Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1728 E. 2026/168 K. – Kadastro Tespitin
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1728
- Karar No
- 2026/168
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 1962/42 E., 1962/96 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen 07.01.2025 tarihli ek karar ile dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ek kararı davacılar ... ve ... vekili ve davalı ... Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 19 76... parsel sayılı 116,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, arsa vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Asıl dosya davacıları ... ve arkadaşları, miras yoluyla gelen hak ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine; birleşen dosya davacısı ... (...) ... ise satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. II.CEVAP Davalı köy tüzel kişiliği, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.04.1955 tarihli ve 1955/333 Esas, 1958/52 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın birleşen dosya davacısı ... (...) adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl dosya davacısı ... ve arkadaşları ve ... Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisi tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 12.01.1959 tarihli ve 1958/8615 Esas, 1959/206 Karar sayılı ilamıyla "...dava konusu 19 76... parsel sayılı taşınmazın ... köy Hükmi Şahsiyeti adına mera olarak fermanla tahsis ve hükmen teyit edildiğine, köy meralarının zamanaşımı yahut imar ihya yolu ile iktisabı mümkün olmadığına göre, nizalı parselin ... merası olarak tespit edilmekle iktifa edilmesi iktiza ederken bu cihetten zuhul edilerek nizalı parselin fermanın ve evvelce ittihaz edilen hükmün şümulü dahilinde kaldığı kabul edilmekle birlikte evvelki davada davalı taraf olmadığı için muhkem kaziye teşkil etmeyeceğinden vs. bahisle yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "dava konusu alanın evveliyatında padişah fermanı ve mahkeme kararı ile mera alanı içerisinde kaldığı, ... Köyü'nün bazı sahalarının ... köyü mera hududu içerisinde kaldığı, bu yerlerde Muhtar ve İhtiyar heyetinin iskan için yerler ayırıp cüzi bedeller karşılığında yer sattıkları, yine bir kısım şahıslarında lehlerine iktisap koşullarının oluştuğunu ileri sürerek dava açtıkları ve çeşitli kararlar verildiği, ancak meraların özel mülkiyete konu olamayacağı, bununla birlikte 5618 sayılı Çiftçiyi topraklandırma Kanunu çerçevesinde yapılan çalışma ile (17.03.1954 tarihli tutanak) dava konusu yerin Hazine'nin uhdesine geçtiği; 1954 tarihli tutanağın hüküm tarihinden evvel olduğu halde temyiz mahkemesince mera olduğu tespiti ile yetinilmesi gerektiğinin belirtildiği, ancak durumun böyle olmayıp ... Çiftliği hududunda sayıldıkça Hazine mülkiyetinde olduğundan kazanılamayacağı; taşınmazın mera olmaktan çıktığı tarih ile dava tarihi arasında 20 yılda geçmediğinden kazanılamayacağı.." gerekçesiyle davaların reddine ve Hazine adına tespitine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ..., ... ile ... İzel'in mirasçıları ... ve müşterekleri ile ... ve ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 29.12.2021 tarihli ve 2021/15815 Esas, 2021/13142 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş; Dairemiz ilamına karşı ... ve Süreyya Ayverdi tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 25.04.2022 tarihli ve 2022/2735 Esas, 2022/3995 Karar sayılı ilamı ile karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilerek hüküm aynı tarihte kesinleşmiştir. İlk Derece Mahkeme 07.01.2025 tarihli ek kararıyla "... Mahkememiz dosyasından verilen tespit kararı ile dava konusu taşınmazın tescil işleminin yapılamadığı ve malik hanesinin açık ve davalı halde bırakılması nedeniyle ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 2022/3579 E - 2024/1487 K sayılı 23.05.2024 tarihli ilamı ile; "Bilindiği gibi 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorunda olup, kadastro tespitine itiraz mahiyetindeki İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1962/42-96 Esas ve Karar sayılı ilamında dava konusu 19 76... parsel sayılı taşınmazın tapuya tesciline ilişkin hüküm kurulmamıştır. Karar her ne kadar Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiş ise de, kararın tapuya infazı mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece taşınmazın tesciline yönelik ek karar ile hüküm kurarak taraflara tebliğe çıkarmak suretiyle kararı kesinleştirip infazı kabil sicil oluşturması gerekir. Yukarıda açıklandığı gibi öncelikle dava konusu 19 76... parsel sayılı taşınmazın tapuya tesciline yönelik ek karar verilip, taşınmaz tapuya tescil edildikten sonra bu dosya hakkında karar verilmesi gerekir. Çünkü, malik hanesi açık olan taşınmazlarda yargılama görevi Kadastro Mahkemesi'ne aittir." kararı uyarınca dava konusu taşınmazın Hazine adına tespit ve tesciline dair ek karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle Şişli ilçesi Mecidiyeköy Mahallesi Taşocağı Caddesi 19 76... parselde kayıtlı taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece verilen asıl kararın tarihinin 15.06.1962 olduğunu, kararın verilmesinden itibaren yaklaşık 62,5 yıl geçtiğini, kaldı ki bu kararda da hukuka aykırı olarak davaya konu taşınmazın Hazine namına tespitine karar verildiğini, oysa ki Hazinenin işbu davanın tarafı olmadığını buna rağmen Hazine lehine ek karar verilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenle hem asıl karar hem de ek karar yönünden tekrardan esastan temyiz incelemesi yapılması gerektiğini, nitekim 06.12.1994 tarihinde Hazine vekili tarafından dosyaya sunulan dilekçe ile Hazine adına tespitine karar verilen taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi talebiyle tavzih talebinde bulunulması üzerine İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 03.01.1995 tarihli kararı ile "Hazine adına tescile ilişkin kararın Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 12.01.1959 tarih, 8615/206 sayılı kararıyla nizalı parselin ... Merası olarak tesbit edilmekle iktifa edilmesi gerektiğinden bahisle bozularak iade edildiği ve bozma üzerinden bu hükmün kurulduğu, bu sebeple tescile karar verilemeyeceği takdir ve neticesine varılmış olmakla" tavzih talebinin reddine karar verildiğini, işbu ek kararın ise mahkemece resen verildiğini ve taleple bağlılık ilkesinin bertaraf edildiğini, Hazine vekili tarafından ek karar ya da tavzih talebinde bulunulmaksızın mahkeme tarafından ek kararla "tespit ve tescile" karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca mahkemece verilen 15.06.1962 tarihli kararın üzerinden 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğradığını, müvekkillerinin murisinin davaya konu taşınmazı 26.03.1964 tarihli senet ile satın aldığını, müvekkillerince üzerine bina yapıp 61 yıldan beri nizasız aralıksız olarak zilyet sıfatıyla taşınmazın kullanıldığını, 1964 yılından beri emlak vergisi dahil tüm vergilerin müvekkilleri ve murisleri tarafından ödendiğini, bu durumda iyiniyetli üçüncü kişi olan müvekkillerinin taşınmazın mülkiyetini kazandıkları hususlarını ileri sürerek, kararların bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın Hazine adına tesciline dair işbu ek kararda Hazinenin taraf olmaması nedeniyle kararın bozulması gerektiğini, dava konusu taşınmazın mera hududu içerisinde kaldığının mahkeme kararları ile tespit edildiğini, meraların özel mülkiyete konu olamayacağını, dava konusu taşınmazın 01.06.1987 onay tarihli 1/1000 ölçekli ... Mahallesi Uygulama İmar Planı Tadilatında kaldığından Şişli Belediyesi adına tescilinin yapılması gerektiğini, bu hususta 4342 sayılı Mera Kanunu'nun geçici 3. maddesi gereğince taşınmazın ... adına tescili gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Hazine adına "tespiti" hükmen kesinleşen davaya konu taşınmazın, ek kararla bu kez Hazine adına "tesciline" dair verilen ek karara ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen 07.01.2025 tarihli ek karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve ... vekili ve davalı ... Başkanlığı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesinin 07.01.2025 tarihli ek kararının ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60'ar TL'nin temyiz eden davacılar ve davalıdan ayrı ayrı alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.