Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4678 E. 2026/2840 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4678
- Karar No
- 2026/2840
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2014/25 E., 2022/181 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ... köyü çalışma alanında bulunan 3 37... parsel sayılı 1.832.15 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1/2 paylı olarak davalılar ... ve ... adlarına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayanarak, ... köyü 3 37... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevabında; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.11.2012 tarihli ve 2009/1 Esas, 20121/14 karar sayılı kararı ile, dava konusu 3 37... parsel sayılı taşınmaz ve tefrik edilen diğer taşınmazlar hakkında, davanın usulden reddine, dava konusu taşınmazların dosyadaki belge ve tutanaklar doğrultusunda tespit gibi tescil işlemleri yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... ve tefrik edilen taşınmaz maliklerinden davalı ... mirasçılarından ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 03.03.2014 tarihli ve 2014/2130 Esas, 2014/1956 Karar sayılı ilamı ile, ''... İlk Derece Mahkemesince 09.10.2012 tarihli celsede; keşif için gerekli masrafı yatırması hususunda kesin süre verilmesine karar verildiği, ara kararın davacıya usulüne uygun tebliğine rağmen tarafından keşif bedeli yatırılmadığı için davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına ve usul hükümlerine uygun düşmemektedir. Dava konusu 1 55... ve 8 parsel sayılı taşınmazlar ... adına tespit edildiği halde, kendisine usulüne uygun tebligat yapılmadığı, diğer bir anlatımla taraf teşkili sağlanmadan keşif kararı verildiği, dava konusu 3 18... parsel sayılı taşınmazın tespit maliki ... davayı kabul etmesine rağmen bu hususun göz önünde bulundurulmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davacı dava dilekçesinde dava konusu ettiği tüm taşınmazlar yönüyle tanık deliline dayanmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince tanıklarının isim ve adreslerini bildirmesi için davacıya usulüne uygun şekilde süre de verilmemiştir. Hal böyle olunca; mahkemece taraf teşkili sağlanmadan, deliller toplanmadan, başka bir anlatımla dosya keşfe hazır hale getirilmeden keşif giderinin yatırılması için davacıya kesin süre verilmesi ve davalı ... ...'in davayı kabul ettiğinin gözden kaçırılması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre kadastro hâkiminin sicil oluşturma görevinin bulunduğu gözetilerek, davanın esastan reddedilmesi halinde çekişmeli taşınmazlar hakkında tescil hükmü kurulması gerekirken tutanak asıllarının Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmesi dahi isabetsizdir.'' gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "davaya konu 3 37... sayılı parselle ilgili olarak yapılan keşifte parselin üzerinin çayır otları ile kaplı olduğu, sınırlarının etrafındaki parsellerle kot farkı olması sebebiyle belirgin olduğu, parselin keşif tarihi itibarıyla kullanıldığının gözlemlenmiş olması; beyanlarına başvurulan mahalli bilirkişilerin parselde ...'ın herhangi bir kullanımı olmadığı, bu yerin tamamının ...'ın babası olan ... kullanımında olduğu, yere buğday, arpa ekmek suretiyle tarımda kullanıldığı, ...'ın 2008 yılında vefat ettiği, vefatından sonra mirasçılarının yeri kullanmaya devam ettikleri, ...'dan önce de babası ...'ın bu yeri kullandığını beyan etmiş oldukları, keşif sonucu düzenlenen ziraat bilirkişisinin raporunda parselin kültür arazisi vasfında kullanıldığının, etrafının kot farkından dolayı sınırlarının belirgin ve açık olduğunun, sulama arkı ile sulandığının, kaymak tabakasının kırıldığının, kültür arazisi vasfındaki tarımsal arazilerle benzerlik gösterdiğinin, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olması gereken yerlerden olmadığının, özel mülkiyete konu olabilecek arazi vasfında olduğunun belirtildiği, buna göre parselin özel mülkiyete konu olabilecek alanlardan olduğu, davacı ...'ın babası ... lehine olağanüstü zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleştiği, taşınmazın imar ihya edildiği, senetsizden kazanılabilecek taşınmaz sınırının aşılmadığı, davacının davasını ispatladığı" gerekçeleri ile ... köyü 3 37... sayılı parselin kadastro tespitinin iptali ile 1832.15 m² yüzölçümü ve çayır vasfıyla tamamı 308 pay kabul edilerek, hüküm yerinde gösterilen payları oranında muris ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; mahalli bilirkişilerin davacının akrabası olduğunu, tarafsız olmadıklarını, tutanak bilirkişilerinin dinlenmediğini, çelişkilerin giderilmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespiten itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının murisi lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 651,30 TL'nin temyiz eden davalı ... ve arkadaşlarından alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.