Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/1697 E. 2026/1666 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1697
- Karar No
- 2026/1666
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2142 E., 2024/170 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/1002 E., 2023/382 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 31.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile karşı taraftan davalılar vekili Avukat ......... ve davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Diğer davalılar adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin 15.03.2008 tarihinde vefat eden murisi ...........in 1995 yılında, bir kısım davalılar ve bir kısım davalıların murisleri olan ... , ..., ... , ..........., ..., ..., ... ve ... ile harici tarla alım satım sözleşmesi düzenlendiğini, murisleri.......'e annesinden intikal etmiş olan tarladaki hisselerin tamamını mirasçılarından 2.500.000.000 TL bedelle haricen satın aldığını, sözleşmenin taraflarından olan ...........'e 500.000.000 TL peşin ödenerek taşınmazın fiilen teslim alındığını, diğer hissedarlara ödenmesi gereken meblağ için sözleşmede 12 ay vade öngörüldüğünü ve davacıların murisi tarafından elden, çek karşılığı ve banka havalesi yoluyla belirtilen vade içerisinde tamamen ödendiğini ancak tapuda resmî devir işleminin yapılmadığını, dava konusu taşınmazın 1 46... ve 9 parsel iken sonradan 44 80... parsel numarasını aldığını, tapu kayıt malikinin ölümüyle tapu kaydının hukuki değerini yitirdiğini, 20 yılı aşkın süredir davacıların ve murisinin zilyet olduğunu belirtilerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile mirasçı davacılar adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar ayrı ayrı sundukları cevap dilekçelerinde davanın reddini istemiş, davalı ... mirasçısı ... 24.12.2019 tarihli celsede davayı kabul etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın harici satışa dayalı tapu iptal tescil davası olduğu, davacıların murisi ...ile davalılar ve murisleri arasında harici taşınmaz satım sözleşmesi imzalandığı, dava konusu taşınmazların sözleşme tarihinde tapulu olduğu, tapuya kayıtlı taşınmazların haricen satışına dayalı olarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/2. maddesinde düzenlenen ölüm sebebine dayalı tapu iptali tescil davası olduğu, dava konusu taşınmazların geldisi olan 1 46... parselin 2/8 payının elbirliği mülkiyet şeklinde ........... kızları ............ ve ............. adına tapuya tescil edildiği, elbirliği mülkiyet hükümlerine tâbi olan tereke malının bir mirasçı tarafından satışının geçerli olmadığı, Mahkemece pay üzerindeki zilyetlik belirlenmemişse de dayanılan satış senedinin tarihi olan 1995 ile Anayasa Mahkemesi tarafından 4721 sayılı Kanun’un 713/2. maddesinde düzenlenen “ölüm” ibaresinin yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kararın verildiği 17.02.2011 tarihi arasında 20 yılın dolmadığı, davanın kadastro sonrası hukuki sebeplere dayanması göz önüne alındığında kadastro öncesi hukuki sebep olan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-b maddesinin eldeki davada uygulama yerinin bulunmadığı, Mahkemece tapulu taşınmazlarda harici satışın geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi sonuç itibariyle doğru görüldüğü, ancak kendisini vekil ile temsil ettirmeyen davalı ... yararına vekâlet ücreti takdiri ve tayini doğru olmadığı, davacılar vekilinin istinaf isteminin kamu düzenine ilişkin nedenlerle kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine, dava değeri üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 55.427,05 TL nispi vekâlet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ...'e verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 1995 yılında tarafların ıslak imzalarını taşıyan tarla satış mukavelesi ile satın alındığını, müvekkillerinin ivazlarını yerine getirmesiyle sözleşmenin geçerli hâle geldiğini, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi kararında 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar vermiş ise de 4721 sayılı Kanun'un 713. maddenin son fıkrası "özel kanun hükümleri saklıdır" şeklinde olduğundan özel kanun niteliğinde olan 3402 sayılı Kanun'un 13/B-b maddesine göre müvekkillerinin hak sahibi olduğunu, taşınmaz için yatırılan resim, harç ve vergileri gösterir dekontlar da incelendiğinde müvekkillerinin dava konusu taşınmazı 20 yılı aşkın süredir çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla zilyet olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 713/2 maddesine düzenlenen ölüm nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 40.000,00 TL Yargıtay duruşma vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı ... ve ...’e verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.