Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3156 E. 2026/3470 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3156
Karar No
2026/3470
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/450 E., 2023/205 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı, davalılar Hazine vekili, Orman İdaresi vekili, ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; sınırlarını bildirdiği ... Köyü ... Kışlası ve köy civarı mevkiinde bulunan iki parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinme koşullarının müvekkili yararına oluştuğunu iddia ederek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi hükmüne göre müvekkili adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.09.2016 tarihli ve 2015/860 Esas, 2016/799 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı, davalılar Hazine vekili, Orman İdaresi vekili ve ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.11.2020 tarihli ve 2020/8448 Esas, 2020/5792 Karar sayılı ilamıyla “ somut olayda dava, Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği hasım gösterilerek açılmış olup, yargılama sırasında 6360 sayılı Kanun gereğince yasal hasım konumundaki ... davaya dahil edilmiştir. Ne var ki; karar tarihinden önce yürürlüğe giren 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi Ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu hükümleri uyarınca Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığının da davada taraf olması gerektiği Mahkemece gözden kaçırılmıştır. Bu nedenle davada taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Taraf teşkilinin sağlanması dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esasına girilemez Ayrıca yapılan inceleme ve araştırma da hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece, davacı yararına taşınmazın (A) ve (B) bölümü üzerinde imar-ihya nedeniyle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı yöntemince araştırılmamış, bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğrafı incelemesi olduğu halde, hava fotoğrafı incelemesi yapan orman bilirkişisi (A) ve (B) bölümlerinin açıklık alan olarak göründüğünü belirtmekle yetinmiş olup taşınmazın sınırlarının açık olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapmamıştır.Ayrıca bozmadan önceki hükme esas fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen kısmın son hükümde (C) ile gösterilen yer ile aynı olup olmadığı netleştirilmemiş, davacının ilk kararda aleyhine verilen ve temyiz etmediği (B) bölümünün son kararda hangi alanı kapsadığı belirlenmediğinden davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın korunup korunmadığı yetersiz bilirkişi raporları sebebiyle denetlenememektedir.” gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “uzman bilirkişi raporlarına göre krokide (A) ve (B) harfleri ile gösterilen kısımlarda dava tarihi itibarıyla davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu, aynı raporda (C) harfi ile gösterilen kısımda ise zilyetlikle kazanma şartlarının oluşmadığı” gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne Adana ili ... ilçesi ... köyü ... Kışlası mevkinde bulunan fen bilirkişisinin 25.04.2016 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 17.884,05 m² alan ve (B) harfi ile gösterilen 19.296,66 m² alanın son parsel numarası verilmek sureti ile davacı adına tapuya tesciline, aynı raporda (C) harfi ile gösterilen 3.154,50 m²lik yer için açılan davanın reddine karar verilmiştir V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... temyiz dilekçesinde; reddedilen (C) bölümünde de zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunu belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunu belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. 4. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılan yerlerden olup olmadığı ve davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilşkindir. 1. Davacı ...'ın bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen yere ilşkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; dava konusu yerin bozma kararı öncesi ilk hükümde (B) harfi ile gösterildiği ve bu bölüme yönelik verilen ret kararının davacı tarafından temyiz edilmediği, bu haliyle davalılar yararına usuli kazanılmış hakkın gerçekleştiği anlaşıldığından davacının temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davalılar Hazine vekili, Orman İdaresi vekili ve ... vekilinin bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfleri ile gösterilen kısımlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesice (A) ve (B) bölümleri yönünden davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir. Şöyle ki; dava tarihi 2003 olup davacının dava konusu taşınmazı kazanabilmesi için 1983 yılı itibarıyla taşınmazda imar ihya çalışmasını tamamlaması gerekmektedir. Hükme esas alınan 02.06.2022 tarihli harita bilirkişi raporu incelendiğinde 1975 yılı hava fotoğrafı itibarıyla (B) bölümünün büyük kısmının kullanılmadığı, (A) bölümünün ise bir kısmının kullanılmadığı anlaşılmaktadır. Dosya içerisinde 1983 yılına en yakın başka hava fotoğrafı olmadığından sonraki yıllarda kullanılmayan bu bölümlerde herhangi bir değişim olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bu sebeple Mahkemece 1983 yılına en yakın tarihli hava fotoğrafı ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, bir fen bilirkişisi, orman bilirkişisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, getirtilen belgeler dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmazlar, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazların gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazların niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazların imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulundan taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve ... olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Kabule göre de davalı Hazine vekilinin dava konusu (A), (B) ve (C) bölümleri yönünden Hazine adına tescil talebi olmasına rağmen bu talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de isabetsizdir. V. KARAR Yukarıda (V.B.1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacının dava konusu (C) bölümüne yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, (V.B.2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalılar Hazine vekili, Orman İdaresi vekili ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA 1086 sayılı Kanun'un 440/I. maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/3156, K. 2026/3470, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-3156-e-2026-3470-k-ae7c08e8a012