Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4212 E. 2026/2988 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4212
Karar No
2026/2988
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2181 E., 2024/1546 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/29 E., 2022/102 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve tebliğ masrafının yatırılmaması nedeniyle duruşma talebinin reddine,karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Mahallesi sınırlarında bulunan ve müvekkiline ait olan 16 11... parselin devamı olan yaklaşık 500 metrekarelik kısmın Orman Kadastrosu çalışmalarında hataen orman sınırları içerisinde bırakıldığını, ancak davaya konu kısmın 16 11... parselle bir bütün halinde 30 yıllan fazla bir zamandır özel mülk olarak kullanıldığını ve orman araziyle bir ilgisinin bulunmadığını ileri sürerek, orman sınırı içinde bırakılan kısmın müvekkili adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... İdaresi cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, taşınmazın Hazine adına tescilli olduğunu, müvekkili İdareye husumet düşmediğini, taşınmazın Devlet ormanı olduğunu ve zilyetlikle kazanılamayacağını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 5831 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun ek-4. maddesine göre yapılan kadastro tespiti sonucunda Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmaz mallardan olduğunu ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un (6292 sayılı Kanun) 8. maddesi kapsamında Beykoz Belediyesi proje alanı olarak ilan edilen alanda kaldığından kanun kapsamında Beykoz Belediyesine devrinin yapıldığının anlaşıldığını, bu nedenle Hazine aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, tapu kütüğünün beyanlar hanesinde yazılı zilyetlik veya muhdesat şerhinin, ayni bir hak olmayıp, kişisel hak niteliğinde olduğundan tapu sicilinden ayrı olarak alınıp satılmasının, değiştirilmesi mümkün olmadığını, dava konusu edilen taşınmaz hakkında düzenlenen kadastro tutanaklarına karşı açılan işbu dava şeklindeki bir davanın Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görülemeyeceğini, kişisel hak niteliğindeki zilyetlik hakkının mülkiyet sahibine karşı ileri sürülmesinin hukuk sistemi tarafından korunmayacağını, aynı zamanda böyle bir talebin mesnetsiz ve haksız olduğunu, esasa ilişkin olarak ise; 6292 sayılı Kanun kapsamındaki bir taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilebilmesi ya da şerhin değiştirilebilmesi için taşınmazın mülkiyetinin Hazineye ait olması gerektiğini, satışla Beykoz Belediyesi adına tescili yapılarak Hazinenin mülkiyetinden çıkmış olan taşınmazın beyanlar hanesine şerh verilebilme olanağı kalmadığından konusu olmayan davanın esastan da reddi gerektiğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen kısmın kesinleşen orman sınırları içerisinde kaldığı ve 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan çalışmada taşınmazın durumunda herhangi bir değişiklik yapılmadığı, orman sınırlarının sonrasında da değişmediği, orman vasıflı taşınmazın davacı adına tescilinin mümkün olmadığı ve idareyi zorlayıcı karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu bilirkişi krokisinde (A) harfiyle gösterilen taşınmazın bulunduğu yerde ilk orman tahdidinin 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre, 3 numaralı Orman Tahdit Komisyonu tarafından 1940 yılında yapıldığı ve ...Vakıf Ormanı olarak sınırlandırıldığı, Vakıf Özel Ormanının 1945 yılında yürürlüğe giren 4785 sayılı Kanun gereği Devletleştirmeye tabi tutularak Devletleştirildiği ve... Devlet Ormanı olarak tespit gördüğü, dava konusu taşınmazın 5658, 5653, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17 44... sayılı Kanunlar ile değişik 2. ve 2/B madde çalışmalarına konu olmadığı, 27.06.1990 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B uygulama çalışmaları sırasında yine dava konusu taşınmazın durumunda bir değişiklik olmadığı, orman sınırları içinde kaldığı, 2010 yılında yapılan kullanım kadastro çalışmalarına da konu edilmediği, davaya konu bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen kısmın kesinleşen orman sınırları içerisinde kaldığı ve orman vasıflı taşınmazın zilyetlik ve tapu yoluyla kazanımının mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu alanın uzun süredir müvekkili ve önceki malikleri tarafından kullanıldığını ve ormanla bir ilgisinin bulunmadığını, hava fotoğraflarında dava konusu alanın bariz şekilde kullanım alanında kaldığının tespit edilmesine rağmen istinaf makamınca itirazlarının dikkate alınmadan kadastro memurlarınca yanlış yapılan işleme göz yumulduğunu, hatalı yapılan orman sınır işleminin düzeltilmesi talepli dava açtıklarını ve taleplerinde orman alanın elde edilmesi gibi bir girişimin söz konusu olmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde yer alıp almadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4212, K. 2026/2988, T. 28.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-4212-e-2026-2988-k-df1f9f9af3b1