Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6195 E. 2026/3973 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6195
Karar No
2026/3973
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/375 E., 2024/282 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili 17.03.2014 tarihli dava dilekçesinde; sınırlarını bildirdiği Antalya ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan ve 1963 yılında yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, müvekkili adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.03.2015 tarihli ve 2014/90 Esas, 2015/139 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın 24.10.2014 tarihli fen bilirkişisi raporu ve ekindeki krokide turuncu renkle (A) harfi ile gösterilen 2.929,01 m²lik kısma en son parsel numarası verilerek davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.01.2018 tarihli ve 2017/6797 Esas, 2018/534 Karar sayılı ilamı ile "6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığına husumet yöneltilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra tüm deliller toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne, 24.10.2014 tarihli bilirkişi raporunda ve eki krokisinde (A) harfiyle gösterilen 2.929,01 m² yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 02.03.2022 tarihli ve 2021/8989 Esas, 2022/1881 Karar sayılı ilamı "orman mühendisi bilirkişi tarafından dava konusu taşınmazın orman sınırları dışında kaldığı bildirilmiş ise de 1970 yılında seri olarak yapıldığı anlaşılan orman kadastrosuna ait tutanaklar getirtilerek bilirkişi raporunun denetlenmediği, bunun yanı sıra, dosyada yer alan komşu parsel kayıtları ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgu sayfası üzerinden yapılan araştırmada ise, dava konusu taşınmazın kuzeyindeki 12 (yeni 1 04... ) ve 13 (1 04... ) parsel sayılı taşınmazların mera (hükmen) niteliği ile kayıtlı olduğunun anlaşıldığı, ancak Mahkemece taşınmazın mera niteliğinde olup olmadığına ilişkin araştırmanın hiç yapılmadığı, komşu köyden mahalli bilirkişilerin dinlenmediği ve yüzeysel tespitler içeren tek ziraatçi bilirkişinin raporu ile yetinildiği, zilyetlik araştırması yönünden ise; mahalli bilirkişilerin dava konusu taşınmazın 1974 yılından beri kullanıldığını beyan etmişler ise de bu beyanın bilirkişi raporlarıyla denetlenmediği, uzman orman mühendisi bilirkişi tarafından incelendiği bildirilen 1992 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın tarım alanı olduğu bildirilmiş ise de ne şekilde kullanıldığının, tasarruf sınırlarının bulunup bulunmadığının anlatılmadığı, dosya arasında yer alan soyut içerikli ve zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda denetime elverişsiz, yalnızca dava konusu taşınmazın zeytincilik ve kuru tarıma uygun olduğu belirtilmekle yetinilen ve taşınmazın öncesinde imar ve ihya edilip edilmediğini belirlemekten uzak ziraat mühendisi bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman, nasıl, kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı hususlarında mahalli bilirkişilerden maddi olaylara dayalı ayrıntılı beyan alınmadığı, usule aykırı olarak mahalli bilirkişilerin tamamının bir arada dinlenerek ortak beyanlarının alınmasıyla yetinildiği, bu şekilde eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu açıklanarak, taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan orman kadastro, 2. madde ve 2/B madde uygulamalarına ait ve dava konusu taşınmazla ilgili tüm işe başlama, çalışma, işi bitirme, sonuçlandırma, sonuçların askı ilan tutanakları ile dava konusu taşınmazı gösteren yöreye ait en eski tarihli hava fotoğrafları ile hava fotoğraflarının tamamı (özellikle 19 94... yılları arasına ait tüm hava fotoğrafları) ve bu fotoğrafların kendilerinden üretildiği memleket haritaları ve ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getertilip, yeniden yapılacak keşif ile usulüne uygun şekilde orman, mera ve zilyetlik araştırması yapılması" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporları ve tanık beyanları uyarınca dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olduğu ve davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 24.10.2014 tarihli bilirkişi raporunda ve eki krokisinde (A) harfiyle gösterilen 2.929,01 m² yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını öne sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığı ve davacı yararına zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/6195, K. 2026/3973, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-6195-e-2026-3973-k-bb59975c7a9e