Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1808 E. 2026/2919 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1808
Karar No
2026/2919
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/319 E., 2021/511 K.

İlk Derece Mahkemesi kararının davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. Davalı Hazine vekili tarafından Dairemizce verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek 4. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 04... parsel sayılı 8.856,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi gereği orman niteliğini kaybedip, orman kadastro komisyonlarınca orman alanı dışına çıkarılan yerlerden olduğu gerekçesiyle, tutanağın beyanlar hanesine 2/B madde ve kullanım şerhi verilerek Hazine adına tarla niteliğiyle tespit edilmiştir. 2. Davacılar Kadastro Mahkemesine sundukları müşterek imzalı dava dilekçelerinde; lehlerine kullanım şerhi verilen 1 04... parselin yüzölçümünün eksik ölçüldüğünü, bu parselin güneyinde bulunan yaklaşık 1.973,00 m²lik yeri de 20-25 yıldır kullandıklarını ileri sürerek, bu yerin adlarına tescilini talep etmişlerdir.

II. CEVAP Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Manavgat Kadastro Mahkemesince, davanın reddine, ... köyü 1 04... parselin tespit gibi tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Manavgat Kadastro Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılardan ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 19.12.2011 tarihli ve 2011/10862 Esas, 2011/15174 Karar sayılı ilamıyla "...Mahkemece verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğu, davacının dava ettiği ve fen bilirkişisi Sait Uçar’ın 30.11.2010 tarihli krokisinde (B) harfiyle gösterilen 1195,06 m²lik bölümün P.LXV numaralı blok 2/B parselinin dışında kaldığı gerekçesiyle bu bölüme yönelik davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonucun dosya içeriğine uygun düşmediği, davacının dava ettiği ve krokide (B) harfiyle gösterilen bölümün tapulama harici (kadastro harici) alanda kaldığı açıklanarak, dava konusu olup (B) harfiyle gösterilen ve hakkında kullanım kadastrosu sırasında tutanak tutulmayan, 2/B madde kapsamında olmayan taşınmazın davacı adına tescili istemiyle ilgili olarak açılan davada Kadastro Mahkemesinin görevli olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Manavgat Kadastro Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dava dosyası Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulü ile 30.11.2010 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen yerin davacılar adına eşit hisse ile tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 07.10.2019 tarihli ve 2019/3404 Esas, 2019/5593 Karar sayılı ilamıyla "...Mahkemece taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulduğu gibi yapılan araştırma ve incelemenin de davanın esasını çözmeye ve hüküm kurmaya yeterli olmadığı, hükümden sonra 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin onüçüncü fıkrası gereğince, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile davalı köy tüzel kişiliğinin mahalle olarak bağlandığı Manavgat ilçe Belediye Başkanlığının huzuruyla davanın görülmesinde yasal zorunluluk oluştuğu, dosyanın görevsizlik kararı üzerine geldiği Asliye Hukuk Mahkemesince Kadastro Mahkemesinde yapılan inceleme ve araştırma ile yetinilerek hüküm kurulduğu, Kadastro Mahkemesinde yapılan inceleme ve araştırmanın ise hüküm kurmaya yeterli olmadığı, temyiz incelemesine konu yerin 30.11.2010 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen yer olup, orman bilirkişi tarafından orman kadastro haritası ile irtibatlı krokide (A) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümünün 2/B kapsamında Hazine adına dışarı çıkarılıp kullanım kadastrosuna konu edilen 1509 sayılı parsel sayılı taşınmaz içerisinde olduğu, (B) harfiyle gösterilen kısmın orman sınırları dışında tapulama harici alanda kaldığı bildirilmiş ise de 1970 yılında seri olarak yapıldığı anlaşılan orman kadastrosuna dair tutanakların getirtilerek bilirkişi raporunun denetlenmediği, belirtilen tarihte yapılan orman kadastrosu seri bazda yapıldığı için taşınmazın orman niteliğinin eski tarihli hava fotoğrafları ile memleket haritaları ve amenajman planının yöntemine uygun şekilde uygulanmasıyla belirleneceği, taşınmazın öncesinin orman niteliğinde olmadığı belirlenirse zilyetlik şartlarının oluşup oluşmadığının dava tarihinden geriye doğru araştırılacağı, taşınmazın evveliyatının orman olduğu belirlenirse 1994 yılında ilân edilen evvelce sınırlandırılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B maddesi uygulamasına dair çalışmada orman sınırları dışında bırakılıp bırakılmadığının araştırılacağı, bu çalışmada orman sınırları dışında bırakıldığı belirlenirse zilyetlikle kazanma süresinin bu tarihten itibaren hesaplanacağı, zilyetlik araştırması yönünden ise; mahalli bilirkişiler taşınmazın 1973 yılından beri kullanıldığını beyan etmişler ise de bu beyanın bilirkişi raporlarıyla denetlenmedği, ziraat bilirkişi tarafından (B) harfiyle gösterilen yer hakkında 40-45 yıl öncesinden tarla tarımı yapılan yer olduğu bildirilmiş ise de dava tarihinden 20 yıl önceye ait hava fotoğraflarında denetlenmediği, yine uzman orman bilirkişi tarafından incelendiği bildirilen 1982 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın tarım alanı olduğu bildirilmiş ise de ne şekilde kullanıldığının, tasarruf sınırlarının bulunup bulunmadığının anlatılmadığı, rapor ekindeki hava fotoğrafında taşınmazın elle çizilerek gösterilmiş olmakla yapılan inceleme ve araştırmanın taşınmazda zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığını tereddüte mahal bırakmayacak yeterlilikte açıklamaktan uzak kaldığı, hava fotoğrafı incelemesinin denetlemeye elverişli olmadığı, bunun yanında fen bilirkişi krokisinde taşınmaz asfalta bitişik gösterildiğinden, gösterilen yolun niteliğinin, kamulaştırma işlemine konu edilip edilmediğinin araştırılmadığı açıklanarak, öncelikle husumet yaygınlaştırılarak taraf teşkili sağlandıktan sonra usulüne uygun orman ve zilyetlik araştırması yapılması" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporları ve tanık beyanları uyarınca dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.02.2021 tarihli bilirkişi raporu ve eki krokisinde (B) harfiyle gösterilen 1.192,84 m² alanlı taşınmazın davacılar adına eşit hisse ile tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 18.11.2024 tarihli ve 2022/6535 Esas, 2024/6605 Karar sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR DÜZELTME Dairemizin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığı, davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1970 yılında yapılan orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra evvelce sınırlaması yapılmış ormanlarda 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulaması 02.09.1994 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, bozmaya uyulmakla tarafların leh ve aleyhine usuli kazanılmış hak doğar. Ayrıca, İlk Derece Mahkemesince bozma kapsamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurma yükümlülüğü ortaya çıkar. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki, hükme esas alınan ve orman mühendisi, ziraat mühendisi ve jeodezi mühendisi tarafından müştereken tanzim olunan bilirkişi kurulu raporunda, dava konusu taşınmazın orman kadastro çalışmalarında orman olarak sınırlandırılmayan alanlar içerisinde kaldığı bildirilmiş ise de, 1970 yılında seri olarak yapıldığı anlaşılan orman kadastrosuna, 02.09.1994 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulamasına ve davanın devamı sırasında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince yapıldığı bildirilen orman tahdit ve sınır noktalarının aplikasyonu ve fenni hataların giderilmesi çalışmasına ilişkin belgeler eksiksiz olarak getirtilerek bilirkişi raporu denetlenmemiş, bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın 1954, 19 75... tarihli hava fotoğraflarındaki konumu komşuları ile birlikte denetime elverişli olarak gösterilmemiş, açık bozma ilamına rağmen memleket haritalarındaki konumu ise hiç değerlendirilmemiş, ziraat mühendisi bilirkişisince dava konusu taşınmaz yerine dava konusu olmayan 1 04... parselin (A) harfiyle gösterilen kısmı için inceleme yapılmış, yine bozma ilamında açıkça değinilmesine rağmen fen bilirkişi krokisinde taşınmaz asfalta bitişik gösterildiğinden, gösterilen yolun niteliği, kamulaştırma işlemine konu edilip edilmediği araştırılmamış, bilirkişi kurulu raporunun inceleme kısmında taşınmazın 1954, 19 75... tarihli hava fotoğraflarında açık alanda kaldığı belirtilmesine rağmen, raporun netice ve kanaat kısmında ilgili hava fotoğrafları uyarınca taşınmazın 1954-1975 yılları arasında açık saha olarak görülüp niteliği çalılık iken 1975 yılından sonra niteliğinin tarla olarak değerlendirilecek konuma geldiği açıklanılmış, bu hali ile raporun kendi içerisinde çelişki yaratılmış, yine komşu taşınmazlara ilişkin tedavüllü tapu kayıtları getirtilip keşif esnasında uygulanmamış, tüm bunlardan ayrı olarak dava konusu taşınmazı komşuları ile gösterir geniş ölçekli kroki dosya içerisine getirtilmemiş, İlk Derece Mahkemesince son bozma ilamından sonra Kadastro Müdürlüğüne yazılan yazıda sehven 1 04... parselin tescil harici bırakılıp bırakılmadığı sorulmuş, Kadastro Müdürlüğü yazı cevabı ve ekindeki krokiye göre 1 04... parselin ... Mahallesinde kalıp güney kısmının (dava konusu taşınmazın bulunduğu alan) orman alanı olarak görülmesine rağmen, İlk Derece Mahkemesince Kadastro Müdürlüğü yazı cevabı ile 1 04... parselin Değirmenli, dava konusu taşınmazın ise ... Mahallesinde kalıp orman sayılmayan yerlerden olduğunu bildiren bilirkişi kurulu raporu arasındaki çelişkinin giderilmediği anlaşılmıştır. Bu hali ile İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve hükme dayanak alınan bilirkişi raporları taşınmazın niteliğini belirlemede yetersiz olup, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulamaz. Kabule göre de, hüküm fıkrasında bilirkişi kurulu kök raporuna atıf yapılarak kök raporda (B) harfiyle gösterilen taşınmazın davacılar adına tesciline karar verilmesine rağmen, bilirkişi kurulu ek raporunda (B1) rumuzu ile gösterilen kısmın yüzölçümünün esas alınarak, yine tescil hükmünde taşınmazın niteliğine yer verilmeyerek infazda tereddüt oluşturur ve çelişkili şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dava konusu taşınmazın hangi tarihte hangi nedenle tescil harici bırakıldığı, bilirkişi raporlarında taşınmaza bitişik olarak gösterilen yolun niteliği, kamulaştırma işlemine konu edilip edilmediği araştırılmalı, varsa kamulaştırma haritası, dava konusu taşınmazı komşuları ile gösterir geniş ölçekli kroki, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yapıldığı anlaşılan orman kadastro çalışmalarına (1970 yılında seri olarak yapıldığı anlaşılan orman kadastrosuna, 02.09.1994 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulamasına ve davanın devamı sırasında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince yapıldığı bildirilen orman tahdit ve sınır noktalarının aplikasyonu ve fenni hataların giderilmesi çalışmasına) ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örnekleri, mutabakat raporu, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile dava tarihinden 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ve memleket haritaları ile varsa amenajman planı ve dava konusu taşınmaz ile komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirilerek dosya arasına konulmalı; bu şekilde dosyanın ikmal edilmesinden sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek 3 orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak bu keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, dava konusu taşınmazın orman kadastro haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise dava konusu parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı; yine dosya arasına getirtilen belgeler dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun ), 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine Ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) ile 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5658 sayılı Kanun) karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, dava konusu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişiden, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, varsa kamulaştırma haritasının uygulanıp dava konusu taşınmazın konumunun yanı sıra keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ilgili Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Tüm bu nedenlerle, hükmün bozulması gerekirken onandığı bu defa yapılan incelemede anlaşıldığından yukarıda açıklanan nedenlerle onama kararı kaldırılarak hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VII. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüyle Dairemizin 18.11.2024 tarihli ve 2022/6535 Esas, 2024/6605 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1808, K. 2026/2919, T. 27.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1808-e-2026-2919-k-ecf8e643f72f