Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3975 E. 2026/2844 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3975
- Karar No
- 2026/2844
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2009/3 E., 2024/20 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar ... vekili ve ... ile davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında,... köyü çalışma alanında bulunan 1 01... , 5, 6, 1 03... , 1 37... , 1 55... , 1 63... , 1 03... , 5, 6, 25... ada 2 parsel sayılı 28.092,83 m², 18.828,64 m², 17.029,20 m², 14.909,63 m², 2.463,62 m², 30.568,06 m², 18.630,50 m², 1.357,78 m², 3.795,22 m², 796,11 m², 4.521,66 m² ve 19.825,48 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü olduğu belirtilerek ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; ...köyü 1 01... , 5, 6, 1 03... , 1 37... , 1 55... ve 1 63... parsel sayılı taşınmazların mirasçılar arasında yapılan taksimde kendisine isabet ettiğini ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazların adına tescilini talep etmiştir. 3. Davacı ... dava dilekçesinde... köyü 1 03... , 5, 6, 25... ada 2 parsel sayılı taşınmazların mirasçılar arasında yapılan taksimde babası İsmail’e isabet ettiğini ve onun tarafından da 1984 yılında kendisine verildiğini ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazların adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.12.2007 tarihli ve 2006/88 Esas, 2007/95 Karar sayılı kararı ile, davaların kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 63... parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına tesciline, 1 41... parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları ... ve müşterekleri adına tesciline ve tutanağın muhdesatlar hanesine taşınmaz üzerinde yer alan evin mülkiyetinin davacı ...’a ait olduğunun tesciline, 1 01... , 5, 6, 1 55... , 1 03... , 1 37... , 1 03... , 5, 6 ve 1 03... parsel sayılı taşınmazların ... mirasçıları ... ve müşterekleri adına tescillerine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 26.12.2007 tarihli ve 2006/88 Esas, 2007/95 Karar sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 05.05.2009 tarihli ve 2008/7445 Esas, 2009/3225 Karar sayılı ilamı ile, "... kadastro tespiti ölü ... adına yapılmış ve davacılar da davayı ölü ... aleyhine açmışlardır. Dosyada nüfus kayıtları mevcut olup İlk Derece Mahkemesince 1981 yılında ölen ... eşi ...mirasçılarından ... davaya dahil edildiği halde ...nin diğer oğlu ...’in mirasçıları davaya dahil edilmemiştir. Yine ....’in eski eşi ...ten olma çocukları ...ve ... ile 1943 yılında ölen eşi ...’den olma çocuklarından ...ve ...nin sağ olup olmadıkları nüfus kayıtlarından anlaşılamamaktadır. Dosyada mevcut nüfus kayıtlarında, bu şahıslar sağ gözükmekte ancak kaydın altındaki şerhlerde “ölüm tarihlerinden bahsedilmektedir. İlk Derece Mahkemesince bu çelişki giderilmeye çalışılmamış, ölmüşler ise mirasçılarının davaya dahil edilmeleri gerektiği düşünülmemiştir. Taraf teşkili dava şartı olup dava şartı yerine getirilmeden ve usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilip davaya devamla esas hakkında karar verilemez. İlk Derece Mahkemesince, tespit maliki davalı ölü ...’ın tüm mirasçıları kesin olarak tespit edilip usulen davaya dahil edilmeleri sağlanmadan işin esasına girilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmiş bulunulması isabetsizdir." denilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "kök muris ...'ın 1953 yılında vefat ettiği, murisin kayıtlara göre 3 eşinin bulunduğu, eşlerden ... ile müşterek çocukları ... ve ...'in kapalı kayıt ve ölüm tarihlerinin bulunmadığı, Osmanlıca kayıtlar üzerinde yapılan inceleme ile neticeten bu kişilerin veraset ilamına göre mirasçı olmadıkları, kök murisin sonraki evliliği 1943 ölüm tarihli ... kızı ...'den müştereken davacı ..., ..., ..., ..., ..., ..., isimli çocuklarının bulunduğu, ... kızı ...'nin vefatı ile 1981 ölüm tarihli ... kızı ...ile 1945 yılında evlendiği ancak müşterek çocuklarının bulunmadığı, veraset ilamında yazılı ... kızı ...'nin çocukları olan kişilerin kök muris ...in ölümünden sonra evlendiği ... ile evliliğinden olma çocuklarının olduğu, bu haliyle murisin ölüm tarihi olan 1953 yılı itibarıyla taksime katılacak kişilerin çocukları ......'nin 1930 yılında kök muristen önce vefat etmesi nedeniyle çocukları .... ve ..., (...'nın da 1944 yılında kök muristen önce çocuksuz vefat etmesi nedeniyle payının kardeşlerine geçtiği) son eşi ... kızı ...olduğu, 2007 yılında yapılan keşifte ...ye 1 62... ve 1 09... numaralı parselin taksimen kaldığı ve satarak elinden çıkardığının belirtildiği, 1 62... numaralı parselin vergi kayıt malikinin ... olduğu, edinme sebebinde satışla el değiştirdiğinin bildirildiği, bu haliyle tespit bilirkişisinin beyanının doğrulandığı, ayrıca 2007 yılında yapılan keşifte davalı ...'nün bizzat imzalı beyanıyla bu hususu doğruladığı, 1 02... numaralı parselin eşi ...ye taksimen kaldığı ve satarak elinden çıkardığının belirtildiği, 1 02... numaralı parselin vergi kayıt malikinin ... olduğu, edinme sebebinde satışla el değiştirdiğinin bildirildiği bu haliyle tespit bilirkişisinin beyanının doğrulandığı, murisin ölüm tarihi olan 1953 yılı itibarıyla taksime katılacak kişiler yönünden yapılan araştırmada ... köyünde bulunan ve edinme sebebinde ceddinden intikalen ve taksimen olduğu yazılı davalı ... adına tapu kayıtlarının temin edildiği (... köyü 17 parsel numaralı), davalı ... adına (... köyü 50,303 parsel numaralı), taksimen intikal edip satılan 186 parsel,) kadastro tutanaklarının temin edildiği, Çanakkale Asliye Hukuk Mahkemesi 1982/337 Esas sayılı dosyada 420 numaralı parsele ilişkin görülüp kesinleşen ilamda ...'a ait taşınmazın murisin ölümüyle kardeşlerine isabet ettiği ve davacı ...'ın kardeşlerinden paylarını satın aldığı olgusunun ispat edilerek ve onanarak kesinleştiği, taraflar arasında sahteciliğe esas Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında ...'nin 18.04.2000 tarihli Savcılık beyanında 30 yıl önce 50'şer kuruşa baba hisselerini kardeşleri İsmail'e sattıklarına dair beyanları, 2007 yılında yapılan keşifte dinlenen tanıkların da 50 yıl önce taksim yapıldığının köyde bilindiğini belirtmeleri, keşif beyanlarında yerel bilirkişi, tespit bilirkişisi ve tanıkların paylaşım hususunu parsel parsel bilmemekle beraber taşınmazların çok uzun yıllardan beri davacılar tarafından kullanıldığını bildirdikleri, kök muris ...in ölüm tarihinin 1953, tespit tarihlerinin 2006 yılı olduğu ve tespite kadar bir insan ömrüne yaklaşacak şekilde davacı ... ve sonrasında oğlu ... tarafından kullanıldığı ve kadastro tespitine değin bu kullanıma ilişkin aralarında hiçbir ihtilaf ve niza çıkmadığı, mirasçıların davacıların müstakil olarak kullanımına hiçbir itirazda bulunmadıkları, bu durumda uzun süreli kullanmanın harici paylaşımın karinesi olduğu düşünülerek, taksimde eşitliğin şart olmadığı da dikkate alındığında dava konusu taşınmazların paylaşıldığının kabulü gerektiği, ancak birleşen 2006/88 Esas, 2006/89 Esas ve 2006/90 Esas sayılı dava dosyalarında davacı ...'nın dava konusu yaptığı... köyü 1 03... , 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazlar yönünden bu parsellerin taksim sonucu önce babasına intikal ettiği, sonra babasının kendisine devrettiğini iddia etmiş ise de; 2007 yılında yapılan keşif ve 2023 yılında yapılan keşiflerde bu alanların baba İsmail tarafından kullanıldığını davacı ...'ya devredildiği iddiasının ispatlanamadığı, bu hususta tanık beyanlarıyla da iddialarının desteklenmediği, askı ilan süresi içinde açılan eldeki davada taraflarca getirilme ve taleple bağlılık ilkesinin geçerli olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 30/2 gereğince değerlendirilerek resen malik araştırması yapılamayacağı, davacı ...'in bu parseller yönünden açmış olduğu herhangi bir davası ya da müdahalesi de bulunmadığından davacı ...'nın bu parseller yönünden davasını ispat edememesi nedeniyle davasının reddine karar verilmesi gerektiği, ayrıca dava konusu taşınmazlardan olan 1 01... numaralı parselin ..., ... ve ... ile hiçbir ilgisi olmadığı, bu taşınmazın ... aitken ölümü ile oğlu... geçtiği, bu parselin diğer parsellerle herhangi bir ilgisi olmadığı, kadastro geçtikten sonra köyde bu parselle ilgili yanlışlık yapıldığının çok konuşulduğu, bir yanlışlık yapılmış olabileceği belirtilmiş ise ilgili kişi tarafından açılmış bir dava ya da eldeki davaya müdahalede bulunulmadığı, askı ilan süresi içinde açılan eldeki davada taraflarca getirilme ve taleple bağlılık ilkesinin geçerli olduğu, 3402 sayılı Kanun'un 30/2 gereğince değerlendirilerek resen malik araştırması yapılamayacağından bu beyanlar kapsamında değerlendirme yapılamayacağı" gerekçesiyle, birleşen 2006/94 Esas, 2006/95 Esas, 2006/96 Esas, 2006/97 Esas, 2006/98 Esas, 2006/99 Esas ve 2006/100 Esas sayılı dosyaların davacısı ...'ın açtığı davaların kabulüne, 1 01... , 5 ve 6 parsel, 1 03... parsel, 1 37... parsel, 1 55... parsel ve 1 63... parsel sayılı taşınmazların tespitlerinin iptali ile davacı ...'ın ölümüyle miras meselesi 40 pay kabul edilerek; 7 payının ... adına, 7 payının ... adına, 7 payının ... adına, 5 payının ... adına, 7 payının ... adına, 7 payının ... adına tapuya tescillerine, ana dosya davacısı ...'ın açtığı birleşen 2006/91 Esas ve 2006/93 Esas sayılı dava dosyaları yönünden davaların kabulüne, 1 03... ve 1 41... parsel sayılı taşınmazların tespitlerinin iptali ile davacı ... adına tapuya tescillerine, birleşen 2006/88 Esas, 2006/89 Esas ve 2006/90 Esas sayılı dava dosyalarında dava konusu yaptığı 1 03... , 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davasını ispat edememesi nedeniyle davalarının reddine, 1 03... , 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; diğer mirasçıların farklı yerlerde yaşadıkları gözönüne alınmaksızın yanlızca ... ve ...’ın taşınmazların bulunduğu köyde ikamet ettikleri gerekçesiyle yıllardır haksız olarak kullandıkları taşınmazların adlarına tescil kararı verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; fiili taksimin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkillerinin dava konusu taşınmazları 55 yıldır kullandığını, Ağır Ceza Mahkemesi kararına göre de, taşınmazların satıldığının anlaşıldığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... temyiz dilekçesinde; diğer mirasçıların farklı yerlerde yaşadıkları gözönüne alınmaksızın yanlızca ... ve ...’ın taşınmazların bulunduğu köyde ikamet ettikleri gerekçesiyle yıllardır haksız olarak kullandıkları taşınmazların adlarına tescil kararı verilmesinin hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararının haksız olduğunu, keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişilerin kesin ifadeler kullanmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ortak muristen geldiği hususunda ihtilaf bulunmayan taşınmazların, mirasçılar arasında yapılan taksimde kime isabet ettiği noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar ... vekili ve ... ile davacı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.