Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3408 E. 2026/3848 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3408
- Karar No
- 2026/3848
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1172 E., 2024/2395 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 27. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/7 E., 2021/436 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi 617 parsel sayılı 1.134,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz tarla vasfıyla davalı ... adına tapuya kayıtlıdır. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; 04.03.1965 tarihli tapulama çalışması ile 235 parsel ve 14.000,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın müvekkilin kök murisi ... mirasçıları adına 01.11.1945 tarih ve 2 nolu C:12, Sa:7 tapu kaydına dayalı olarak tahdit ve tespit edildiğini, Hazine tarafından 235 parsel sayılı taşınmaza yönelik dava açıldığını, Eyüp 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1994/744 Esas, 1996/638 Karar sayılı kararıyla taşınmazın bir kısmının miktar fazlası olduğu bahsiyle 1.134,00 m² alanlı kısmının mülkiyetine son verilerek tapu kaydının iptaline ve Hazine adına tapuya tesciline karar verildiğini, söz konusu karardaki gerekçenin Anayasal normlar kapsamında korunan mülkiyet hakkına ve AİHS'ye aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu 617 parsel sayılı taşınmazın, 235 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilerek tapuya tescil edildiğini, 235 parsel sayılı taşınmaz müvekkilin kök murislerinin mülkiyetinde iken; 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi kapsamına alınarak orman sınırları dışına çıkarıldığını, Hazine'nin 617 parsel taşınmaz sayılı taşınmaza ilişkin hukuka aykırı davayı, 235 parsel sayılı taşınmazın 12.866,00 m² alanlı kısmı içinde İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/4 59... /352 Karar sayılı dosyasıyla ileri sürdüğünü; dosyaya sunulan idare tarafından tanzim ve imza edilen 09.09.2016 tarihli inceleme raporuyla dava konusu taşınmaza ilişkin yapılan mülkiyet değişimine ilişkin tasarrufa son verilmesi gerektiğinin belirtildiğini, bu sefer davadan 6292 sayılı Kanun hükümlerine göre Hazinenin davadan feragat ettiğini, aynı tasarrufun 617 Parsel sayılı taşınmaz içinde gerçekleşmesi gerektiğini, ana taşınmaz olan 235 parsel sayılı 14.000 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın ... mirasçıları adına intikali akabinde 1/6 payının müvekkilinin annesi ...'a intikaliyle birlikte ve yine ...'ın çocukların arasında taşınmazın bölüşüldüğünü, 617 Parsel sayılı taşınmaza denk düşen kısmın müvekkilinin tasarrufuna bırakıldığını, müvekkilinin de söz konusu taşınmaz üzerinde 1990 tarihinden itibaren 136 baş büyük baş hayvan baktığını, taşınmaz üzerinde ahıllar ve bir takım hayvancılık ve zirai faaliyetlerini yürüttüğünü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 13. maddesi hükmü kapsamında müvekkilinin dava konusu taşınmazı ilk maliki olan üst soylarından iktisap ettiğini ve taşınmazı on yıldan çok daha fazla süresidir malik sıfatıyla zilyet olarak kullandığını, hukuka aykırı bir tasarruf ile taşınmazın Hazine adına tescil edildiğini, müvekkilinin 1940'lı yıllardan itibaren kök murisleri vasıtasıyla malik olduğu taşınmazda, 1990 yılından itibaren hem malik sıfatıyla zilyet olduğunu ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptaliyle müvekkili adına tapuya tesciline, aksi kanaatte ise; dava konusu taşınmaz üzerinde müvekkilinin zilyetliğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Eyüp 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/744 Esas sayılı dosyasından açılan tapu iptal tescil davası neticesinde verilen ve kesinleşen hükümle dava konusu taşınmazın hazine adına tescil edildiğini, kesin hüküm sebebiyle davanın reddi gerektiğini, ayrıca davacı kadastrodan önceki sebeplere dayanarak tapu iptal ve tescil talebinde bulunduğundan 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesinde yer alan 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle davanın reddi gerektiğini, yine davanın terditli olarak açıldığını ve davacının zilyetliğin tespitini istemekte hukuki yararı bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu 617 parsel sayı taşınmazın davalı ... adına mahkeme kararı ile hükmen tescil edildiği, dosyaya sunulan 09.09.2016 tarihli inceleme raporunun iş bu dosya esasına herhangi bir etkisinin bulunmadığı, İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi 2008/459 Esas sayılı dava dosyasında uyuşmazlığın, Eyüp 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1944/7 44... /6 38... .10.1996 tarihli kararı gereği davalı adına tesciline karar verilen 1.134,00 m²'lik miktarın dışındaki ifraz sonrasında 235 parselde kalan 12.866,00 m²'lik kısma ilişkin olduğu, Eyüp 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararı tapuda icra edilmediğinden toplam alanın 14.000,00 m² olarak gösterildiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 705/2. maddesi gereğince davalı Hazinenin 235 parseldeki 1.134,00 metrekarelik kısmın( dava konusu 617 parsel sayılı taşınmaz) mülkiyetinin Eyüp 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1944/7 44... /6 38... .10.1996 tarihli kararının kesinleştiği 09.04.1997 tarihinde kazandığı ancak tapuda ifraz ve tescilin 10.04.2015 tarihinde yapıldığı" gerekçesiyle davacının asıl talebinin reddine, davacının asli talebine nazaran zilyetik tespiti de davacıya herhangi bir hak sağlamayacağından ve tapulu taşınmazın zilyetlik yolu ile kazanımı mümkün olmadığından bu istemin de reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " dava konusu taşınmazın Eyüp 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1994/7 44... /6 38... .10.1996 tarihli kararı ile, ''Ağaçlı köyü 4 pafta 235 numaralı parselin tapulama tespiti sırasında 01.11.19 45... nolu tapu kaydı ile buna dayanak tutulan haritaya göre tespitinin yapıldığı ancak tapu kaydındaki miktar ile tespit sırasındaki miktarın birbirini tutmadığı, dayanak tapu kaydının sınırlarının değişebilir nitelikte sınır olması nedeni ile dayanak tapu kaydının miktarı ile geçerli olduğunun kabulü zorunlu olduğundan bu taşınmazın bilirkişi raporunda belirtilen 1.134, 00... 'lik miktarının tapu kaydının iptali..." gerekçesi ile 235 parselin 1.134,00 metrekarelik kısmının Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın derecattan geçerek 09.04.1997 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın halen Hazine adına kayıtlı olduğu, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı anlaşıldığı" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkilinin kök murisi adına tapuda zaten kayıtlı olduğunu ve haksız, hukuka aykırı bir tasarruf ile taşınmazın Hazine adına tescil edildiğini ve işbu tescil işleminin de hatalı olduğuna dair hazırlanan İnceleme Raporu ile birlikte hem 766 sayılı Tapulama Kanunu hem 3402 sayılı Kanun hükümleri hem de Yargıtay ilamları kapsamında ki doktrin görüşleri doğrultusunda, müvekkilinin kanunen zaten mülkiyetinde olan bir taşınmaz için mağdur olduğunu, müvekkilinin 3402 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında dava konusu taşınmazın ilk maliki olan üst soylarından iktisap ettiğini ve taşınmazı on yıldan çok daha fazla süresidir çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla zilyet olarak elinde bulundurduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazda davacı yararına iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup, davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.