Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4376 E. 2026/2487 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4376
- Karar No
- 2026/2487
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1655 E., 2025/713 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/54 E., 2023/96 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA 1. ...Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 1 36... parsel sayılı 3.234,93 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, ''iş bu parsel üzerinde bulunan narenciye ağaçları ... oğlu ... tarafından dikildiği'' yönünde şerh yazılarak, Köyceğiz Asliye Hukuk Mahkemesinde 2020/66 Esas sayılı dosyasında dava konusu olduğunun belirlendiğinden bahisle, tutanağın mülkiyet hanesi boş bırakılarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili, Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; ... Mevkiinde bulunan, kuzeyi ... (...)...tarlası, güneyi ...evi ve tarlası, batısı boşluk, doğusu .....varisleri tarlası ile çevrili, yaklaşık 3,5 dönüm yüzölçümündeki taşınmazın 1952-1954 yıllarında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakıldığını, taşınmazın orman tahdidi dışında kaldığını, müvekkili olan davacının ziraata elverişli olmayan taşınmazdaki taşları atıp, dikenleri temizleyerek imar ve ihya ettiğini, taşınmazı ziraata elverişli hale getirdiğini, yıllarca taşınmazın bostan, arpa, buğday ve mısır ekilerek kullanıldıktan sonra 1985 yıllarında narenciye bahçesi haline getirildiğini, içerisinde halen narenciye ağaçlarının bulunduğunu, taşınmaz içerisinde yaklaşık olarak 100 adet narenciye (velensiye) ağacı bulunduğunu, tapusuz taşınmazın 60 yıldan fazla süredir öncesinde murisleri ve sonrasında davacı tarafından nizasız fasılasız malik sıfatıyla tarım arazisi olarak kullanıldığını belirterek, taşınmazın davacı adına tapuya tescilini talep etmiş; bilahare yargılama sırasında dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmesi nedeniyle dava Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. II.CEVAP 1. Davalı ... Belediyesi Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi Ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6360 sayılı Kanun) geçici 1. maddesi 2. bendinde belirtilen taşınmazlardan olmadığını, Muğla Valiliği İl Mahalli İdareler Müdürlüğü Devir, Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu kararı ile Muğla Büyükşehir Belediyesine devredilen taşınmazlar arasında yer almadığını, dava konusu taşınmazın tescil harici olmakla birlikte 63 60... sayılı Kanun kapsamında Belediyenin görev, yetki ve sorumluluğunda bulunan taşınmazlardan olmadığını belirterek, ... yönünden davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. 2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığını, tarım arazisi olmadığını, davacının dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetliğinin bulunduğunu, Köyceğiz Milli Emlak Şefliğine ecrimisil ödediğinin tespit edildiği, imar planı kapsamında kalan taşınmazların 3402 sayılı Kanun'un 17/2. maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı sebebi ile kazanılamayacağını belirterek, davanın reddi ile dava konusu taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesi uyarınca Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini savunmuştur. 3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın tapusuz taşınmazların 4721 sayılı Kanun'un 713/1.maddesi hükmü uyarınca tescili isteğine ilişkin olduğu, bu tür davaların hasımsız olarak açılmasına bir mani olmadığını, müvekkilli Belediyenin hasım olarak gösterilmesinin açıkça kanuna ve Yargıtay kararlarına aykırılık teşkil ettiğini, davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden müvekkilli ... aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmolunamayacağını, yasal hasım kabul edilse dahi hiçbir halde harç, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek, davanın husumetten ve esastan reddini savunmuştur. III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, '' davaya konu ...mahallesi 1 36... parsel sayılı taşınmazın 1954 yılındaki tapulama çalışmalarında taşlık vasfıyla tescil harici bırakıldığı, komşu parsel tutanaklarının ilk tesis kadastrosunda düzenlenen tapulama tutanaklarının davaya konu taşınmazın yönünü taşlık olarak nitelendirdiği, teknik bilirkişi heyeti tarafından taşınmazın ilk tesis kadastro paftasında taşlık olarak belirtilen bölümde yer aldığının tespit edildiği, en eski tarihli hava fotoğraflarında taşınmazın gri renkli alanda görülmesi nedeniyle dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kanun' un 17. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğu, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı, dereden kazanılan bir yer olmadığı, özel mülke konu olabilecek yerlerden olduğu, dava konusu taşınmazın içerisinde bulunan taşların temizlenmesi ve öncesinde arpa, buğday ve burçak üretimi ve sonrasında narenciye üretimi yapılarak taşınmazın emek ve masraf harcanarak 1990-1992 yıllarında imar ve ihyasının tamamlandığı, imar ve ihyanın tamamlanmasından itibaren önceleri ..., sonrasında oğlu davacı ... tarafından malik sıfatıyla, aralıksız ve nizasız 20 yıllık zilyetlik süresinin dava tarihi olan 2020 yılına kadar tamamlandığı, davacının ve babasının daha önce aynı çalışma alanında belgesizden herhangi bir kazanımlarının olmadığının tespit edildiği, 1 36... parsel sayılı taşınmaz yönünden 3402 sayılı Kanun'un 17.ve 14. maddeleri uyarınca davacı lehine mülkiyet edinme şartlarının oluştuğu '' gerekçesiyle davanın kabulüne ve 1 36... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile tarla vasfıyla 3.234,93 metrekare yüzölçümlü olarak davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ''genel mahkemede açılan tapusuz taşınmazın tescili talepli davanın yargılaması sırasında dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede kadastro tespit çalışması yapılması ve dava konusu taşınmazla ilgili kadastro tespit tutanağı düzenlenmesi nedeniyle 3402 sayılı Kanun'un 27/son maddesi gereğince Kadastro Mahkemesine devredilen davanın yargılaması sonunda 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddelerinde düzenlenen mülkiyet kazanma şartları gerçekleşen taşınmazla ilgili davanın kabulüne ve taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesinin isabetli olduğu'' gerekçesiyle, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davanın kabulüne ilişkin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporu dayanak alınarak karar verildiğini, dava konusu taşınmazla ilgili mülkiyet edinme şartlarının davacı lehine gerçekleşmediğini, zilyetlik koşulları oluşmadığını, davanın kabulüne ilişkin kararın hatalı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.