Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6078 E. 2026/2918 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6078
- Karar No
- 2026/2918
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/278 E., 2024/125 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... ve arkadaşları vekili, davalı Hazine vekili ve duruşma istemli olarak davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma isteminin nitelikten reddine, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastro sonucunda, ...Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 10... parsel sayılı 8.565,62 m² yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, 1979 yılından beri ...'nın kullanımında olduğu; 1 10... parsel sayılı 10.140,60 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, 1979 yılından beri ...'nın kullanımında olduğu; 1 27... parsel sayılı 2.014,60 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, 1978 yılından beri ...'nın kullanımında olduğu; 1 40... parsel sayılı 4.826,71 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, 1979 yılından beri ... ve ...'nın kullanımında olduğu şerhi yazılarak Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra 6292 sayılı Kanun kapsamında yapılan satış neticesinde 1 27... parsel sayılı taşınmaz ... ve müşterekleri adına, 1 40... parsel sayılı taşınmaz ise ... adına tescil edilmiştir. 2. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkartılan dava konusu 1 10... , 5, 1 27... ve 1 40... parsel sayılı taşınmazların davalılar adına tespit edildiğini, davacılar ve davalıların ... mirasçısı olduklarını, ...'nın 14.08.1968 tarihinde vefat ettiğini, tarafların miras kalan taşınmazları kendi aralarında paylaştıklarını, 2/B arazilerinin paylaşımının ise kadastrosu yapılmadığından ileri bir tarihe bırakıldığını, ancak taşınmazların davalılar adına tespit edildiğini, davalı ...'in dava konusu taşınmazları hiç kullanmadığını, dava konusu taşınmazların ... tarafından kullanılmaya başlandığını, vefatından sonra da mirasçılarına intikali gerektiğini belirterek, dava konusu taşınmazların davacı ve davalılar adına tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... ve arkadaşı vekili cevap dilekçesinde; davacıların bildirmiş olduğu dava değerinin düşük olduğunu, taşınmazların değerinin tespiti ile eksik harcın tamamlanması gerektiğini, davanın hak düşürü süreler geçtikten sonra açıldığını, dava konusu taşınmazların müşterek muris ... ile bir ilgisinin bulunmadığını, müşterek muristen kalan taşınmazlar için Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesi 19.04.2002 tarihli ve 2001/439 Esas, 2002/230 Karar sayılı kararı ile açık arttırma suretiyle satılarak ortaklığın giderilmesine karar verildiğini, karardan sonra hissedarların kendi aralarında anlaşarak taşınmazları paylaştıklarını, dava konusu taşınmazların ise müşterek muris ile bir ilgisinin olmadığını, dava konusu taşınmazların orman vasfını yitiren yerlerden davacılar tarafından tarla olarak bizzat açılan yerler olduğunu, davalıların bu yerler için Çatalca Mal Müdürlüğüne ecrimisil ödediklerini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 01.04.2014 tarihli ve 2012/684 Esas, 2014/166 Karar sayılı kararıyla "dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı kanunla değişik 2.maddesiyle 28 96... sayılı kanunlarla değişik 2. maddesinin B bendine göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu, 5831 sayılı yasayla 3402 sayılı kadastro kanununa göre yapılan çalışmalarda 1979 yılından beri ... oğlu İbrahim ve ... kullanımında olduğu bu durumun davacıların tanıklarının anlatımıyla da sabit olduğu, ayrıca davacılar dava konusu taşınmazların babaları tarafından açıldığını iddia etmişlerse de tanık anlatımları ile anlaşılacagı üzere dava konusu taşınmazların murisleri tarafından açıldığına dail bir delil olmadığı ve davacıların bu taşınmazları kullandığına dair hiçbir sübut delil bulunmadığı, tanık beyanları da nazara alınarak davacıların taşınmazları kullanmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... ve arkadaşları tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 24.11.2015 tarihli ve 2014/16358 Esas, 2015/13922 Karar sayılı ilamıyla "Mahkemece dava konusu taşınmazların tararfların murisi tarafından açıldığına dair bir delil olmadığı gerekçe gösterilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise da yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Davacılar dava konusu taşınmazların kök muris ...'ya ait iken 1968 yılında ölümüyle tüm mirasçılarına kaldığını, mirasçıları arasında taksim yapılmadığını, davalıların murisin oğlu olması nedeniyle kullandıklarını öne sürmüşlerdir. Davalı taraf ise taşınmazların kök muristen kalmadığını, kendileri tarafından boşluktan açılarak tarım arazisi haline getirildiğini savunmaktadırlar. Mahkemece taşınmazlar başında yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi...murise ait iken ölümüyle davalılar tarafından kullanıldığı, duruşmada dinlenen 3 davacı tanığı, 3 davalı tanığı ve 1 ortak tanığın bir kısmı muristen kaldığını, diğer bir kısmı ise hep davalıların kullandığını bildirmişlerdir. Beyanlar arasındaki çelişki giderilmediği gibi hangi beyana üstünlük tanındığı gerekçede açıklanmamış, üstelik tanıkların taşınmazlar başında dinlenilmesi gerektiği hususu gözden kaçırılmış, murisin ölüm tarihinde taşınmazların kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesinde hava fotoğraflarından yararlanılması gerektiği düşünülmemiştir. O halde öncelikle muris ...'nın ölüm gününe en yakın tarihe ait hava fotoğrafları getirtilerek taşınmaz başında 1 jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi, 1 zirai bilirkişi ile yaşlı, tarafsız, yöreyi ve taşınmazları iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıklarını keşif mahallinde hazır etme yükümlülüğü yüklenemeyeceği gözetilerek keşif gün, yer ve saati davetiye ile usulüne uygun olarak bildirilerek keşif mahallinde hazır olmaları temin edilmelidir. Keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından; taşınmazların her birinin geçmişte kime ait olduğu, muris tarafından kullanılıp kullanılmadığı, davalılar tarafından taşınmazların tamamının ya da bir kısmının boşluk ya da çalılıktan açılıp açılmadığı, taşınmazların tamamının ya da bir kısmının kök murise ait olduğunun belirlenmesi halinde murisin ölümünden sonra terekesinin taksime tabi tutulup tutulmadığı, taksime tabi tutulmuş ise hangi tarihte taksim yapıldığı, taksim anlaşmasına kimlerin katıldığı ve temsil edilmeyen mirasçı olup olmadığı, taksimde kime hangi taşınmazın veya bölümün isabet ettiği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanların çelişmesi halinde usulüne uygun çelişki giderilmeye çalışılmalı, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden murisin ölüm gününde taşınmazların tarım arazisi olarak kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi amacıyla murisin ölüm gününe en yakın tarihlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları üzerinde stereoskop ile yapacağı inceleme ile taşınmazların tamamının ya da bir bölümünün tarım arazisi olarak kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi istenilmeli, zirai bilirkişiden taşınmazların niteliği, nasıl kullanıldığı hususlarında ayrıntılı, değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları da içerir rapor istenmeli bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin İlam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "taşınmazların evveliyatında tarafların ortak murisi ...'nın zilyetliğinde olduğu, ölümüyle mirasçılarına intikal ettiği, tüm mirasçıların bir araya gelmek suretiyle terekesinin taksim edilmediği (edildi ise de bunun usulünce ispat edilemediği), muris ...'nın sağlığında davalılara yapılan bir bağış işlemi olmadığı, taşınmazın muris ...'nın terekesinden çıkmadığı için terekesinin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu, davalıların taşınmazlardaki kullanımlarının tüm mirasçılar adına olduğunun kabulü gerekmiştir. Yine bu noktada ...Mahallesi 1 30... parsel (eski 1 27... parsel) ile aynı yer 1 38... parsel (eski 1 40... parsel) sayılı taşınmazlar yönünden muhdesat bilgileri kısmında yer alan şerhlerin terkin edildiği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile dava konusu 1 08... parsel (eski 1 10... parsel) sayılı taşınmazın beyanlar hanesindeki muhdesat bilgileri kısmında yer alan "iş bu taşınmaz tarla olarak 1979 yılından beri ... oğlu ...'nın kullanımındadır" şeklindeki şerhin kaldırılarak yerine "iş bu taşınmaz tarla olarak 1979 yılından beri ... mirasçılarının kullanımındadır" şerhinin yazılmasına, 1 08... parsel (eski 1 10... parsel) sayılı taşınmazın beyanlar hanesindeki muhtesat bilgileri kısmında yer alan "iş bu taşınmaz tarla olarak 1979 yılından beri ... oğlu ...'nın kullanımındadır" şeklindeki şerhin kaldırılarak yerine "iş bu taşınmaz tarla olarak 1979 yılından beri ... mirasçılarının kullanımındadır" şerhinin yazılmasına, 1 30... parsel (eski 1 27... parsel) ile aynı yer 1 38... parsel (eski 1 40... parsel) sayılı taşınmazlar yönünden muhdesat bilgileri kısında yer alan şerhler terkin edildiğinden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... mirasçıları ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; davacılar tarafından vefat eden tanıklar yerine yeni tanık listesi verilerek bu tanık beyanlarının hükme esas alınmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacılar tarafından bildirilen tanıkların bozma öncesi duruşmada beyanlarının alındığını bu beyanlar esas alınarak karar verilmesi gerekirken bu tanıklar yerine bildirilen tanıkların keşif mahallinde yeniden dinlenerek tanık beyanlarının hükme esas alınmasının usule aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından Yargıtay bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediğini, tarafların muristen kalan taşınmazları kendi aralarında paylaştıklarını buna rağmen Mahkemece soyut beyanlar dikkate alınarak karar verildiğini, davanın hukuki yarar yokluğu, husumet ve hak düşürücü süreden reddi gerektiğini, davacıların askı ilan süresi içerisinde ve sonrasında Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gereken dava sürelerini geçirdiklerini, bu nedenle usul açısından herhangi bir zilyetliklerinin kalmadığını, Hazine mülkiyetinde olan taşınmaz yönüyle zilyetlik iddiasının dinlenmesinin mümkün olmadığını, davalıların dava konusu taşınmazlar için ecrimisil ve açılan ceza davaları nedeniyle para cezası ödediklerini, davalıların taşınmazların zilyedi olduklarını, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, davalıların 1979 yılından beri taşınmaza zilyet olduklarını, davacıların ise hiçbir zaman zilyetlikleri olmadığını, İlk Derece Mahkemesi tarafından karar kesinleşmeden tapu müdürlüğüne müzekkere yazılmasına ve taşınmazlar üzerindeki şerhlerin değiştirilmesine karar verilmiş olmasının da hukuka uygun olmadığını belirterek, kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi tarafından 1 08... parsel (eski 1 10... parsel) ve 1 08... parsel (eski 1 10... parsel) sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar verildiğini ancak yargılama devam ederken 1 30... parsel (eski 1 27... parsel) ile aynı yer 1 38... parsel (eski 1 40... parsel) sayılı taşınmazların idarece satışının davalılara yapıldığını, bu taşınmazlar yönünden muhdesat bilgileri kısmında yer alan şerhlerin terkin edildiği ve satışların idarece yapıldığının tespit edilerek bu taşınmaz yönüyle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, dava devam ederken satış yapılması ve yapılan satışın davalılara olması nedeniyle bu taşınmazlar yönüyle de karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın bu yönüyle bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkeme kararında kısmen kabul edilen kısım yönünden kararın bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın husumet, hukuki yarar yokluğu, zamanaşımı, hak düşürücü süre açısından usulden aksi halde ise esastan reddi gerektiğini, taleplerinin dikkate alınmadığını, dava konusu işlemin yapılmasında Hazinenin sorumluluğunun bulunmadığını, husumetin Çatalca Kadastro Müdürlüğü dolayısıyla Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'ne yöneltilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazların 2/B maddesi uyarınca yapılan çalışmalar sonucunda Hazine adına orman dışına çıkarıldığını, Orman dışına çıkarma işleminin dava tarihinden uzun zaman önce ilan edildiğini ve askı ilan süresi içerisinde taraflarca itiraz edilmediğini, tanık ve mahalli bilirkişi anlatımlarından taşınmazların davalıların kullanımında olduğunun sabit olduğunu, davacılar dava konusu taşınmazların babaları tarafından açıldığını iddia etmişlerse de tanık anlatımları ile anlaşılacağı üzere dava konusu taşınmazların murisleri tarafından açıldığına dair bir delil olmadığını, dava konusu taşınmazların 1979 yılından beri... Oğlu ...ve ...Torbalının kullanımında olduğu bu durumun davacıların tanıklarının anlatımıyla da sabit olduğunu, davacıların bu taşınmazları kullandığına dair hiçbir sübut delil bulunmadığını, davacıların dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, idare tarafından dava konusu taşınmazın satışının yapılacağı kişilerin hak sahipliği; taşınmaz dosyalarından 2011 ve öncesi yıllardan beri belirli aralıklarla yapılan resmi tutanaklı tespitler doğrultusunda, taşınmazı kullandığı tespit tutanakları ile belirlenen şahıslar adına yapılacağını, hak sahipliğini tespit etme yetkisi Kanunlar tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verilmesine karşın bu konuda sonuçlanmış bir işlem olmadan İdarece dava konusu taşınmaz için bir işlem tesis edilmiş gibi dava konusu edilmesi, henüz gerçekleşmemiş bir işleme karşılık dava açılması veya yargı tarafından İdarenin Kanunla verilen hak sahipliğini belirleme yetkisinin yok sayılarak hak sahipliği belirleme yetkisinin kullanılmasının hukuka uygun olmadığını, dava konusu taşınmaz için İdare tarafından yapılmış resmi bir tespit veya satış işlemi yokken davacıların sanki aleyhe bir İdare işlemi varmış gibi dava açarak İdareyi işlem yapmaya zorlaması açıkça usul ve hukuka aykırı olduğunu, tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda oluşan ilamın icra ve infaz kabiliyetinin bulunmadığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Beyanlar" başlıklı 1012/2, 3. maddesine göre, taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususların "tüzükle" belirleneceği, Tapu Sicili Tüzüğü'nün 60. maddesine göre de, kütüğün beyanlar sütununa mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususlar tarih ve yevmiye numarası belirtilerek yazılacağı, yasal düzenlemelere göre, her beyanın tapu kütüğünün beyanlar sütununda gösterebilmesinin mümkün olmadığını, davayı kabul etmemek kaydıyla Mahkemece nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, harçların da Hazine dışındaki taraflara yükletilmesi gerektiğini belirterek, kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kullanım kadastrosu sonucu davalılar adına tespit edilen taşınmazların tarafların ortak murislerine ait olup, olmadığı ile taraflar adına miras hisseleri oranında tespitinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. 1. Dava konusu 1 27... ve 1 40... parsel (yeni 1 38... parsel) sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik davacılar ... ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, davacı ... ve arkadaşları vekilinin, dava konusu 1 27... ve 1 40... parsel (yeni 1 38... parsel) sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dava konusu 1 10... parsel (yeni 1 08... parsel) ve 1 05... parsel (1 08... parsel) sayılı taşınmazlara yönelik davalı ... ve arkadaşı vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; dava konusu taşınmazların mahalli bilirkişi ve taraf tanıklarının beyanları ile sabit olduğu üzere davalılar ...ve ...tarafından kullanıldığı ve kullanım kadastrosu yapılana kadar kullanımlarını ihtilafsız sürdürdüklerinin tespit edilmesi ile davalıların kullanımlarını tereke adına sürdürdüklerinin ispat edilememesi karşısında bu taşınmazlar yönüyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır. İlk Derece Mahkemesince yanılgısı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davacı ... ve arkadaşları vekilinin dava konusu 1 27... ve 1 40... parsel (yeni 1 38... parsel) sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, dava konusu 1 10... parsel (yeni 1 08... parsel) ve 1 05... parsel (1 08... parsel) sayılı taşınmazlara ilişkin davalı ... ve arkadaşı vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 304,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacı ... ve arkadaşlarından alınmasına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.