Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4708 E. 2026/2417 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4708
Karar No
2026/2417
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/349 E., 2024/877 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Niksar Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/24 E., 2023/23 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sırasında, ... ili ...köyü çalışma alanında bulunan 1 07... , 1 13... , 1 14... ve 1 15... parsel sayılı muhtelif yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına Orman sınırları dışına çıkarıldığı 1 13... , 1 14... ve 1 15... parsel sayılı taşınmazların ..., ..., ..., ... ve ...'in kullanımında olduğu; 1 07... parsel sayılı taşınmazın ise ...'ın kullanımında olduğu" şerhi yazılmak suretiyle Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde;... ili ...köyü 1 14... , 1 07... , 1 13... ve 1 15... parsel sayılı taşınmazlarda kullanım kadastrosu sırasında hatalı olarak davalılar adına kullanıcı tespitinin yapıldığını belirterek, 1 14... ve 1 07... parsellerin bağış nedeni ile adına tescilini, 1 13... ve 1 15... parsel sayılı taşınmazların ise ortak muristen gelmesi sebebi ile hissedar olarak adının yazılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Bir kısım davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. 2. Bir kısım davalılar ise, dava konusu taşınmazların davacıya ait olduğunu beyan eden dilekçe sunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "taksim iddiası hususunda kaldırma kararı öncesi yapılan keşifte dinlenilen mahalli bilirkişiler ve tutanak bilirkişilerinin beyanlarından ve kaldırma kararı sonrası yapılan keşifte dinlenilen mahalli bilirkişiler ve tutanak bilirkişilerinin tutarlı beyanlarından dava konusu taşınmazlarda taksimin var olmadığı kanaatine varıldığı, davalı beyan dilekçelerinde hak talep edilmeyen taşınmazlara ilişkin ileri sürülen taksim iddiasının kabul edilmesi halinin çelişki oluşturacağı, mahkemece taksim iddiasının asılsız olduğunun tespiti ile kullanım kadastrosunun tespitinde fiili kullanıma bakıldığından ve fiili kullanımın muris ... tarafından yapıldığının yukarıda açıklanan gerekçelerle sabit olduğu, dava konusu tüm taşınmazların kullanıcısının muris ... olduğu, kullanım kadastrosunda taşınmazın fiilen kullanan adına tespit edilmesi ilkesinin ancak kullanımın kendi adına olması halinde mümkün olduğu, davacının ya da davalılardan herhangi birinin muristen sonra gelen kullanımının taksim olmadığından tereke adına olduğu, bu husus gözetildiğinde dosyaya beyanda bulunan ve dava konusu taşınmazlarda hak talep etmeyen mirasçının miras hukukundan kaynaklanan bu hakkından taşınmazın açık bilgilerini yazarak, mahkemeyi tereddüte düşürmeyecek şekilde (mahkeme takdirine bırakmak gibi) usulüne uygun kimlik tespitine dayanan yalnızca açık feragat beyanı ile yalnızca işbu dava kapsamında hakkından vazgeçebileceği, dosyadaki dilekçelerde açıklanan şekilde usulüne uygun feragat işlemi yapılmadığı, mirasçılar arasında taşınmaz zilyetliklerinin rızaen taksim edilmediği gibi mirasçılar arasında fiili bir taksim de olmadığı, mirasçılara bağış hukuki nedenine dayalı bir mal zilyetliği bırakma işleminin muris tarafından yapılmadığı" gerekçeleri ile davanın kabulüne ... ili ...köyü 1 07... , 1 13... , 1 14... ve 1 15... parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanaklarının beyanlar hanesindeki kullanıcısına ilişkin tespitin iptaline, bu parsellerin ... tarafından kullanıldığı ancak ...'in 08.03.2010 tarihinde ölümüyle kullanım hakkının mirasçılarına geçtiği, mirasçıları arasında taşınmaz zilyetliklerinin rızaen taksim edilmediği gibi mirasçılar arasında fiili bir taksim de olmadığı gözetilerek hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... mirasçıları adına, dava konusu taşınmazlara yönelik 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereği düzenlenen kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine kullanımlarının tespitlerine, işbu kararda yazılı şekliyle tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dosya içeriğine, kararın dayandığı gerekçeye, mahallinde yapılan keşifte alınan mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre taşınmazların ortak kök muris ...'den geldiğinin anlaşılmasına, taşınmazların terekeden çıktığının ve davacının murisin kullanım hakkını kök muristen taksim, bağış, satış vs. gibi bir hukuki yolla devredildiğini mahallinde yapılan keşifte alınan mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile ispatlayamamasına göre, davacının taksime yönelik istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, ne var ki, mahkemenin daha önceki 2021/1 Esas, 2022/3 Karar sayılı ilamında dava konusu 1 14... ve 1 07... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davalı ... ve ...'in 7'şer payı olmak üzere 14 payı ile birlikte toplam 18 payın davacı adına tesciline karar verildiği, davalılar ... ve ... tarafından ilk karar istinaf edilmediğinden 1 14... ve 1 07... parsellerdeki bu davalıların toplam 14 payının davacı adına tescil edilmesi açısından davacı lehine usuli kazanılmış hak doğmuş olup istinafa konu kararda usuli kazanılmış hak dikkate alınmaksızın tekrar davalı ... ve ...'e pay verilmesinin isabetsiz olduğu, yine davacının kardeşi davalı ... ile davacının diğer kardeşleri ..., ..., ... ve ... da dilekçesinde, 1 14... ve 1 07... parsellerin babaları tarafından davacıya verildiğini, bu parsellerin davacı adına tescilinin yapılmasını talep ettikleri ve bu yönde ikrarı olduğu halde, bu mirasçıların da paylarının davacıya verilmesi gerekirken, bu mirasçılara pay verilmesinin de isabetsiz olduğu, bu nedenlerle dava konusu 1 14... ve 1 07... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davalı ... ve ...'in 7' şer payı, davalı ... ile davacının diğer kardeşleri ..., ..., ... ve ... 'un 4' er payı ve davacının 4 payı olmak üzere toplam 38 payın beyanlar hanesinde davacının kullanımında olduğu şerhinin verilmesi gerektiği, öte yandan davacının talebinin kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen hükümde çelişki oluşturacak şekilde "davanın kabulü ile" yazılması, ayrıca önceki kaldırma gerekçesinde de belirtildiği üzere dava kullanım kadastrosuna itiraz istemine ilişkin olmasına ve mahkemece kullanıcı şerhi iptal edilmesine rağmen, hükmün sonuç kısmında taşınmazların Hazine adına tescili sağlandıktan sonra kullanıcı şerhinin düzenlenmesi gerekir iken gerçek kişiler adına taşınmazların tapuya tesciline karar verilmek sureti ile infazda çelişki oluşturulmasının isabetsiz olduğu, yargılamada eksiklik bulunmayan ancak "kanunun olaya uygulanmasında" hata edilen dava dosyası açısından yapılan yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğine göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi gözetilerek hükmün düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm verilmesi gerektiği, mirasçı ... adına yazıldığı belirtilen 25.04.2023 tarihli dilekçe, kimlik tespiti yaptırılmaksızın doğrudan posta yolu ile mahkemeye gönderilmesi nedeniyle usulüne uygun olmadığından dikkate alınmadığı" gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.2 maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilmesine, bu cümleden olarak; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu 1 07... ve 1 14... parsel sayılı taşınmazların kullanım kadastro tespitlerinin iptaline, taşınmazların önceki yüzölçümü ve vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline,1 07... ve 1 14... parsel sayılı taşınmazların beyanlar hanesine, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığının, taşınmazların muris ... tarafından kullanıldığı ancak ...'in 08.03.2010 tarihinde ölümüyle kullanım hakkının mirasçılarına geçtiği, mirasçıları arasında taşınmaz zilyetliklerinin rızaen taksim edilmediği gibi mirasçılar arasında fiili bir taksim de olmadığı gözetilerek; ...'in mirası 168 pay kabul edilerek; 28 payın ..., 28 payın ..., 28 payın ..., 28 payın ..., 38 payın ..., 2 payın ..., 2 payın ..., 7 payın ..., 7 payın ... ...'in kullanımında olduğunun şerh düşülmesine, 1 15... parsel ve 1 13... parsel sayılı taşınmazların kullanım kadastro tespitlerinin iptaline, taşınmazların önceki yüzölçümü ve vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, 1 15... ve 1 13... parsel sayılı taşınmazların beyanlar hanesine, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığının, taşınmazların muris ... tarafından kullanıldığı ancak ...'in 08.03.2010 tarihinde ölümüyle kullanım hakkının mirasçılarına geçtiği, mirasçıları arasında taşınmaz zilyetliklerinin rızaen taksim edilmediği gibi mirasçılar arasında fiili bir taksim de olmadığı gözetilerek; ...'in mirası 168 pay kabul edilerek hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... mirasçılarının kullanımında olduğunun şerh düşülmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazların devir döneminde tapu kaydı olmadığı için bağış sözleşmesine ilişkin belge bulunmadığını, söz konusu taşınmazların müvekkilin babasına bırakıldığına ilişkin bazı mirasçıların dosyaya sunmuş oldukları beyanlar da bulunmakta ise de bu hususun dikkate alınmadan karar verildiğini, taşınmazların müvekkilin babası tarafından kullanıldığına ilişkin tanık beyanlarının herhangi bir değerlendirmeye alınmadığını, davaya konu olay aydınlatılmadan karar verildiğini, dava konusu parsellerin müvekkilin babası tarafından 30 yıldan uzun süredir kullanılmakta olup, babası tarafından müvekkiline bırakıldığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kullanım kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4708, K. 2026/2417, T. 09.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-4708-e-2026-2417-k-6025b6aef46b