Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4595 E. 2026/3695 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4595
Karar No
2026/3695
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1259 E., 2025/1420 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2024/177 E., 2025/244 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.06.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davalı vekili Avukat ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında davalının müteahhitliğini üstlendiği KÖY projesi kapsamındaki bir adet bağımsız bölüm için sözleşme imzalandığını, taşınmazın bulunduğu KÖY projesine ait genel vaziyet planında yeşil alanlar, anaokulu, sağlık merkezi, ... binaları, dini tesis gösterildiğini, projenin bu hali ile bütünlük arz ettiğini, ancak vaat edilen sosyal ve sportif donatı ve tesislerin yapılmadığını, sosyal tesisin 1.167 konutun ihtiyaçlarına cevap verebilecek kapasite ve yeterlilikte olmadığını, açık ve kapalı havuzun çok küçük yapıldığını, sosyal tesisin inşasında kullanılan malzemelerin vaat edilen sınıf ve kalitede olmadığını, yine teslim daire içerisinde de ayıplar bulunduğunu ileri sürerek; şimdilik eksik ifadan kaynaklı 20.000,00 TL maddi tazminatın ve ayıp oranında bedelden indirim kapsamında 5.000,00 TL'nin taşınmazın teslim tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 13.12.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 209.375,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; KÖY Projesinin yatay yaşam alanları ve sosyal alanları ile bütünsel bir proje olduğunu ancak inşaasına etap etap devam edildiğini, inşaat faaliyet ve taahhütleri kapsamında ortak alan ve tesislerin büyük çoğunluğu kullanıma hazır hale getirilerek projenin 1.etap sakinlerinin kullanımına açıldığını, sosyal donatı alanlarının tamamlanmamasının ayıp olarak nitelendirilmeyeceğini, sosyal tesis ve kapalı havuzun kapasitesi ve büyüklüğünün mimari projesine uygun şekilde imal edildiğini, davacının bağımsız bölüme ilişkin şikayetlerinin müvekkiline iletilmesinden sonra sayısız onarım yapıldığını, bunlar dışında sorumluluğun kabul edilemeyeceğini çünkü teslim tarihinden sonra 1 yıldan fazla süre geçtiğini, 6 aylık sürenin sona erdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ortak alanların yeterli veya hiç yapılmaması ve kamuya açık alanlara yapılmasının eksik ifa olarak değerlendirildiği, ayıp ihbar koşulu aranmadığı, alınan bilirkişi raporunda projede ..., sağlık merkezi ve eğitim alanı olarak ayrılan yerlerin dava dışı şahıslara satıldığı, ...ün planlandığı yerde ruhsat almış projeden farklı bir projenin inşasının olduğu, yürüyüş, koşu, bisiklet parkuru ve caminin ilk raporda tespit edildiği gibi taşınmazın yer aldığı parselin dışına yapılmış olduğu, sosyal alanların kapasite olarak yetersiz olduğu, artıma tesisinden gelen kokunun gizli ayıp olarak değerlendirildiği, nisbi metod uyarınca yapılan değer kaybının hükme esas alındığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 209.375,00 TL değer kaybına ilişkin tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş, karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'da öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı, Kanunun 10. maddesi gereğince ayıbın açık ya da gizli olduğu husususun bir öneminin bulunmadığı, eldeki davanın makul sürede açıldığı, ortak alanlara ilişkin eksikliklerin açık ayıp niteliğinde olduğu, davalı tacir olup, işlerinin ticari olması ve davacı tarafın talebi göz önüne alındığında aleyhine hükmolunan alacak kalemlerine avans faizi işletilmesinde ve davalıların, dava tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilerek, faizin dava tarihinden itibaren işletilmesinde isabetsizlik olmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli, denetime ve somut olayın özelliklerine uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; Tüketici Mahkemelerinin görevli olmadığını, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını, raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, okullar ve sağlık merkezine ilişkin alan olarak ayrılmış kısımda imar durumu gereği eğitim alanı inşa edileceğini ve bu inşaat sonrası taşınmazın kazandığı değerin müvekkile ödenmeyeceğini, açık yüzme havuzundaki eksik ve ayıp iddialarının ve tespitlerinin yerinde olmadığını, söz konusu tesislerin mimari projesine uygun şekilde tamamlanarak kullanıma sunulduğunu, yürüyüş koşu ve bisiklet parkuruna ilişkin tespitlerin yerinde olmadığını, orman içinde 3.5 km'lik yürüyüş parkuru olduğunu, site içerisinde olacağına dair bir yazılı belge veya taahhüt olmadığını, ayrıca bu hususlarda diğer dosyalarda alınan raporlarda ayıp ya da eksiklik tespit edilmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, malın ayıplı olmasından kaynaklanan değer azalmasının tahsili istemine ilişkindir. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, davacı tüketici olduğundan davaya bakmakla Tüketici Mahkemelerinin görevli olmasına, 6502 sayılı Kanun'da ayıp ihbarında bulunma zorunluluğunun ortadan kaldırılmasına ve davanın zamanaşımı süresinde açılmasına, taraflar arasındaki Sözleşmenin 18. 5 maddesine göre, yayınlanan ilan, broşür vb. yayınlarda kullanılan ifadelerin tanıtım ve bilgi amaçlı olduğu, taahhüt niteliğinde olmadığı şeklinde belirtilmişse de, bu hükmün haksız şart niteliğinde olmasına, katalog ve tanıtım materyallerinden, dava konusu taşınmazın yer aldığı projenin büyük ölçekli, kapsamlı ve bütün bir proje olarak lanse edilmekle ... alanındaki parselde imar durumu ve proje kapsamında ve ruhsatı alınmış başka inşaatların devam etmesi, yürüyüş, koşu ve bisiklet parkuru ile caminin dava konusu taşınmazın yer aldığı parsel dışında yapılmış olmasına, ...., İlkokul ve Sağlık Merkezinin ise hiç yapılmamasına, buna göre taahhüt edilen sosyal donatıların taahhüt edildiği şekilde yapılmadığından bahisle taşınmazda değer kaybı bulunmasına, sosyal alanların kapasite olarak yetersiz olduğunun, hükme esas alınan bilirkişi raporuyla anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/4595, K. 2026/3695, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-4595-e-2026-3695-k-40e311216179