Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6709 E. 2026/2991 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6709
- Karar No
- 2026/2991
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2239 E., 2024/1808 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Keşan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/119 E., 2023/180 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. .... köyü çalışma alanında 1977 yılında yapılan tapulama çalışmaları sonucunda, dava konusu taşınmazın çalılık olduğu belirtilerek tescil harici bırakıldığı, yörede 1976 yılında başlanan ve 1977 yılında ilan edilerek kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanunu gereğince yapılan orman kadastrosu ve 1774 sayılı Kanunla değişik 2. madde uygulama çalışmalarında dava konusu taşınmazın orman sınırları dışında kaldığı anlaşılmıştır. 2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; muristen intikal, taksim ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik iddiasına dayanarak, dava dilekçesinde mevki ve sınırları yazılı kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan taşınmazın müvekkilleri adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kadastro sırasında Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yer niteliği taşımasından ötürü tespit harici bırakıldığını, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin zilyetlikle ve kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap edilemeyeceğini belirterek davanın reddine, taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla keşifte dinlenen mahalli bilirkişisi ve tanık beyanlarından dava konusu yerin öncesinde davacıların murisi ...'nın kullanımında iken muris ...'nın vefatı sonrasında mirasçılar arasında yapılan taksim sonucu dava konusu yerin davacıların zilyetliğine bırakıldığı anlaşıldığından davacıların iş bu davayı açmada aktif husumetinin var olduğu kanaatine varıldığı, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 1975 yılında genel arazi kadastrosu yapıldığı, taşınmazın tapulama çalışmaları sırasında çalılık olarak tescil harici olarak bırakıldığı, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1977 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosunun bulunduğu ve dava konusu yapılan yerin orman tahdit sınırları dışında ve orman sayılmayan yerlerden olduğu, 07.07.2021 havale tarihli orman bilirkişisi raporu ile dava konusu yere ilişkin hava fotoğraflarının incelenmesine göre üzerinde orman örtüsü bulunmayan açıklık alan olması, memleket haritasında beyaz renkli ziraat alanı olarak gözükmesi, üzerinde orman örtüsü bulunmaması ve eğim itibariyle de toprak muhafaza karakteri taşımaması sebepleriyle bu yerin orman sayılmayan yer olduğunun tespit edildiği, Edirne İl Özel İdaresinin yazı cevabında dava konusu taşınmazın imar planı sınırları dışında kaldığının bildirildiği, dava konusu taşınmaza ...A.Ş ye ait "..."nın isabet ettiği ancak ilgili enerji nakil hattına ilişkin kamulaştırma işlemlerinin ikmal edilmediği, bilirkişisi raporları, keşifte dinlenen mahalli bilirkişisi ve tanıkların ortak beyanları birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu yerin 1964-1967 yılların arasında yol geçmeden önce komşu 680 parsel numaralı taşınmaz ile bir bütün olarak kullanıldığı, yol geçmesi nedeniyle ayrılan dava konusu taşınmazın mahalli bilirkişisi ve tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere davacıların murisi ...'nın tek başına zilyetliğinde iken vefatı ile dava konusu taşınmazın mirasçılar arasında yapılan taksim sonucu davacılara kaldığı, davacılar tarafından dava konusu taşınmazın nizasız ve fasılasız uzun yıllardan beri tarım arazisi olarak kullanıldığı, davacılar lehine dava tarihine kadar 20 yıllık edinmeye elverişli zilyetlik süresinin geçtiği, tapulama çalışmaları sırasında çalılık olarak tescil harici olarak bırakılan dava konusu yerin dosya içerisindeki orman ve ziraat bilirkişisi raporundan da anlaşılacağı üzere 80 yıldır tarım arazisi olarak kullanıldığı, bu sebeple dava konusu taşınmazın yıllar önce imar-ihya edilmiş olduğu anlaşıldığından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, ...köyünde kain 09.06.2021 bilirkişisi raporu ve ekli krokisinde (A) harfiyle gösterilen 1.240,13 m²lik alanın davacılar ... ve ... adlarına (1/2'şer) paylı mülkiyet esaslarına göre tarım arazisi vasfıyla tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın yirmi yılı aşkın süredir muristen intikal ve taksim suretiyle davacıların tasarrufunda bulunduğu hususu mahallinde dinlenen yerel bilirkişisi ve tanıklar tarafından bildirildiği, tarım arazisi vasfında olduğu ziraatçi teknik bilirkişisi raporunda açıklandığı, taşınmazın niteliğine ve zilyetliğe ilişkin kazanım koşullarının dava tarihi itibarıyla davacılar lehine gerçekleştiği gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, davacı tarafça mirasçılar arasında geçerli bir taksimin yapıldığının ispat edilemediğini, bu durumda davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, hükme esas bilirkişi raporunda 1975, 1985, 1997 yılı çekimli hava fotoğrafları ile 1957 yılı basımlı memleket haritasına göre tespit yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, taşınmaz üzerinde imar-ihya çalışmasının bulunmadığını, Mahkemece dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların vergi kayıtlarının dosyaya kazandırılmadığını, davacıların belgesizden zilyetlik yoluyla kazanmış olduğu taşınmazların araştırılmadan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece zilyetlik şartlarının eksik araştırıldığını, dava konusu taşınmazın değerinin hukuka aykırı olarak tespit edildiğini, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu ve kıyı kenar çizgisi içerisinde kalıp kalmadığının araştırılmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı, davacılar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle iktisap şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.