Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2493 E. 2026/3847 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2493
Karar No
2026/3847
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1009 E., 2025/49 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Şile 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/47 E., 2022/242 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ...'dan intikal eden T.Evvel 1340 tarihli ve 1 ile 2 sıra numaralı tapu kayıtlarında mirasçı olarak hak sahibi olduğunu, söz konusu tapu kayıtlarının kadastro çalışmalarında revizyon görmediğini ve tescil harici bırakıldığını ve taşınmazın sabit hudutlu olduğunu belirterek, sınırları içerisinde kalan miktarın davacı ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Orman Kanun (3116 sayılı Kanun) hükümleri kapsamında yapılan orman kadastro çalışmalarında orman tahdit sınırları içerisinde kaldığını, zamanaşımı ile iktisap edilemeyeceğini belirterek, davanın reddini savunmuş ve dava konusu taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep etmiştir. 2. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kaldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "taşınmazın 1941 yılında kesinleşen orman sınırları içerisinde kaldığı ve zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak kazanılamayacağı, taşınmazın 1941 yılı ve öncesinde ağaçlık olduğu, toprağının orman toprağı olduğu, dava konusu yerin Çayırbaşı Devlet Ormanı içerisinde kaldığının anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın reddine, davalı Hazinenin tescil talebine yönelik karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " yörede ilk orman tahdidinin 3116 sayılı Kanun'a göre 1941 yılında yapıldığı, 11.10.1977 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 1744 sayılı Kanun'un 2. madde uygulaması, 13.12.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 3302 sayılı Kanun uygulaması, 2011 yılında da kısmi olarak 6831 sayılı Kanun'un 4999 sayılı Kanun'la değişik 9. madde uygulamasının yapıldığı, yapılan tüm orman kadastro çalışmalarında davacının tescilini talep ettiği alan 1941 yılında kesinleşen orman tahdit sınırları içerisinde kaldığı, daha sonra yapılan orman kadastrosu çalışmalarında da orman sınırları dışına çıkarılmadığı, yörede tapulama çalışmalarının ise 1965 yılında yapıldığı, davacının dayanağı tapu kayıtlarının revizyon görmediği ve hukuki değerini yitirdiği, hem orman tahdit çalışmasında hem de tapulama çalışmasının üzerinden 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği ve tapuların hukuki kıymetini yitirdiği, davacı vekilinin dosyaya sunduğu koordinatlı krokinin bilirkişiler tarafından uygulandığı ve rapordaki haritanın bire bir aynı olduğu, bu aşamada tanık dinlenmesinin dosyanın seyrini değiştirmeyeceği " gerekçesiyle ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığını, İlk Derece Mahkemece kendilerinden istenen koordinatlı krokinin yerine uygulanmadığını, bilirkişi raporunun dava edilen alana ilişkin olup olmadığının belirsiz olduğunu, kendilerinin eski tapu kaydına dayandığını ve tapuların kadastro sırasında revizyon görmeyip tescil harici bırakıldığını, Şile Asliye Hukuk Hakimliğinin 1969/5 D.İş dosyasındaki tespite göre müvekkillerine ait olduğunun sabit olduğunu, keşif tarihinde raporlu olmasına rağmen keşfin ertelenmediğini, tanıklarının dinlenmediğini verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kesinleşen tahdit sınırları içinde olup olmadığı, tahdit sınırları içinde olmadığının belirlenmesi halinde, tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup, davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2493, K. 2026/3847, T. 03.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-2493-e-2026-3847-k-4050564956e7