Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2398 E. 2026/3849 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2398
- Karar No
- 2026/3849
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/998 E., 2025/143 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/249 E., 2023/807 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Antalya ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan (eski 2617) 280 79... parsel sayılı 1.123,85 m² yüzölçümündeki taşınmaz taşlık ve çalılık vasfıyla Hazine adına tapuda kayıtlıdır. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin imar işlemleri sonucunda oluşan (eski 2617) 280 79... parsel sayılı taşınmazın zilyedi olduğunu, dava konusu yerde yapılan kadastro tespitine karşı açılan dava sonunda Mahkemece dava konusu taşınmazın ilk yapılan orman tahdidi sırasında Devlet ormanı kapsamı içerisine alındığı, daha sonra 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığı gerekçesiyle Hazine adına tesciline karar verildiğini ve kararın kesinleşerek ve tapuya tescil edildiğini, kesinleşmiş Mahkeme kararından da anlaşılacağı gibi, dava konusu yerin 2/B alanı olduğunu, müvekkilinin söz konusu yeri, 6292 sayılı Kanun hükümlerine göre doğrudan satın almak istediğini, ancak tapuda 2/B belirtmesi olmadığı için bu yerde kullanım tespiti yapılamadığını, bu nedenle davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğunun tespiti ile bu hususun tapuya şerh verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; ... köyü eski 2617 parsel sayılı taşınmazın Antalya Kadastro Mahkemesinin 1991/1423 Esas, 1992/801 sayılı Kararı gereğince hükmen Hazine adına 09.04.1992 tarihinde çalılık ve taşlık vasfıyla Hazine adına tescil edildiğini, davacı ... tarafından Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/732 Esasında "Tapu İptal ve Tescil" davasının 2008/136 sayılı kararı ile reddedildiğini, dava konusu taşınmazın 12.02.2016 tarihinde yapılan tespitte boş olduğunu, dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a uygulaması sonucu 280 79... parsel numarasını aldığını, parselasyon işlemi sonucu 280 79... parsel numarasını aldığını, imar uygulamasına Hazine tarafından Antalya 1. İdare Mahkemesi 2018/118 Esas sayılı dosyasında iptal davası açıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 280 79... parsel sayılı taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğunun tespiti ile bu hususun tapunun beyanlar hanesine şerh düşülmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "her ne kadar İlk Derece Mahkemesince önceki tarihli içtihatlar uyarınca davanın kabulü ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, sonrasında Dairemizin aynı yerde bulunan aynı durumdaki taşınmazlar hakkında aynı istemle açılan davalar sonucunda davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin içtihat edildiği, her ne kadar Dairece bu nitelikteki dosyalara ilişkin direnme kararları verilmiş ise de, direnme kararlarının da Hukuk Genel Kurulu tarafından bozulduğu, bu itibarla içtihatla açıklanan bölgenin hukuki durumuna göre, davaya konu taşınmazın 1942 yılında yapılan tahditte orman olduğu ve halen bu niteliğini koruduğu, hükmen tescile ilişkin Mahkeme kararının kesin hüküm niteliğinde bulunmadığı, Hukuk Genel Kurulu'nun ve Dairemizin bozma ilamları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kesinleşmiş Mahkeme kararına göre dava konusu taşınmazın 2/B arazisi olduğunu, aksi düşüncenin kesin hüküm kuralı ile bağdaşmayacağını, aynı mahiyetteki dosyalarda hükmen tescil kararlarının kesin hüküm olarak kabul edildiğini ve davanın kabulüne dair kararların Yargıtay incelemesinde onanarak kesinleştiğini, hükmen tescil kararının eldeki dava için kesin hüküm olarak kabul edilmemesinin Anayasal eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, yerel bilirkişi ile tanık beyanları ve bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın uzun süredir müvekkili tarafından kullanıldığının belirlendiğini, kesin hükmün kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen nazara alınmasını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu ve ayrıca hükmedilen vekalet ücretinin çok yüksek olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi ile orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olup olmadığı ve bu doğrultuda tapunun beyanlar hanesine anılan Kanun'un 2/B maddesi şerhi verilip verilemeyeceğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.