Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/18105 E. 2026/10365 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/18105
Karar No
2026/10365
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI: 2024/535 Esas, 2025/871 Karar KARAR: Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2021/81 Esas, 2023/479 Karar

Taraflar arasındaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi ve zapta karşı tekeffül hükümlerine dayalı tazminat istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ... Başkanlığı adına kayıtlı bulunan Niğde ili, Merkez ilçesi, ... Kasabası 2 04... parsel nolu taşınmazın toplu konutlara, müteahhitlere ve şahıslara satışının yapılabilmesi için encümene yetki verilmesi hususunda ... ... Meclisinin 01.03.2006 tarih ve 3 sayılı kararı alındığını, alınan meclis kararı ile yetki verilen ... encümeninin 04.04.2006 tarih ve 25-1 sayılı encümen kararı ile 10.688,52 m² yüzölçümlü arsa vasfındaki taşınmazın yapılan açık artırma sonucunda taşınmazın 879.500,00 YTL bedelle müvkekiline ihale edildiğini, ihale bedelinin ödendiğini; ancak taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile ... adına tescili için Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/52 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve tapunun 3. kişilere devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiğini öğrendiklerini ve müvekkilinin davaya karar aşamasında davalı ... ... Başkanlığı yanında feri müdahil olarak katıldığını, ... tarafından açılan tapu iptal ve tescil davasında Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.12.2012 tarihli ve 2008/52 Esas, 2012/698 Karar sayılı kararı ile davalı ... adına tapu kaydının iptali ile dosya davacısı ... adına tesciline karar verildiğini, kararın temyiz edildiğini ve Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 25.10.2013 tarihli ve 2013/8905 Esas, 2013/9887 Karar sayılı ilamı ile reddedildiğini, Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının 25.10.2013 tarihinde kesinleştiğini, bu tarih itibarıyla davalı Belediyenin tapu devri verme yükümlülüğü konusunda ifa imkansız hale geldiğini, dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesine rağmen tesis edilen işlemin hukuka aykıra olduğu gerekçesi ile Niğde Defterdarlığı Milli Emlak Müdürlüğü tarafından 16.07.2007 tarihinde açılan iptal davasında Aksaray İdare Mahkemesinin 02.06.2009 tarihli ve 2008/727 Esas, 2009/419 Karar sayılı kararı ile işlemden 05.03.2007 tarihinde haberdar olduğu gerekçesi ile açılan davayı süre aşımı nedeniyle reddettiğini, temyiz üzerine kararın Danıştaş 6. Dairesinin 12.03.2012 tarihli ve 2009/11285 Esas, 2012/951 Karar sayılı kararı ile onandığını, hukuksal dayanağını kusursuz sorumluluktan alan ve kusura değil tehlike prensibine dayanan davada 4721 Sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince müvekkili davacının zararından davalı Hazinenin sorumlu olduğunu, her iki davalının sorumlu oldukları tazminat miktarının ... kasabası 2 04... parsel nolu taşınmazın davalı ... tarafından müvekkili davacıya devrinin ifasının imkansız hale geldiği, 25.10.2013 tarihindeki rayiç değeri kadar olduğunu, taşınmaz için 1.048.364,00 TL ödenmiş ise de müvekkilinin gerçek zararının ödenen para miktarı kadar değil, kaybedilen taşınmazın rayiç bedeli kadar olduğunu, rayiç bedelin mahkeme tarafından keşifle belirlenmesini, keşif sırasında belirlenecek bedel üzerinden harcın yatırılarak davayı ıslah edeceklerini, fazlaya ilişkin hakları saklı kaymak kaydı ile 1.400.000,00 TL'nin ifanın imkansız hale geldiği, 25.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, dava değeri kadar alacak için davalı ... Belediyesi adına taşnımazların tapu kaydına ihtiyati haciz konulmasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin de karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı ... Başkanlığı, (Kapatılan ... ... Başkanlığına izafeten) vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedelin düşük olduğunu ileri sürmüştür.

2.Davalı ... (Kapatılan ... ... Başkanlığına izafeten) istinaf dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, ek dava ile talep miktarının arttırılamayacağını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, bedelin fahiş oluğunu, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.

3.Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat koşullarının oluşmadığını, davacının tapu maliki olmadığını, bilirkişi raporunun eksik inceleme ile tesis edildiğini, bedelin fahiş olduğunu, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı ... Belediyesi arasındaki sözleşme başlangıçta geçerli olarak kurulmasına rağmen Maliye Hazinesinin açtığı ve lehine sonuçlanan dava ile sözleşmenin ifası imkansız hale geldiğinden davacı gerçek ve güncel müspet zararını talep edebileceği bu itibarla; hukuksal dayanağını kusursuz sorumluluktan alan ve kusura değil tehlike prensibine dayanan davada, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince, davacının zararından davalı Hazinenin sorumlu olduğunu, somut olayda ihale tarihi itibarıyla taşınmaz davalı ... Belediyesi adına kayıtlı olup, satış bedeli üzerinden yasal masrafları ödendikten sonra taşınmaza 1.derece ipotek ve 40 ay süre ile vefa hakkı şerhi koymak kaydı ile davacı adına tapu devri yapılması mümkün iken dava dilekçesindeki beyanına göre davacı tasarruf yetkisinin sınırlanacağı, ipotek ve vefa hakkı müvellefiyeti ile sorumlu tutulmamak ve yeni bir masraf ödememek adına tapu devri için girişimde bulunmadığı; ancak bu başvurunun yapılmamış olmasının davacı yönünden bir eksiklik olarak kabul edilmemesi gerektiği; Zira tapunun davacıya geçirilmesine hukuken bir engel de bulunmadığı, yine davacının dava konusu taşınmazı geri alma imkanından, Maliye Hazinesinin açtığı ve lehine sonuçlanan tapu iptal ve tescil davasının kesinleşmesi nedeniyle bahsedilemeyeceği, dolayısıyla 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi şartlarının gerçekleşleştiği, davacı ihale sonrası taşınmaz devrini alabileceği inancı ile ödeme takvimi kapsamında ihale bedelini ... Belediyesine yatırmaya devam ettiği, dolayısıyla davacının geçerli bir sözleşme ile aldığı taşınmazın ihale bedelini ihale şartnamesi kapsamında ödemeye devam etmesi gerekirken, satın aldığı taşınmaz hakkında yargılaması devam eden tapu iptal ve tescil davası bulunduğundan bahisle edimini ( ihale bedeli ödemelerini) yerine getirmemesi gerektiği ile yine bu edimini yerine getirdiği için dava konusu ettiği zararın artmasına kendisinin sebebiyet verdiği şeklindeki değerlendirmenin kabulünün geçerli bir sözleşmenin varlığı karşısında mümkün olmadığı, davaya konu taşınmazın evveliyatının Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kamu orta malı mera olması, dava konusu taşınmazın bu niteliğini bilerek önce adına yolsuz tescilini sağlayıp sonrasında satan ... Belediyesinin ağır kusurlu olması, ağır kusurun varlığı hâlinde de illiyet bağı kesilmiş olacağından, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci madde gereğince kusursuz sorumluluk koşullarının gerçekleşmediği yönündeki davalı ... iddiasının ise hukuksal dayanağını kusursuz sorumluluktan alan ve kusura değil tehlike prensibine dayanan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayalı eldeki davada dinlenemeyeceği, davacının dava dilekçesindeki talebinde 1.400.000,00 TL bedelin yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve Niğde İl Özel İdaresinden müştereken ve müteselsilen tahsilini istediği, mahkemece davalı ... Hazinesinin 1.048.364,00 TL'lik kısımdan ifanın imkansızlığı tarihi olan 25.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle sorumlu tutulmasına karar verildiği, mahkemenin ... yönünden kurduğu hükmün kısmen kabul niteliğinde olduğundan reddedilen kısım yönünden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince Hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken hükümde yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu belirtse de, İlk Derece Mahkemesince davalı ... Hazinesinin sorumlu olduğu miktarın, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca gerçek zararı tazminle sınırlı olduğu, gerçek zararın da zarar görenin malvarlığında meydana gelen azalma miktarı olduğu belirtilerek, taşınmaz için davacının ödediği 1.048.364,00 TL 'nin gerçek zarar olarak, davalı ... Hazinesinin sorumlu olduğu miktarın sınırını oluşturduğu yönündeki tespitine göre, davalı ... açısından sorumlu olunan tüm miktar üzerinden davanın kabul edilmesi karşısında hükmolunan vekâlet ücretine ilişkin İlk Derece Mahkemesi değerlendirmesinin de yerinde görüldüğü, İlk Derece Mahkemesince, kaldırma kararı öncesinde 3, kaldırma kararı sonrasında 2 olmak üzere toplam 5 keşif sonucu rapor aldırıldığı ve taşınmazın arsa niteliğinde olduğu kabul edilip, metrekare birim fiyatı olarak 533,54 TL değer biçilen, önceki raporlara ait değerlendirmeleri ve emsal incelemelerini de içerir, dosya kapsamına uygun denetime elverişli 18.04.2023 tarihli dosya kapsamına uygun denetime elverişli son bilirkişi raporu hükme esas alınarak, dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu kabul edilip, asıl ve birleştirilen davanın kabulüne ilişkin verilen İlk Derece Mahkemesi kararı da yerinde olduğu gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

3.Davalı ... (Kapatılan ... ... Başkanlığına izafeten) vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin tüm, davalı idareler vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

3. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. Bilindiği üzere; "Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur" (4721 sayılı Kanun'un 705 nci maddesi) Tescilden önce mülkiyetin hangi hallerde kazanılacağı ise sözü edilen maddenin ikinci fıkrasında gösterilmiştir. Öte yandan, "ayni haklar, kütüğe tescil ile doğar, sınırlarını ve tarihlerini tescile göre alır." (4721 sayılı Kanun'un 1022/1 nci maddesi) "Kurulması kanunen tescile tâbi ayni haklar, tescil edilmedikçe varlık kazanamaz". (4721 sayılı Kanun'un 1021/1 nci maddesi) Değinilen kanun hükümlerinde öngörüldüğü üzere hukukumuzda ayni hakkın doğumu ve kaldırılması tescil işleminin yapılmış olmasına bağlıdır. Başka bir deyişle, hak tescil edilmedikçe ayni hak niteliğini kazanamaz. Mülkiyetin nakledildiğinden söz edilemez. Belirtilen yasal düzenlemelere göre, davacıya yapılan ihalenin icra ya da mahkeme satışı olmadığı, mülkiyetin ancak tescille kazanılacağı davaya konu olayda tescilin yapılmadığı gözetildiğinde, çekişmeli taşınmazın mülkiyetinin davacıya geçtiğini söyleyebilme olanağı olmadığı gibi oluşan zararın davalı Hazineden tahsili de mümkün değildir. Bu nedenle davanın davalı Hazine yönünden reddi gerekmektedir.

4.Kabule göre de; belirsiz alacak davası olarak açılan eldeki davada davacı, alacağı belirlenebilir hale geldikten sonra kesin talep sonucunu mahkemeye bildirecek olup aynı dava konusu ile ilgili ek dava açması mümkün değildir. Hal böyle iken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin tüm, davalı idare vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2.Davalı idare vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı ... İdaresinden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/18105, K. 2026/10365, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-18105-e-2026-10365-k-c3d15fab0340