro Kanunun 21. maddesine göre tercih hakkını aynı kadastro çalışma alanında bulanan mahkemenin iş bu dosyasındaki davaya konu parsel, yine mahkemenin 2023/23 Esas (Eski Esas 2007/1337) sayılı dosyada davalı olan taşınmaz ile yine mahkemenin 2023/25 (Eski Esas 2007/1296) Esas sayılı dosyada davalı olan parselin bir kısmına yönelik olarak kullandığının anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 08.06.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda; (A) harfiyle gösterilen 2.261,09 metrekarelik alanın ... oğlu ... adına bir katlı ahır ve bahçesi vasfıyla tapuya tesciline, (B) harfiyle gösterilen 5.269,17 metrekarelik alanın taşınmazdan ifraz edilerek ... oğlu ... adına aynı adanın son parsel numarası verilmek kaydıyla bir katlı betonarme ahır ve bahçesi vasfıyla tapuya tesciline karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde: dava konusu taşınmazın davacıların tasarrufunda olduğu tespitine kesinlikle katılmadıklarını, davacıların taşınmaz üzerindeki zilyetliği ve zilyetliğin dava tarihine kadar davasız ve aralıksız terk edilmeden sürdüğünü ve kanunun zilyetlikle kazanım için aradığı diğer şartları ispat etmeleri gerektiğini, tarafların, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartlarının kendi lehine oluştuğundan bahisle taşınmazların tespit gördüğü iddiasında ise bu iddianın kabulü mümkün olmadığını, söz konusu davada iyiniyetli kazanımdan bahsedilemeyeceğini, dava konusu taşınmazın mer'a olarak kullanıldığından kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik hükümlerine göre gerçek kişiler adına tescilin mümkün olmadığının açık olduğunu, söz konusu taşınmaz üzerinde şimdiye kadar Hazine dışında hiç kimsenin zilyet ve tasarrufu söz konusu olmadığını, tarafların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartlarının kendi lehine oluştuğundan bahisle taşınmazların tespit gördüğü iddiasında ise bu iddianın kabulünün mümkün olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kazandırıcı zamanaşımına dayalı kadastro tespitine itiraza ilişkindir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi gerekçesine, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde, İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmaz üzerinde, davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve taşınmazın davacılar adına tesciline karar verilmiş ise de yöntemince ve yeterince 40-100 dönüm araştırması yapılmamıştır. Şöyle ki, UYAP TAKBİS siteminde yapılan incelemede davacı ... adına Hakkari ili ... ilçesi Beşbulak köyünde bulunan 1 32... parselin olduğu görülmüş olup, Tapu Müdürlüğü'nden 1 32... parsele ilişkin kadastro tutanağı ve tapu kaydı istenilmiş, müzekkere cevabı sonucu incelendiğinde 1 32... parselin 28.589,49 metrekare yüzölçümü ile senetsizden davacı ... adına tespit ve tescil edildiği görülmüştür. Yapılan araştırma sonucu İlk Derece Mahkemesine Tapu Müdürlüğü tarafından gönderilen belgesiz taşınmaz listesinde maddi hata olduğu 1 32... parsel yerine 13 32... parselin bildirildiği görülmüştür. 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde, belgesiz zilyetlik yolu ile en fazla kuru arazide 100 dönüm, sulu arazide ise 40 dönüm miktarında taşınmaz edinebileceği hüküm altına alınmış olup, Dairece aynı günde temyiz incelemesi yapılan ve bir kısım davacıları ortak olan ... Kadastro Mahkemesinin 2023/25 Esas, 2025/ 49... /23 Esas, 2025/40 Karar sayılı dosyalarındaki davacı ...'ya verilen miktar toplamı ile Tapu Sicil Müdürlüğünün 21.11.2007 tarihli yazısı uyarınca davacı ...'nın senetsizden edindiği miktar ve 1 32... parsel sayılı taşınmaz da gözönüne alındığında 100 dönüm sınırlamasını aştığı görülmekte olup, doğru sonuca ulaşılması için 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesine göre tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40; kuru toprakta 100 dönüme kadar olan ( 40... dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir hükmü gereğince, davacı adına aynı çalışma alanında belgesiz zilyetlik yoluyla tespit edilen taşınmazların miktarları Tapu Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden ayrı ayrı sorularak miktar sınırlaması yönünden araştırma yapılmalı, az yukarıda esas ve karar numaraları belirtilen, bir kısım davacıları aynı olan dava dosyaları ile birlikte değerlendirme yapılmalı, yine, aynı davacı tarafından belgesiz zilyetliğe dayalı olarak aynı çalışma alanı içerisinde davalar bulunması halinde bunların da denetimi yapılmalı, son olarak belgesiz zilyetlik yolu ile edinilecek miktar sınırının aşılması halinde dava konusu taşınmazlar yönünden davacıya tercih hakkı tanınmalı ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. VII. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentle açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.