Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6730 E. 2026/2379 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6730
- Karar No
- 2026/2379
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/978 E., 2024/1512 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kastamonu Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/7 E., 2024/5 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA ... (...) Mahallesi çalışma alanında bulunan 7 42... ve 24 parsel sayılı taşınmazların ortak sınırının davalı ... tarafından düzeltilmesinin istenilmesi ve Kadastro Müdürlüğünce yapılan incelemede 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41. maddesi uyarınca 7 42... ve 24 parsel sayılı ve sırasıyla 4.028,00 m² ve 6.680,00 m² yüzölçümlü taşınmazların yüzölçümünde tecviz sınırını aşan fark olduğunun tespit edilmesi üzerine Kadastro Müdürlüğü tarafından 25.11.2019 tarihli Karar ile 7 42... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 4.140,30 m², 7 42... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 6.810,85 m² olarak düzeltilmesine ve taşınmazların ortak sınırında sınır boyu 1,5 metre yüksekliğinde taş duvar olduğu, taş duvarın tesis paftasına işlenirken düz hat şeklinde işlendiği, zeminde ise kırıklı hat boyunca ilerlediği, bu nedenle krokisinde (A) harfiyle gösterilen 82,38 m² alanın 7 42... parsel sayılı taşınmazdan çıkarılarak 7 42... parsel sayılı taşınmaza eklenmesine, neticeten 7 42... parsel sayılı taşınmazın 4.222,68 m², 7 42... parsel sayılı taşınmazın ise 6.728,47 m² yüzölçümlü olarak tesciline karar verilmiş ve bu düzeltme kararının tebliği üzerine davacı ..., süresi içerisinde, "düzeltme işlemi sırasında kendisine ait taşınmazın sınırının yanlış belirlendiğini ve yanlışlığın davalıya ait 7 42... parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını" ileri sürerek düzeltme işleminin iptali istemiyle genel mahkemede dava açmış ve bu davanın yargılaması sırasında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 7 42... parsel sayılı 6.728,47 m² yüzölçümündeki taşınmazın, aynı ada ve parsel numarasıyla 6.915,20 m² yüzölçümlü olarak ve iki katlı betonarme ev ve bahçe vasfında, davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 7 42... parsel sayılı 4.222,68 m² yüzölçümündeki taşınmazın ise, aynı ada ve parsel numarasıyla 4.184,65 m² yüzölçümlü olarak bahçe vasfında tespit edilmesi nedeniyle dava dosyası, görevsizlik kararı verilerek Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zaman aşımı süresinde açılmadığını, taşınmazların hududunda 100 yılı aşkın bir süredir bulunan taş duvar şeklinde sınır olduğunu, bu doğal sınıra uygun olarak kadastro görevlilerince sınır tespiti yapıldığını, mahallinde tetkik neticesinde 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesi gereğince düzeltme yapılarak hataların giderildiğini ve kayıtlara doğal sınırın işlenmesine karar verildiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece (Kadastro) Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "taşınmazlar arasındaki müşterek sınırın tesis kadastrosu paftasında zeminde bulunan ark yatağı itibariyle belirli edildiği, paftasına da bu şekilde işaretlendiği, paftanın sınırlandırma, ölçü, tersimat veya hesap hatası içermediği, uygulama kadastrosu çalışmalarında da müşterek sınırın tesis kadastrosu paftasına uygun olacak şekilde geçerli sınır tipiyle belirlendiği ve 41. maddeye dayalı düzeltme işleminde yapılan hatanın uygulama kadastrosu çalışmalarında giderildiği, bu anlamda uygulama kadastrosu çalışmalarının kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak yapıldığı" gerekçesiyle, davanın kabulüne ve Kastamonu Kadastro Müdürlüğünün 25.11.2019 tarihli dava konusu 7 42... ve 24 parsel sayılı taşınmazlara yönelik 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesine dayalı düzeltme işleminin iptaline, 7 42... parsel sayılı taşınmazın 4.184,65 m² yüzölçümüyle, 7 42... parsel sayılı taşınmazın 6.915,20 m² yüzölçümüyle ve taşınmazlar arasındaki dava konusu müşterek sınırın uygulama kadastrosu çalışmalarında geçerli sınır tipiyle belirlendiği şekliyle belirlenmek suretiyle taşınmazların uygulama tutanaklarındaki tespit gibi tapuya tescillerine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; üç kişiden oluşan 25.11.2019 tarihli bilirkişisi raporuna göre taraflar arasındaki sınırın düz bir hat olmayıp yay şeklinde olduğuna ve taş duvar bulunduğuna dair, yine üç kişilik başka bir kuruldan oluşan 21.11.2022 tarihli keşif raporuna göre taraflar arasındaki sınırın düz bir şekilde olmadığını, yay şeklinde olduğunu, sınırda 1-1.5 metre kot farkı bulunduğunun belirtildiğini, İlk Derece Mahkemesinin ise, iki kişiden oluşan, gıyablarında yapılan ve gerçeğe aykırı rapora yaptıkları itirazları reddederek hüküm kurmasının hakikate ve kanuna aykırı olduğunu, 3402 sayılı Kanun’un 41. maddesine istinaden yerinde tespit edilip düzeltilen kadastro işleminin hukuka ve gerçekliğe uygun olduğunu, müvekkilinin maliki bulunduğu ... Mahallesi 742 ada, 14 parselde bulunan taşınmazın kuzey taraf hududunda 24 numaralı parselde bulunan taşınmaz ile arasında yüz (100) seneyi aşkın bir zamandır yay şeklinde örülü taştan istinat duvarı ve doğal bir sınır bulunduğunu, daha önce yapılan kadastro çalışmalarında yay şeklindeki doğal sınır dikkate alınmadan iki nokta belirlenerek düz çizgi halinde sınır tespiti yapıldığını, 13.09.2023 tarihli celsenin ara kararı ile ihtar edilen harçlar ve masraflar ödenmeden keşif yapıldığını, İlk Derece Mahkemesinin usulsüz keşif gerçekleştirdiğini, hükme esas alınan bilirkişisi raporunun hatalı ve eksik olup hükme elverişli olmadığını, 21.11.2022 tarihinde üç kişiden oluşan bilirkişisi heyet raporu ile iki kişiden oluşan bilirkişilerin hazırladığı raporun tam çelişki halinde olduğunu, çelişkinin giderilmesi gerektiğini, raporun gıyaplarında yapılan ve tanıklarının dinlenmediği keşif üzerine hazırlandığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali istemi ile açılan ve bu davanın devamı sırasında 3402 sayılı 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosuna itiraza dönüşen davada, uygulama kadastrosunun 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesinde düzenlenen usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü, nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.