Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2540 E. 2026/4002 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2540
- Karar No
- 2026/4002
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/162 E., 2016/456 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... dava dilekçesinde; Antalya ili ... ilçesi ... beldesi ... Mahallesi içerisinde doğusu ölü... tarlası ve 516 numaralı kadastro parseli, batısı ölü ... varisleri tarlası ve evi, güneyi ... Köy yolu, kuzeyi ... evi ve 518 numaralı kadastro parseli bulunan yaklaşık 1.000 m²lik yerin, 1960-1999 yılları arasında babası ...'nin zilyetlik ve tasarrufu altında olduğunu ve murisinin ölümü ile de bu tasarrufun kendisine geçtiğini belirterek, bu taşınmazın tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Serik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.04.2016 tarihli ve 2013/162 Esas, 2016/456 Karar sayılı kararı ile, "taşınmazda bilirkişi incelemesi sonucu imar ve ihyanın tamamlandığı, mahalli bilirkişisi beyanları ile de bu durumun örtüştüğü, en eski tarihli hava fotoğraflarında dava konusu yerin ekilip sürüldüğü, üzerinde kayda değer orman bitki örtüsünün bulunmadığı, bilirkişi tarafından memleket ve amenajman haritaları ile hava fotoğraflarından elde edilen bulguların uyumlu olduğu, meyil durumunun %4-5 arasında olduğu, toprak muhafaza karakteri taşımadığı, 3116 sayılı Kanuna göre orman sayılan yerlerden olmadığı, 1953 yılından dava tarihi olan 2013 yılına kadar 60 seneye yakın bir zaman süresince nizasız ve fasılasız zilyet olunarak taşınmazın mülkiyetinin iktisap edildiği, davacı tarafça eksik harcın ikmal edildiği ve davacının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle, davanın kabulüne, fen bilirkişileri tarafından hazırlanan 17.09.2015 tarihli raporda (A) harfiyle gösterilen sarı ile boyalı 712,92 m² yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; Devlet ormanlarının zamanaşımı kuralıyla kazanılması ve özel mülke dönüştürülmesi yolunun 19 61... Anayasaları, 3402 sayılı Kadastro Kanunu ve yerleşik Yargıtay kararlarıyla kapalı olduunu, yine öncesi orman olan bir yer üzerindeki orman bitki örtüsünün kaldırılmasının toprağının orman olma niteliğini değiştirmeyeceğini, dava konusu edilen taşınmazın zilyetlikle iktisaba elverişli taşınmazlardan da olmadığını, her ne kadar davacının davası 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesine dayalı olarak kabul edilmiş olsa da, kanunun aradığı şartların davacı tarafından tam olarak sağlanıp sağlanmadığının araştırılmadan karar verildiğini, davacının zilyetliğinin eklemeli ve kesintisiz bir şekilde gerçekleşip gerçekleşmediği tam olarak incelenmediğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tamamının, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan bir yer olduğunu, bu gibi yerlerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisabı mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazın, kanuni şartları haiz imar ve ihyasının oluşmadığını, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık anlatımlarının maddi gerçeği yansıtmadığını, bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmaz üzerinde imar ve ihya suretiyle istikrarlı bir tarım faaliyeti (kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin) tespit edilemediğini, kaldı ki öncesi orman olan bir yer üzerindeki orman bitki örtüsünün kaldırılmış olmasının, toprağın orman olan niteliğini değiştirmediğini, tapulama harici bırakılmış olan bu taşınmazın bir bütünlük arz ettiğinden, tamamen “Orman” vasfında olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi gereğince, Hazine adına tespit edilmesi gereken dava konusu taşınmazın, neden tescil harici bırakıldığı hususunun Kadastro Müdürlüğüne dahi sorulmadan, davacı lehine hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazda davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar Hazine vekili ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden ve 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.