Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/9449 E. 2026/3965 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/9449
- Karar No
- 2026/3965
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2183 E., 2025/1939 K. DAVA TARİHİ : 23.11.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : Çanakkale İş Mahkemesi SAYISI : 2020/257 E., 2023/140 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 28.04.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı hakkında müvekkili Şirket tarafından Çanakkale İş Mahkemesinin 2020/2 D. İş - 2020/2 Karar sayılı dosyasıyla alınan ihtiyati haciz kararı ile Çanakkale İcra Müdürlüğünün 2020/37586 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapıldığını ve ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini, davalının borca ve yetkiye itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının müvekkili Şirkette çalışırken zimmetine para geçirmek suretiyle zarara sebep olduğunu ve borca dayanak bağımsız denetim raporunu kabul etmediğini, taraflar arasında yapılan protokolün ardından müvekkili Şirket tarafından edinilen bilgilere göre davalının muvazaalı işlemlerle müvekkili Şirketten mal kaçırdığını ve hileli işlemlerde bulunduğunu, davalının borca itirazının haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ve icra takibinin devamına karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde öne sürdüğü iddiaların asılsız olduğunu, davacının iddiasına ve haksız icra takibine dayanak olarak da Şirket içi zarara ilişkin bilirkişi raporunu gösterdiğini, söz konusu zarar raporunda meydana gelen zararın müvekkili tarafından meydana getirildiğine ilişkin bir ibare bulunmadığını, işçinin kusuru ve zararının ayrı ayrı bilirkişiler tarafından tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacıyı yanılttığı iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, taraflar arasındaki protokolde belirtilen tüm taşınmazların ve araçların davacı Şirkete tescil ettirildiğini, davacının hataya ve hileye uğratıldıkları iddiasının tamamen asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında iddia konusu zarar sebebiyle 06.08.2020 tarihli protokol düzenlendiği, protokolda yer alan malvarlığı değerlerinin davacı Şirkete devredildiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, bu şekilde Şirket iç denetim raporunda belirtilen Şirket zararından dolayı davalının ibra edildiği, söz konusu protokolün tarafların avukatları nezdinde imzalandığı, tarafların birbirini ibra ettiği protokolün yapılması ve özellikle görüşmeler sırasında davalının doğru olmayan bilgiler verdiği veya açıklaması gereken mal varlığı değerlerini kasten gizlediği yönünde dosyaya somut bir delil sunulamadığı, davacı Şirketin davalının hileli işlemleri neticesinde protokol imzalayarak ibra ettiği yönünde ispat sağlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Dosyaya sunulan belgelerle davalının müvekkili Şirketi hileli eylemiyle aldattığı ve söz konusu protokolü yapmaya sevk ettiğini, 2. Davalının muvazaalı satış ve hileli işlemler yaparak zararın tamamını gidermekten kaçındığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalının, davacı işvereni zarara uğratıp uğratmadığı, hileli işlemlerle protokol yapılmasına sebebiyet verip vermediği ve buna bağlı olarak icra dosyasına yapılan itirazın iptal edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davalı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.