Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3827 E. 2026/1169 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3827
Karar No
2026/1169
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/542 E., 2025/296 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Yüksekova Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2007/1048 E., 2021/95 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ... ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, .. ili .. ilçesi .. köyü çalışma alanında bulunan 1 02... ve 1 50... parsel sayılı sırasıyla 215.6398, 24... .1781,56 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, mera vasfıyla sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmişlerdir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; kadastro çalışmaları sırasında kendisinin zilyet ve tasarrufunda bulunan çeşitli meyve ağaçları diktiğini, bir kısmını biçenek olarak kullandığı .. ili .. ilçesi .. köyü 1 50... ve 1 02... parsellerin arasında kalan arazisinin mera olarak sınırlandırıldığını, taşınmazın kendisinin zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu belirterek, kadastro tespitinin iptaliyle 1 50... ve 1 02... parseller arasında kalan taşınmazın adına tescilini talep etmiştir. 3. Birleşen dosya davacısı ... dava dilekçesinde; kadastro çalışmaları sırasında kendisinin zilyet ve tasarrufunda bulunan çeşitli meyve ağaçları diktiğini, bir kısmını biçenek olarak kullandığı .. ili .. ilçesi .. köyü 1 50... ve 1 02... parsellerin arasında kalan arazinin kendi adına tespit görmesi gerekirken kimsenin adına tespit yapılmadığını, taşınmazın kendisinin zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu belirterek, kadastro tespitinin iptaliyle taşınmazın adına tescilini talep etmiştir. 4. Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde; dava konusu taşınmaza tapu senedi ile malik olduğunu, dava konusu yerin ezelden beri zilyetliğinde bulunduğunu, taşınmazın kendisine babasından kaldığını belirterek, davaya katılma talebinin kabulünü talep etmiştir. 5. Asli müdahil ... vekili müdahale dilekçesinde; dava konusu 1 02... parsel sayılı taşınmazın müvekkili olan asli müdahilin tasarrufu altında olduğunu, taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı sebebiyle asli müdahil adına tespit edilmesi gerekirken mera olarak gösterildiğini belirterek, asli müdahilin davacının tasarrufunun bulunduğu 1 02... parsel sayılı taşınmazın 19.897,968 m²sinin ayrı parsel numarasıyla asli müdahil adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın senetsizden köy tüzel kişiliği adına mera olarak bırakıldığını, taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacağını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler, kadastro tespit tutanağı bilirkişisi, davacı tanığının beyanları, teknik bilirkişi raporlarının değerlendirilmesi sonucunda mahalli bilirkişilerin beyanlarına göre davacıların ve asli müdahil ...'nun dava konusu taşınmaza zilyet olduğunun, bir diğer asli müdahil ...'ın ise davalı taşınmazda herhangi bir yerinin olmadığının beyan edildiği, dava konusu parseller senetsizden geldiğinden söz konusu parsele ait tablendikatif, belirtmelik, tapu kaydı ve tahrir kaydının bulunmadığı, mahalli bilirkişilerin zilyetliğe ilişkin beyanlarının taşınmaza ait hava fotoğrafları ile desteklenmesi gerektiği, jeodezi ve fotogrametri bilirkişisi raporunda 2001 tarihli hava fotoğrafı değerlendirmesinde; dava konusu 1 50... parsel içinde kalan (A1) alanının tarımsal kullanımdan oluşan sabit sınırlardan olmadığı, keşif tarihine yakın benzer arazi yapısı bulunduğu, içinde keşif tarihinde gözlemlenen ağaçların aynı konumda bulunduğu, bölgenin genel olarak eğimli bir yapıya sahip olduğu, taşınmazın tarımsal olarak sürülü olmadığı, komşu alanlarda da sürülü alan gözlemlenmediği kanaatine varıldığı, (A2), (A3), (A4), (A5) ve (A6) alanlarının tarımsal kullanımdan oluşabilecek sabit sınırlarının olmadığı, bu alanların tamamında ve içerisinde yer yer teraslı toprak yapısı gözlemlendiği, parsel içinde ve parsel bitişiğinde beyaz beyaz noktaların bulunduğu hususlarının belirtildiği, bu noktaların biçenek olarak toplanan otlar olduğunun kanaatine varıldığı, (A7) alanının içinde yoğun ağaçlık olduğunun, bu ağaçların güncel tarihli ağaçlar ile aynı konumda olduğunun, bunun dışında taşınmazda tarımsal olarak ekim sürüm olmadığının kanaat olarak belirtildiği, (A8) alanının içinde kısmen ağaçlık olduğu, bu ağaçların güncel tarihli ağaçlar ile aynı konumda olduğu belirtilerek, bunun dışında taşınmazda tarımsal olarak ekim sürüm olmadığı kanaatinin açıklandığı, 1 02... parsel içinde kalan (B1) alanının içinde yoğun ağaçlığın olduğu, sabit sınırlardan oluşmadığı, içerisinde tarımsal olarak ekim sürüm olmadığı, içinde bulunan ağaçların konum itibari ile güncel tarih ile benzer olduğu, (B2), (B3), (B4) alanlarının sınırlarının sabit olmadığı, içerisinde tarımsal olarak sürülü alan bulunmadığı, yer yer ufak teraslı yapıların bulunduğu, eğimli bir toprak yapısına sahip olduğu belirlemelerinin yapıldığı, 1955 tarihli hava fotoğrafının değerlendirmesinde, dava konusu 1 50... numaralı parsel içerisinde yer alan (A1) alanının tarımsal kullanımdan oluşan sabit sınırlar olmadığı, keşif tarihinine yakın benzer arazi yapısında bulunduğu, içinde keşif tarihinde gözlemlenen ağaçların daha seyrek bulunduğu, bölgenin genel olarak eğimli bir yapıya sahip olduğu, taşınmazın tarımsal olarak sürülü olmadığı, komşu alanlarda da sürülü alan gözlemlenmediği kanaatinin belirtildiği, (A2), (A3), (A4), (A5) ve (A6) alanlarının tarımsal kullanımdan oluşabilecek sabit sınırlarının olmadığı, bu alanların tamamında ve içerisinde yer yer teraslı toprak yapısı gözlemlendiği, parsel içerisinde ve parsel bitişiğinde beyaz beyaz noktaların bulunduğu ve bu noktaların biçenek toplanan otlar olduğu kanaatine varıldığının ifade edildiği, (A7) ve (A8) alanının içinde ağaçlık olmadığının, sabit sınırlarının bulunmadığının ve ekili sürülü olmadığının belirtildiği, 1 02... parsel içinde kalan (B1) alanının 2001 tarihli gözleme benzer olarak daha seyrek ağaçlık alan bulunduğu, alanının sabit sınırlardan oluşmadığı, ekili sürülü olmadığı tespitlerinin yapıldığı, (B2), (B3), (B4) alanlarının sınırlarının sabit olmadığı, içinde tarımsal olarak sürülü alan bulunmadığı, eğimli bir toprak yapısına sahip olduğu kanaatine varıldığının rapor edildiği, ziraat bilirkişi kurul raporunda 1 02... numaralı parsel içinde ölçülen (B1) ve (B3) alanların üzerindeki ağaçlardan dolayı yer yer meyve, söğüt ve kavak ağaçlarından oluştuğu, bu bakımdan meyve bahçesi ve kavaklık olarak kullanıldığı ve kullanılabileceği, (B2) ve (B4) alanların ise tarla vasfında olmayan mevsimsel olarak sadece yüzeyinin biçilebildiği biçenek vasfında alanlar olduğu, 1 50... numaralı parsel içinde ölçülen (A1), (A2), (A3), (A4), (A5) ve (A6) alanların tarla vasfında olmayan mevsimsel olarak sadece yüzeyinin biçilebildiği biçenek vasfında alanlar olduğu (A7) ve (A8) alanların üzerindeki ağaçlardan dolayı söğüt ve kavak ağaçlarından oluştuğu bu bakımından kavaklık olarak kullanıldığı ve kullanılabileceği hususlarının rapor edildiği, jeolog bilirkişisinin ise raporunda 1 50... parsel sayılı taşınmazın doğusunda ve dava konusu alana yaklaşık 20 metre uzakta aktif bir dere yatağı geçtiğini, bu dere ile davalı alan arasında yaklaşık 8 metre kot farkı bulunduğunu, davalı taşınmazın uzaklık ve kot farkından kaynaklı dereden edinim olmadığını ve dereden etkilenmediğini, 1 02... parsel sayılı taşınmazın doğusunda ve batısında dava konusu alan içerisinde aktif bir dere yatağı geçtiğini, bu dere ile davalı taşınmaz arasında kot farkı bulunmadığını, dava konusu taşınmazın içerisinde derenin geçmesi ve kot farkının olmamasından kaynaklı dereden edinim olduğunu ve dereden etkilendiğini belirttiği, jeodezi ve fotogrametri uzmanının hava fotoğraflarıyla dava konusu taşınmazlara yönelik yapmış olduğu hava fotoğrafı incelemesi neticesinde davacıların ve asli müdahillerin 3402 sayılı Kanun'un 14/1. maddesinde belirtilen çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliği şartını yerine getirmemiş olduklarının anlaşıldığı, netice itibari ile dosya kapsamında bulunan deliller doğrultusunda davacıların ve asli müdahillerin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 46. maddelerinde belirlenen 20 yıl süreyle nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla zilyet olma koşulunu lehlerine olacak şekilde ispatlayamadıkları" gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine, dava konusu 1 02... ve 1 50... parsel sayılı taşınmazların mera vasfıyla sınırlandırılıp özel sicile tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ... ve ... ve asli müdahil ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "1 50... parsel ve 1 02... parsel sayılı taşınmazların ... kadastro tespiti edinme sebebinde vergi ve tapu kaydına rastlanmayan kadimden beridir köyün merası olduğunun belirtilmiş olduğu, keşif sonrası düzenlenen 24.04.2021 tarihli fotogrametri uzmanı bilirkişinin 2001 tarihli hava fotoğrafı incelemesinde, dava konusu 1 50... parsel içinde kalan (A1) alanının tarımsal kullanımdan oluşan sabit sınırlardan olmadığı, taşınmazın tarımsal olarak sürülü olmadığı, (A2), (A3), (A4), (A5) ve (A6) alanlarının tarımsal kullanımdan oluşabilecek sabit sınırlarının olmadığı, bu alanların tamamında ve içerisinde yer yer teraslı toprak yapısı gözlemlendiği, (A7) alanının içinde yoğun ağaçlık olduğu, bunun dışında taşınmazda tarımsal olarak ekim sürüm olmadığı (A8) alanının içinde kısmen ağaçlık olduğu, bu ağaçların güncel tarihli ağaçlar ile aynı konumda olduğu, bunun dışında taşınmazda tarımsal olarak ekim sürüm olmadığı, 1 02... parsel içinde kalan (B1) alanının içinde yoğun ağaçlığın olduğu, sabit sınırlardan oluşmadığı, içerisinde tarımsal olarak ekim sürüm olmadığı, (B2), (B3), (B4) alanlarının sınırlarının sabit olmadığı, içerisinde tarımsal olarak sürülü alan bulunmadığı, 1955 tarihli hava fotoğrafı için incelenmesinde, dava konusu 1 50... numaralı parsel içerisinde yer alan (A1) alanının tarımsal kullanımdan oluşan sabit sınırlar olmadığı, taşınmazın tarımsal olarak sürülü olmadığı, (A2), (A3), (A4), (A5) ve (A6) alanlarının tarımsal kullanımdan oluşabilecek sabit sınırlarının olmadığı, parsel içerisinde ve parsel bitişiğinde beyaz beyaz noktaların bulunduğu, bu noktaların biçenek toplanan otlar olduğu (A7) alanının içinde ağaçlık olmadığı, sabit sınırlarının olmadığı, ekili sürülü olmadığı, (A8) alanının içinde ağaçlık olmadığı, sabit sınırlarının olmadığı, ekili sürülü olmadığı, 1 02... parsel içinde kalan (B1) alanının 2001 tarihli gözleme benzer olarak daha seyrek ağaçlık alan bulunduğu, alanının sabit sınırlardan oluşmadığı, ekili sürülü olmadığı, (B2), (B3), (B4) alanlarının sınırlarının sabit olmadığı içinde tarımsal olarak sürülü alan bulunmadığı, eğimli bir toprak yapısına sahip olduğu tespitlerinin yapıldığı, ziraat bilirkişi kurul raporunda ise 1 02... numaralı parsel içinde ölçülen (B1) ve (B3) alanların üzerindeki ağaçlardan dolayı yer yer meyve, söğüt ve kavak ağaçlarından oluştuğu bu bakımdan meyve bahçesi ve kavaklık olarak kullanıldığı, (B2) ve (B4) alanların ise tarla vasfında olmayan mevsimsel olarak sadece yüzeyinin biçilebildiği biçenek vasfında alanlar olduğu, 1 50... numaralı parsel içinde ölçülen (A1), (A2), (A3), (A4), (A5) ve (A6) alanların tarla vasfında olmayan mevsimsel olarak sadece yüzeyinin biçilebildiği, biçenek vasfında alanlar olduğu, (A7) ve (A8) alanların üzerindeki ağaçlardan dolayı söğüt ve kavak ağaçlarından oluştuğu bu bakımından kavaklık olarak kullanıldığı ve kullanılabileceği yönünde tespitlere yer verildiği, bilirkişi raporuna üstünlük tanınmasının doğru olduğu, soyut tanık beyanına karşılık teknik veri içeren raporlara üstünlük tanınmasında bir isabetsizlik olmadığı" gerekçesiyle, istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazı 80-90 yıldır dedelerinin kullanımında olduğunu, vefatından sonra ise bu taşınmazı kendisinin kullandığını, halen de taşınmazı meyve ağaçları, bahçe ve biçenek olarak kulandığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacı ... temyiz dilekçesinde; dava konusu 1 50... parselin seferberlik döneminden bu yana dedesinin zilyetliğinde olduğunu, dedesinin vefatı ile taşınmazın babasına geçtiğini, babasından da kendisinin zilyetliğine geçtiğini, hava fotoğraflarında taşınmaz üzerinde ağaçların bulunduğunun belirtildiğini, 1 50... parsel ile asli müdahil ve davacıların bir ilgisinin olmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların mera vasfında olup olmadıkları ve taşınmazlar üzerinde davacılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve ...'ın temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacılardan ayrı ayrı alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/3827, K. 2026/1169, T. 23.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-3827-e-2026-1169-k-b3c685ec46c5