Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/325 E. 2026/1881 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/325
Karar No
2026/1881
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/184 E., 2023/31 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sonucunda, 1 17... parsel sayılı 2.985,05 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle bir adet kargir, bir adet iki katlı betonarme ev ve arsası vasfıyla ... adına tespit ve tescil edilmiş, yargılama sırasında yapılan satış işlemi ile ... adına tapuya tescil edilmiştir. 2. Davacı Hazine temsilcisi Kadastro Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, taşınmaz hakkında ecrimisil tahakkuku ve tahsil işlemi yapıldığını, davalının taşınmaz üzerinde zilyetliğinin bulunmadığını ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. ... Kadastro Mahkemesinin 19.10.2015 tarihli ve 2015/71 Esas, 2015/48 Karar sayılı kararı ile davanın askı ilan süresi içinde açılmadığı gerekçesiyle verilen görevsizlik kararı Yargıtay denetiminden geçmek suretiyle kesinleşmiş, dosya Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; dava konusu taşınmazın atalarından kendisine kaldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.03.2017 tarihli ve 2016/75 Esas, 2017/59 Karar sayılı kararı ile davalı lehine zilyetlikle kazanma şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.01.2021 tarihli ve 2017/4002 Esas, 2021/512 Karar sayılı ilamıyla dava konusu taşınmaz başında fen ve ziraatçi bilirkişiler ile yerel bilirkişi ve taraf tanıkları eşliğinde yeniden keşif yapılması, dava konusu taşınmazla ilgili davacı Hazine tarafından davalıya ecrimisil tahakkuk ettirilip ettirilmediği ve davalı tarafça ecrimisil ödenip ödenmediğinin taraf tanıklarından sorulup saptanması, dosya arasındaki ecrimisil ihbarnameleri ve muhasebe işlem fişlerinin dava konusu taşınmaza ait olup olmadığının belirlenmesi, dosya arasındaki ecrimisil tahakkuk ve tahsilatına ilişkin belgelerin bu taşınmaza ait olduğunun anlaşılması halinde, ecrimisil ödemesinin cebri icra tehdidi altında yapılıp yapılmadığı üzerinde durulması, davalı tarafça ödemenin cebri icra tehdidi altında yapıldığının kanıtlanamaması durumunda, davalının Hazinenin üstün mülkiyetini kabul etmiş sayılacağının düşünülmesi, ecrimisile ilişkin bilgi ve belgelerin dava konusu taşınmaza ait olmadığının ya da dava konusu taşınmaza ait olmakla birlikte ödemenin, cebri icra tehdidi altında yapıldığının anlaşılması halinde ise, ziraatçi bilirkişiden alınacak raporda belirtilen ağaç yaşları (zeytin ağaçlarının deliceden aşılanmış olması halinde ise aşı yaşları) da dikkate alınarak toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, taşınmazın önceki maliki ...'ın dedesi olan Halil Savran tarafından kullanıldığı, taşınmazı sağlığında ...'a verdiği, ...'ın zilyetliğini nizasız, aralıksız ve malik sıfatıyla dedesi ile birlikte eklemeli olarak tespit tarihine kadar 40 yılı aşkın süredir sürdürdüğü, davalı tarafından dava konusu taşınmaz için Hazineye ecrimisil ödendiği, davacı idare tarafından tahakkuk ettirilen ecrimisilin, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (6183 sayılı Kanun) kapsamında tahsili gerektiği, ecrimisilin ödenmemesi halinde davalının cebri icra yolu ile ecrimisili ödemek zorunda kalacağı, cebri icra tehdidi altında ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin yapılan ödemenin bu durumu değiştirmeyeceği, bu nedenle ecrimisil ödenmesinin başlı başına mülkiyet iddiasını kabul anlamına gelmeyeceği, 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1. maddesinde düzenlenen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinim şartlarının davalı taraf lehine gerçekleştiği, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinme şartlarının gerçekleşmesi nedeniyle önceki davalı ... tarafından yeni malik ...'a yapılan devrin de yolsuz tescil sonucunu doğurmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince bozma ilamında belirtilen hususların dikkate alınmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun da eksik ve hatalı olduğunu, bu yöndeki itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davalı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı, davalı tarafından taşınmaz için yapılan ecrimisil ödemelerinin cebri icra tehdidi altında ödenip ödenmediği, Hazinenin üstün hakkının tanınmış sayılıp sayılmayacağına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince davalı tarafından dava konusu taşınmaz için Hazineye ecrimisil ödendiği, davacı İdare tarafından tahakkuk ettirilen ecrimisilin, 6183 sayılı Kanun kapsamında tahsili gerektiği, ecrimisilin ödenmemesi halinde davalının cebri icra yolu ile ecrimisili ödemek zorunda kalacağı, cebri icra tehdidi altında ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin yapılan ödemenin bu durumu değiştirmeyeceği, bu nedenle ecrimisil ödenmesinin başlı başına mülkiyet iddiasını kabul anlamına gelmeyeceği ve davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, dosya içerisinde bulunan davalının isim ve imzasını taşıyan Milli Emlak Müdürlüğüne hitaben yazılmış 04.06.2004 evrak kayıt tarihli taşınmaz kiralama talebini içerir dilekçenin, davalı tarafından sunulup sunulmadığı ve dava konusu taşınmaza ilişkin olup olmadığı araştırılmamıştır. Diğer yandan, 29.12.2021 tarihli ziraat bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda, dava konusu taşınmaz üzerinde bir adet yapı ve kalan kısımlarında nar, turunçgil-narenciye ve dut ağaçları bulunmakla birlikte taşınmazın genel olarak kapama zeytinlik vasfında kullanıldığı bildirilmesine rağmen, taşınmaz üzerinde bulunan ağaç sayısı ve yaşları ile taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ve şekli hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, böylece bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediği görülmüştür. Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince öncelikle dosya arasında bulunan 04.06.2004 evrak kayıt tarihli ve 2597 sayılı dilekçenin davalıya ve dava konusu taşınmaza ait olup olmadığı araştırılarak, dilekçenin dava konusu taşınmaz için davalı tarafından Milli Emlak Müdürlüğüne sunulduğunun anlaşılması halinde, davalı tarafça yapılan ecrimisil ödemelerinin cebri icra tehdidi altında yapılmadığı düşünülmeli; dilekçenin dava konusu taşınmaza ilişkin olmadığı ve/veya davalı tarafından verilmediğinin belirlenmesi durumunda ise, dava konusu taşınmaz başında bir fen ve üç kişilik ziraat bilirkişisi kurulu ile yerel bilirkişi ve taraf tanıkları eşliğinde yeniden keşif yapılmalı; ziraat bilirkişi kurulundan, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini, üzerindeki bitki örtüsünü, ağaçların cinsi, yaşı, aşılı olmaları halinde aşı ve kök yaşını belirtir, taşınmazın zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, taşınmaz bölümlerinin her yönünden çekilmiş renkli fotoğraflarını içeren, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/325, K. 2026/1881, T. 23.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-325-e-2026-1881-k-83510fe627a4