Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1408 E. 2026/3187 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1408
Karar No
2026/3187
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2538 E., 2024/2370 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/281 E., 2022/403 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1088 parsel sayılı 4.847.599,99 m² yüzölçümündeki taşınmaz orman vasfıyla Hazine adına tescil edilmiştir. 2. Davacı ... ve arkadaşı vekili Sulh Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu dava dilekçesinde; müvekkillerinden ...'un ...'den bir taşınmaz satın almak istediğini, davalının babası ...'in kullanımında olan taşınmazın yaklaşık 440 m²lik bölümünün tapulu, 1.600,00 m²lik bölümünün ise tapusuz olduğunu, üzerinde 3 adet evinin bulunduğunu, tapusuz olan kısım için idare ile davalık olduklarını ve tapusunun kendisi üzerine çıkma ihtimalinin bulunduğunu beyan ettiğini, yapılan anlaşma üzerine tapulu taşınmazla birlikte kullanımında bulunan yaklaşık 1.600,00 m²lik kısmın kullanımının müvekkiline devredildiğini, müvekkilinin karşılığında ...'e 22.02.2017 tarihinde bir daire satın aldığını ve ek olarak 20.000 TL nakit ödeme yaptığını, müvekkilinin kiracıları tahliye edip hafta sonları vakit geçirmek için evlere eşyalar alıp tadilatlar yaptırdığını, elektrik ve su faturalarını üzerine aldığını, taşınmazlara ait yapı kayıt belgeleri aldığını, ...'in ölümünden sonra davalının müvekkilini arayıp babasının sadece tapulu taşınmazı sattığını, tapusuz yerde hakları olmadığını, evlerden çıkmalarını söylediğini, eve müdahale ettiğini, başka insanları kiracı diye getirdiğini, davalının müvekkilinin zilyetlik hakkını ihlal ettiğini, müvekkilinin rızası olmadan, hukuka aykırı olarak taşınmaz üzerindeki hakimiyetine son verdiğini ileri sürerek, zilyetliğin müvekkiline ait olduğunun tespitine ve bu hususun tapunun beyanlar hanesine şerh düşülmesine karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul Anadolu 18. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/176 Esas, 2020/608 Karar sayılı kararı ile davacının zilyetliğin arkasında bulunan ayni (nesnel) veya şahsi (kişisel) bir hakka dayandığı, bu nedenle işbu davanın bir hak davası niteliğini kazandığının anlaşıldığı, buna göre Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosya Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacıların müvekkilinin babasından kalan mirası haksız bir şekilde elde etmeye çalıştıklarını, ...'in çocuklarının durumunun çok iyi olup babalarına istediği yerden daire alabilecek güçte olduklarını, ... ve çocuklarının 1600 m² yüzölçümündeki orman vasıflı alanda 3 adet gecekonduları bulunduğunu, uzun bir süre kendileri yaşadıktan sonra bir kısmını kiraya verdiklerini, diğer yerleri ise hobi bahçesi olarak kullanmaya devam ettiklerini, halen gecekondularda çok eski kiracıların oturduğunu, kira kontratlarını sunduklarını, davacıların ...'e herhangi bir daire almadığı gibi para da vermediğini, müvekkilinin babası üzerine kayıtlı yaklaşık 440 m² hisseli tapulu yerin davacı ...'a 105.000 TL bedelle satıldığını, fakat tapusuz alanın devredilmediğini, murisin vefat edene kadar bu bölümü kullandığını, davacıların bu hususta bir belgeleri de olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın orman vasfıyla tapuda kayıtlı olduğu, olağanüstü zamanaşımı ile kazanılacak yerlerden olmadığı, taşınmazla ilgili harici sözleşmelerin geçerliliğinin bulunmadığı ve davacıların davalıya karşı üstün hakka sahip olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın zilyetliğin tespiti istemine ilişkin olduğu, dosyada mevcut bilgi ve belgeler, dinlenen taraf tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından, tapu kayıtlarına göre dava konusu kısmın da içinde bulunduğu parselin orman vasfıyla Hazine adına kayıtlı olduğu, davacının dava konusu taşınmaz bölümünün de satın alındığına ilişkin soyut tanık beyanları haricinde yazılı bir delil sunamadığı, üstün zilyet olduğunu ispatla mükellef davacı tarafça anılan hususun dosya kapsamı itibariyle ispatlanamadığı, buna göre İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasında sonuç olarak bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu taşınmazın orman vasfında olmasından bağımsız olarak üzerindeki yapıların maddi olarak maliki olduğunu, davalının zor kullanarak, dava konusu yapıları işgal ederek müvekkilinin zilyetliğini gasbettiğini, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın orman vasfında olan taşınmaza ilişkin olduğu kanısıyla karar verilmişse de üzerinde yer alan yapıların zilyetliğinin müvekkiline ait olduğunu, yapıların kendisiyle birlikte içindekilerin de bir ekonomik değeri bulunduğunu, davalının söz konusu orman vasıflı arazinin çevresini kapatarak müvekkiline ait araziye giriş çıkışları engellediğini, bu nedenle müdahalenin men'i kararı verilmesi gerekirken davanın reddi yönünde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya kapsamında bilirkişi raporları ve tanık ifadelerinin müvekkilleri lehine olmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesince dosyanın tamamının değerlendirilmediğini, böylece hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı tarafça hak sahipliği iddiasının kanıtlanıp kanıtlanmadığı ve dava konusu taşınmaz üzerinde davacıların korunmaya değer üstün hakkı bulunup bulunmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1408, K. 2026/3187, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1408-e-2026-3187-k-3336a6997a6a