Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1459 E. 2026/3987 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1459
- Karar No
- 2026/3987
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/178 E., 2023/156 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda davanın niteliği itibarıyla duruşma talebinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında,... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2 41... parsel sayılı 161 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Sulh Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle 21.05.1991 tarihinde tespit edilmiştir. 2. Davacı ... tarafından davalı ... aleyhine Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve tescil davasında, taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olmasına rağmen 19.03.1992 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ve taşınmazın malik hanesi açık kalmıştır. Davacılar ... mirasçıları, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak Asliye Hukuk Mahkemesinde 05.12.2011 tarihinde malik hanesi boş bırakılan taşınmazın miras bırakan ... mirasçıları adlarına tescili istemiyle dava açmışlar, dava; davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu edilen taşınmazın öncesinde tapu kaydının olduğunu ve sonrasında o mahalde yapılan kadastro çalışmaları neticesinde yeni parsel numarası aldığını, taşınmazın eski tapu kaydına karşı davalıların murisi ... tarafından davacıların murisi ... aleyhine tapu iptal ve tescil davası açılmış olduğunu ancak dava esnasında dava konusu taşınmazda kadastro tespiti yapıldığını ve kadastro tutanağında hak sahiplerinin belirtilmiş olmasına rağmen taşınmazın malik hanesinin nizalı olduğu gerekçesiyle boş bırakıldığını, dava konusu edilen taşınmazın tapulu olduğunu ve hak sahipleri arasında Hazinenin bulunmadığını, davanın Hazinenin hasım gösterilerek açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek Hazine yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddini savunmuştur. 2. Bir kısım davalılar aşamalardaki beyanlarında; davaya konu taşınmazın miras bırakanları ...'tan kendilerine kaldığını, davacıların davaya konu taşınmazda haklarının bulunmadığını belirterek 1914 doğumlu ... varisleri adına tescilini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 01.07.2019 tarihli ve 2018/14 Esas, 2019/71 Karar sayılı kararı ile davanın reddine, çekişmeli 2 41... parsel sayılı taşınmazın arsa vasfı ile hüküm yerinde gösterilen miras payları oranında ... mirasçıları adlarına tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... ve arkadaşları vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 16.05.2022 tarihli ve 2021/3396 Esas, 2022/4548 Karar sayılı ilamıyla; "Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediği; davacı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde, Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davacının dayanak tapu kaydının, çekişmeli taşınmaza uyduğu uyuşmazlık konusu olmadığı, uyuşmazlık, tapu kayıt malikleri arasında yöntemince taksim yapılıp yapılmadığı noktasında toplandığı, davalı ...'ın, Karacasu Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 1987/465 Esas sayılı dosyası ile davacı ... aleyhine açtığı iş bu davaya dayanak yapılan tapu kaydının iptal ve tescil davasında, tapu kayıt maliki mirasçısı olan kardeşi .... ile taksim yaptıklarını, bu taksimle 20.10.1987 tarihli ve 15 sıra numaralı tapu kaydıyla davalı kardeşi ...'ye başka yerden taşınmaz satın aldığını iddia ettiği, anılan tapu kaydı tedavülleriyle birlikte getirtildiği, ne var ki tapu kaydının intikallerinde satın alan kişinin davacı (davalı) ... değil, ...'nün eşi ... oğlu ... olduğunun anlaşıldığı, öte yandan mahallinde yapılan keşifler sırasında, dava konusu taşınmaz üzerinde evvelinde ev olduğu ancak 1975 tarihinde çıkan yangın neticesinde yandığı ve o tarihten beri kimsenin zilyet olmadığını beyan ettiklerinin anlaşıldığı, taksimi iddia eden taraf, bu iddiasını ispat etmekle mükellef olup, dosya kapsamı ile taksimin ispat edilemediğinin anlaşıldığı, davalı ...'ın taşınmaz üzerinde uzun süreli zilyetliğinin olmadığı anlaşıldığına göre, davacı ve davalı tarafa tapu kaydından intikal eden payları oranında tescil hükmü kurulması gerektiği" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davaya konu taşınmazın 21.05.1991 tarihinde tespit ve sınırlamasının yapıldığı, 320 Mart sıra 23, cilt 2 ve sayfa 15 de kayıtlı tapu kaydının bulunduğu Karacasu Sulh Hukuk Mahkemesinin 1987/465 Esas sayılı dosyada davalı olduğu belirtilerek malik hanesinin boş bırakılıp Kadastro Mahkemesine devredildiği; davacılar ... ve arkadaşları 05.12.2011 tarihinde yukarıda dava kısmında içeriği ve davalıları açıklanan eldeki davayı açtıkları; davanın taraflarının tutundukları Şubat 319 tarihli ve 23 sıra tapu kaydının ... zevcesi ... ve kızı ... adına olduğu, tapu kaydının son tedavülünün bu olduğu; tarafların bu kayıt maliklerinin mirasçılarından bir kısmını oluşturduğu; dosyaya ...’nin birbirinden farklı veraset belgelerinin ibraz edildiği, ibraz edilen veraset belgelerinin birbiri ile çeliştiği; en son tarihli veraset belgesinin de doğru olmadığı, MK öncesi tarihten kalan mirasla ilgili feraiz hükümlerini nazara almadığı, varislerin bir kısmını kapsamadığı; davaya konu taşınmazın tarafların kök miras bırakanları ... eşi ... ve kızı ...’nin adlarına kayıtlı olduğu; davalı ...'ın, Karacasu Sulh Hukuk Mahkemesinin 1987/465 Esas sayılı dosyası ile davacı ... aleyhine açtığı iş bu davaya dayanak yapılan tapu kaydının iptal ve tescil davasında, tapu kayıt maliki mirasçısı olan kardeşi ... ile taksim yaptıklarını, bu taksimle 20.10.1987 tarihli ve 15 sıra numaralı tapu kaydıyla davalı kardeşi ...'ye başka yerden taşınmaz satın aldığını iddia ettiği; anılan tapu kaydının tedavülleriyle birlikte getirtilip dosyaya konduğu, ne tapu kaydının intikallerinde satın alan kişinin davacı (davalı) ... değil, ...'nün eşi ... oğlu ... olduğu; mahallinde yapılan keşifler sırasında, yerinde dinlenen kişilerin dava konusu taşınmaz üzerinde evvelinde ev olduğu ancak 1975 tarihinde çıkan yangın neticesinde yandığı ve o tarihten beri kimsenin zilyet olmadığını beyan ettikleri; taksimi iddia eden ve taksime tutunan tarafın, bu iddiasını ispat etmekle mükellef olduğu, taksime tutunan davalıların taksimi ispat edemedikleri, davalı ...'ın taşınmaz üzerinde uzun süreli zilyetliğinin olmadığı; taraf gerçek kişilerin taşınmazın ortak miras bırakandan kaldığı noktasında ihtilaflarının bulunmadığı; davaya konu taşınmaz üzerinde davalı Hazine lehine mülkiyet kazanma koşullarının gerçekleşmediği, Hazine vekilinin Hazine adına tescil talebinin reddine karar vermek gerektiği, davacıların davalarının kabulü ile davaya konu taşınmazın davanın tarafı gerçek kişiler arasında; tarafların kök miras bırakanları ...’nin ardıllarını gösterir Karacasu Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/371 Esas-386 Karar sayılı ardıllık belgesinde belirlenen paylar arasında tescil hükmü kurulması gerektiği" gerekçesiyle davalı Hazinenin tescil talebinin reddine, davacıların davalarının kabulüne, dava konusu 2 41... parselin arsa vasfı ile tespit ve davanın tarafı gerçek kişilerin ortak miras bırakanı Şerife'nin ardıllarını gösterir Karacasu Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/371-386 Esas-Karar sayılı ardıllık belgesinde gösterilen paylarla ardılları adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece, davalıların miras bırakan ... ile davacıların miras bırakanı ... arasında taksim yapıldığı yönündeki savunmanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bu değerlendirme dosya kapsamındaki delillerle bağdaşmadığı, zira tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarından, dava konusu taşınmazın uzun yıllar boyunca ... ve ailesi tarafından malik sıfatıyla kullanıldığı, taşınmazın yanmasına kadar burada oturulduğu, yangından sonra da taşınmaza ilişkin vergi ve diğer mali yükümlülüklerin yalnızca ... ve mirasçılarınca yerine getirildiği, buna karşılık davacıların murisi ...'nün taşınmaz üzerinde herhangi bir kullanımının, zilyetliğinin veya mali yükümlülük üstlenmesinin bulunmadığı, ayrıca ...'ın ...'ye ayrı bir ev temin ettiği, bu nedenle taraflar arasında fiili paylaşımın gerçekleştiği, dosya kapsamındaki yazılı belgeler, ödeme makbuzları, tanık anlatımları ve önceki karar gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, taksimin gerçekleştiğinin davalılar tarafından ispatlandığını bildirmiş, dilekçesinde açıkladığı sair ve re'sen gözetilecek hususlarla birlikte kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı bulunduğunu bildirmiş, dilekçesinde açıkladığı sair ve re'sen gözetilecek hususlarla birlikte kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kadastro tespiti sırasında malik hanesi boş bırakılan taşınmazın malik hanesinin doldurulmasına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar Hazine vekili ve ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 462,15 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.