Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3448 E. 2026/3998 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3448
- Karar No
- 2026/3998
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/357 E., 2024/558 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... İdaresi ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. İzmir ili ... ilçesi ... Mahallesinde 27.10.1995 tarihinde kesinleşen 3402 sayılı Kanun'un ek madde 4 kapsamında yapılan çalışmalarda 2572 parsel sayılı 28.328,92 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfı ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiş ve parselin tamamının "... oğlu ... tarafından 20 yılı aşkın zamandır kullanıldığı" belirtilmiştir. 07.10.1999 tarihinde de 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca davalı ... tarafından satın alınmıştır. 2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; İzmir ili ... ilçesi ... Mevkinde bulunan davaya konu ettikleri taşınmazın 327 Numaralı orman bölgesinde, bir kısmının Kaynaklar Orman Kadastro sınırlarında, bir kısmının ise Sarnıç Orman Kadastrosu sınırlarında kaldığını, taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesine göre yapılan uygulamalara konu edilmediğini, davalı hakkında Orman Kanununa muhalefet suçundan kamu davası ve meydana gelen İdare zararının tahsili için Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını ileri sürerek, davalı adına kayıtlı İzmir ili ... ilçesi ... Mahallesi 2572 parselin tapu kaydının iptaline, taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tapuya tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazı davalının 6292 sayılı Kanun gereğince satın aldığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2019 tarihli ve 2017/374 Esas, 2019/495 Karar sayılı kararı ile "dava konusu taşınmazın orman tahdit sınırları içinde kalmadığı ve 1953, 1964, 19 73... yılı hava fotoğraflarında da fiilen orman olmadığı ve tarımsal amaçla kullanıldığının tespit edildiği ve davanın ispat edilemediği " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2019 tarihli ve 2017/374 Esas, 2019/495 Karar sayılı kararına karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 13.01.2020 tarihli kararı ile "dava, yolsuz tescil iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, dava konusu taşınmazın orman tahdit sınırları içinde kalmadığı ve fiilen de orman niteliğinde olmadığı, dava konusu taşınmazın Hazine tarafından zilyedi olan davalıya satıldığı, satış işleminden önce açılmış bir davanın bulunmadığı, tapuya tescil işleminin mevzuata uygun olup, tapu kaydının oluşumunda bir yolsuzluk bulunmadığı, satış işlemi iptal edilmeden tapu kaydının iptali ve tescili istemi ile dava açılamayacağı" gerekçesiyle davacı ... İdaresi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 13.01.2020 tarihli kararına karşı kararının davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 07.06.2022 tarihli ve 2021/7377 Esas, 2022/5393 Karar sayılı ilamıyla "Dava konusu taşınmazın B harfi ile gösterilen bölümünün Kaynaklar Köyünde ilk orman tahdidinde orman tahdit sınırları içerisinde bırakıldığı ancak sonrasında yapılan 2/B çalışmalarında ise idari sınırlardan bahsedilerek 2/B kapsamına alınmadığı açık olup her ne kadar B harfi ile gösterilen bölümün Kaynaklar Köyünde yapılan 2/B çalışmaları sırasında aslında 2/B vasfını taşıdığı kabul edilse dahi orman tahdidi ve 2/B çalışmalarının kesinleştiği ve taşınmazın B bölümünün bu çalışmalarda 2/B'ye konu olmadığı belirlendiğine göre 1948 yılında kesinleşen ilk orman tahdidinde orman sınırları içerisinde kaldığı yönünde bir tereddüt olmadığı, ancak bilirkişi raporunda 2/B tahdit tutanaklarında yazılı mesafe ve yüzölçümleri net şekilde gösterilmediğinden, 2/B tahdit tutanaklarında yazan mesafe ve ölçülerle birlikte eski yolun konumu tespit edilip B harfi ile gösterilen bölümün yüzölçümünün net olarak belirlenmemesi doğru olmadığından; Mahkemece bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden keşif yapılarak, keşifte orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, dava konusu taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek krokili rapor alınmalı, raporda 2/B çalışma tutanaklarında poligon P.LXIII'in özellikle Sarnıç Köyü yönündeki sınırı tahdit tutanaklarında anlatıldığı şekilde kuzeybatı yönde eğri hatla çizilerek 2/B tutanaklarında yazılı mesafeler dikkate alınıp eski yolu takiple başlangıç noktasına gelinmeli ve poligon kapatıldıktan sonra B harfi ile gösterilen taşınmazın yüzölçümü net şekilde belirlenerek bu kısmın 2/B çalışmaları ile orman sınırları dışına çıkarılmadığı gözönüne alınarak davanın kabulüne karar verilmesi" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "bozmadan sonra yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere orman sınır noktaları haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki orman sınır noktaları bulunmuş, röperlenmiş, dava konusu taşınmazın orman kadastrosu haritasına göre, Buca ve Gaziemir ilçeleri mülki sınırlarının pafta kenarlaşma hatası nedeni ile Kaynaklar (... Mahallesi) kısmında kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı halde kısmen uygulama dışı alanda kısmen de 2/B uygulama alanı içinde kaldığı tespit edilmiş ve 520 06... parsel (eski 2572 parsel) sınırları ile tespit edilen yol sınırları ve koordinat değerleri bilgisayar ortamında değerlendirildiğinde, 520 06... parselin 16.522,73 metrekarelik kısmının kesinleşen orman sınır hattı içinde, 11.838,59 metrekarelik kısmının ise yine kesinleşen LXIII nolu 2/B bloğu içinde kaldığı, orman sınırı içinde ve dışında kalan kısımların krokide gösterildiği, konumun kadastro paftası üzerinde gösterildiği, buna göre B harfi ile gösterilen taşımazın yüzölçümü net olarak belirlenmiş olduğu ve bu kısmın orman sınırları dışına çıkarılmadığı, 2/B vasfında olmadığı, orman vasfında olduğu, satışının davalıya kazanılmış hak sağlamayacağı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, İzmir ili ... ilçesi ... Mahallesi 52006 ada, 2 parselde 16.522,73 metrekarelik alanın tapu kaydının iptali ile Orman vasfı ile Hazine adına tesciline, 16.04.2024 tarihli rapor ekindeki kroki ve 12.07.2019 tarihli raporun kararın eki sayılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; idare aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, uygulamada da tapu iptal ve tescil davalarında davanın davaya konu parselin orman sınırları içerisinde kalan kısım için açıldığından, davalı lehine ücreti vekalete hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin tapulu tarlasının orman alanı olduğu iddiasıyla açılan davada, aslında bu yerin orman alanı dışında kıraç bir alan olup ve müvekkili ve babası tarafından ihya edildiğini, Orman Kadastro Komisyonu’nun 11.08.1989 tarihli tutanağında da "...bu yerin 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden olduğu, tarım alanı haline dönüştüğü, halen aynı özellikleri taşıdığı, tarım alanı olarak kullanılmasında yarar olduğu görülmekle 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılmasına oybirliği ile karar verildi." belirtildiğini, dosyada 30.05.2019 tarihinde yapılan keşifte tanıkların dinlenmediğini ve İlk Derece Mahkemenin kararında tanık beyanları hiç dikkate alınmadığını, tanıklar, müvekkilinin ormandan açma yapmadığını da ifade ettiklerini, tanık ..., taşınmazda kuyu olduğunu ve orman arazisinde kuyu bulunmayacağının açık olduğunu, tapu kaydıyla sabit olduğu üzere Hazine de davaya konu taşınmazı 07.10.1999 tarihinde 4529 yevmiye sayılı işlemle bedeli karşılığında müvekkiline sattığını, bu işlemden sonra, tapu iptal ve tescil davası açılmasının kötüniyetli olduğunun açık olduğunu, bilirkişi raporunda davaya konu yerin gerçekte orman olmadığının tespit edildiğini, ancak 2/B işlemlerinin hukuka uygun tamamlanmadığı ileri sürülerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; 6292 Sayılı Kanun gereğince yapılan satış işleminin ve bunun sonucu oluşan tapu kaydının yolsuz şekilde oluştuğu iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına, bozma sonrası İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.11.2024 tarihli ve 2022/357 Esas, 2024/558 Karar sayılı gerekçe ve hüküm kısmında her ne kadar 16.04.2024 tarihli rapor ekine göre "16.518,06 metrekarelik rapora atıf yapılmışsa da, 12.07.2024 tarihli ek raporda" 520 06... parsel (eski 2572 parsel) sınırları ile tespit edilen yol sınırları ve koordinat değerleri bilgisayar ortamında değerlendirildiğinde; 52.0 06... parselin 16.522,73 metrekarelik kısmının kesinleşen orman sınır hattı içinde kaldığı belirtilerek düzeltildiğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı ... İdaresi ve davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.