Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3157 E. 2026/3452 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3157
Karar No
2026/3452
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/128 E., 2025/1 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ..., ... Kadastro Mahkemesinde açtığı kadastro tespitine itiraz davasında; Bitlis ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 56... sayılı taşınmazın kendisine ait olmasına rağmen kısmen ham toprak, kısmen orman vasfıyla Hazine adına tespit edildiğini ileri sürerek, tespitin iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiş, ancak 04.09.2013 tarihli keşifte taşınmazın tescil harici alanda kaldığının belirlenmesi üzerine Mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosya görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.10.2015 tarihli ve 2014/21 Esas, 2015/101 Karar sayılı kararı ile "dava konusu taşınmazın tespit dışı bırakılma tarihinin 24.09.2003, dava tarihinin ise 20.11.2006 olduğu, bu iki tarih arasında 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 04.04.2022 tarihli ve 2021/8616 Esas, 2022/3213 Karar sayılı ilamıyla "dava konusu taşınmazın tescil harici bırakıldığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıl geçmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, salt bu nedenle sonuca gidilmesinin doğru olmadığı, usulüne uygun şekilde orman araştırması ile zilyetliğin niteliği ve süresine ilişkin inceleme yapılarak işin esasına girilmesinin gerektiği" belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile Bitlis ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan ve 22.01.2024 tarihli bilirkişi raporuna ek krokide (A) harfiyle gösterilen 3.716,18 m² ile (B) harfiyle gösterilen 7.611,09 m²’lik taşınmazların tarla vasfıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesi uyarınca davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını ve ayrıca zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Dosya kapsamı, toplanan deliller ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu taşınmazın (A) ve (B) harfleriyle gösterilen ve dere yatağının haricinde kalan bölümlerinin uzun yıllardır davacı ve öncesinde murisi tarafından tarımsal amaçla kullanıldığı, imar ve ihya faaliyetlerinin tamamlandığı ve davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, dosya kapsamındaki 1973, 1984, 19 94... tarihli hava fotoğraflarında taşınmazın güney kesiminde yer alan dere yatağının açıkça görüldüğü, özellikle 1994 tarihli hava fotoğrafında dere yatağının sınır ve güzergâhının belirgin şekilde izlenebildiği, ayrıca jeoloji bilirkişisi raporunda da dere yatağının taşınmazın güneyinden başlayarak dava konusu alan boyunca kuzeydoğu yönüne doğru uzanan mevsimsel aktif bir akış hattı niteliğinde bulunduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere dere yatakları Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup, bu nitelikteki yerlerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, hava fotoğrafları ve teknik raporlarla varlığı sabit olan dere yatağı bölümünün taşınmazın diğer kısımlarından ayrılarak değerlendirilmesi zorunludur. Ancak İlk Derece Mahkemesince anılan hususlar gözetilerek dere yatağında kaldığı belirlenen kısımların zeminde sınırlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi ve bu bölümler yönünden davanın reddine, kalan kısımlar yönünden ise davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, taşınmazın tamamı hakkında yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılacak keşifte 1973, 1984, 19 94... tarihli hava fotoğrafları birlikte değerlendirilmekle birlikte, özellikle 1994 tarihli hava fotoğrafı esas alınarak dere yatağı bölümünün fen ve jeoloji bilirkişileri marifetiyle açıkça belirlenmesi, bu kısma yönelik açılan davanın reddedilmesi, kalan kısımlar yönünden ise davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/3157, K. 2026/3452, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-3157-e-2026-3452-k-97fc8894c831