Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5715 E. 2026/1889 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5715
Karar No
2026/1889
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3282 E., 2024/1643 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/61 E., 2022/36 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen dosya davacıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ......... ili ........ ilçesi ........ Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-1 maddesi gereğince yapılan sayısallaştırma çalışması ile davacılar adına tapuya kayıtlı eski 239 parsel sayılı 2.200 m² yüzölçümlü ve tarla vasıflı taşınmaz, 3 32... parsel numarası ve 1.975,35 m² yüzölçümlü olarak; eski 240 parsel sayılı 5450 m² yüzölçümlü ve tarla vasıflı taşınmaz, 3 32... parsel numarası ve 5.230,72 m² yüzölçümlü olarak; davalılar adına tapuda kayıtlı bulunan eski 343 parsel sayılı 8550 m² yüzölçümündeki tarla vasıflı taşınmaz 3 34... parsel numarasıyla ve 8.839,75 m² olarak, eski 346 parsel sayılı 9400 m² olarak yüzölçümündeki tarla vasıflı taşınmaz 3 34... parsel numarasıyla ve 9.393,05 m² ve eski 347 parsel sayılı 9300 m² yüzölçümündeki tarla vasıflı taşınmaz 3 34... parsel numarasıyla ve 9.236,18 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Asıl ve birleşen dosyanın davacılar vekili dava dilekçelerinde; sayısallaştırma kadastrosunda müvekkilleri adına kayıtlı taşınmazların sınırlarının değiştiği ve yüzölçümünün azaldığı, davalılar adına kayıtlı komşu taşınmazların yüzölçümünün ise arttığını belirterek, yapılan sayısallaştırma kadastrosunun iptali ile taşınmazların tesisteki sınırıları ve yüzölçümüyle tespit ve tescillerini talep etmiştir. II. CEVAP Davalıların vekilleri ayrı ayrı sunmuş oldukları cevap dilekçelerinde; asıl ve birleşen davanın usul ve esastan reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Mahkememizce dava konusu taşınmazların tesis kadastro tutanakları, sayısallaştırma rapor ve tutanakları, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto haritası, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları ve eki olan haritalar, varsa sayısalaştırma kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve sayısallaştırma kadastrolarına ait varsa ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması için müzekkereler yazıldığı ve bulunan tüm belgelerin dosyaya getirtildiği, dava konusu taşınmazı ve yöreyi iyi bilen mahalli bilirkişi tespitinin kolluk aracılığı ile yapıldığı, bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, tutanak bilirkişileri ile harita, fen ve ziraat bilirkişilerinin katılımı ile keşif yapıldığı, keşif esnasında mahalli bilirkişilerin, davacı tanıkları ile davalı tanıklarının beyanlarının alındığı, mahalli bilirkişiler, davacı ile davalı tanıkları beyanlarında özetle dava konusu taşınmazlar ile yolun bulunduğu kısımda eskiden beri yol bulunduğunu, elektrik direğinin çekilmesi ile değişikliklerin söz konusu olduğunu ve yolun genişlediğini, eski ve yeni sınırlar arasında değişiklik olduğunu ifade ettikleri, dava konusu 2 39... parsel sayılı taşınmazlar ile komşu yol ve sonrasında gelen dava konusu 343, 3 46... parsellerin ilk tesis kadastrosunun 1970 yılında yapıldığı, dava konusu 343, 3 46... parsellerin yapılan tespitine itiraz edilmediği ve tespit gibi tescil edildikleri, dava konusu 2 39... parsellerin yapılan tespite itiraz üzerine komisyon kararı bulunduğu, taraflarca açılan davanın reddine karar verildiği ve anılan kararın yargıtay denetiminden geçerek dava konusu 2 39... parsellerin Hazine adına kesinleştiği, anılan taşınmazların daha sonra satış ile davacılara geçtiği ve tapuya tescil edildikleri, tesis kadastro tespitlerinin belirlenen sınırlar ve paftaları ile kesinleştiği, dava konusu taşınmazların yapılan ölçümün 766 sayılı Kanun çerçevesinde fotogrametrik yöntemle ölçülüp sınırlandırılarak 1/5000 ölçekli kadastro paftasına tersim edilen alanlar planimetrik yöntemlerle hesaplandığı, sayısallaştırma çalışmalarında ise kesinleşen kadastro paftası esas alınarak bilgisayar ortamında CAD programları ile yeniden hesaplanmakta ve sayısallaştırma raporları hazırlanarak düzeltmeye alınan parseller askı ilanına alınmakta olduğu, Mahkememizce dosyaya gerekli tüm evraklar getirtilerek keşiflerin yapıldığı ve bilirkişi raporunun alındığı, Mahkememizce yapılan değerlendirmede dava konusu taşınmazların sınırlarının her hangi bir ölçü, sınırlandırma ve tersimat hatası bulunmayan kesinleşmiş tesis kadastro paftası esas alınarak belirlenmesi gerektiği yönünde olduğu, uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı bu sebeple de Mahkememizce bilirkişi raporlarında belirtilen birinci seçenekteki kesinleşmiş tesis kadastro paftasına göre yapılan hesaplamaların ve incelemelerin dikkate alındığı, bilirkişi raporunda eski kadastro paftasında belirlenen sınırlar ve sayısallaştırma kadastrosu sonucu oluşan yeni sınırların çakıştırıldığı, kadastro paftasında herhangi bir tersimat, sınırlandırma veya ölçü hatasının bulunmadığı, komşu taşınmazlar ile birlikte yapılan çakıştırmada eski ve yeni kadastro sınırlarının üst üste tam olarak çakıştığının net bir şekilde görüldüğü, bilirkişi raporuna ekli haritalarda davacıların iddia ettiği (A) ve (B) harfli kısımlar ile yolun bulunduğu kısmın gösterildiği, iddia edildiği gibi yüz ölçümü artan ve azalan parsellerde yaygın bir kayıklıktan kaynaklı bir artış veya azalmanın tespit edilmediği, tarafların tesis kadastro paftasına uygun olmayan bir şekilde kullandıkları fiili sınırların değişebilir ve genişleyebilir sınırlar olması nedeni ile esas alınmasının bu aşamada söz konusu olamayacağı, alınan bilirkişi raporunun birinci seçeneğine göre de 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun EK-1. maddesi kapsamında yapılan çalışmaların, ada bazında değerlendirildiği, eski tesis paftasından ve tespit edilen mevcut zemine göre alının sınırlara göre işlem yapıldığı, paftasının zemine uyduğu ve ölçü, tersimat ve sınırlandırma hatası bulunmadığı, kesinleşen paftaya göre sınırların oluştuğunun belirlendiği, bu tespitlerin dışında sayısallaştırma öncesi ve sonrası meydana gelen farklılıklar raporda değinilen hususlar ve ilk tesis kadastrosu sırasında kullanılan ölçü tekniği ile teknolojisinin ve alan hesaplama yönteminin teknik yönden yetersiz oluşundan kaynaklandığı ve yapılan 3402 sayılı Kanun'un EK-1. madde çalışmasının da bu sınırlara göre yapılması sonucu Kanun ve yönetmeliklerine uygun olarak yapıldığının belirlendiği..." gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine, (eski 239) yeni 3 32... parsel, (eski 240) yeni 3 32... parsel, (eski 343) yeni 3 34... parsel, (eski 346) yeni 3 34... parsel ve (eski 347) yeni 3 34... parsel sayılı taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek-1. maddesi uyarınca yapılan sayısallaştırma kadastrosu sonucu tutulan sayısallaştırma rapor ve eklerinde belirtilen nitelik ve yüzölçümü ile tespit gibi tescillerine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl ve birleşen dosyanın davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dosyada yapılan keşif ve alınan fen bilirkişisi raporundan, dava konusu taşınmazların 1970 yılında yapılıp askıya çıkarılan tapulama çalışmalarının 16.05.1971 yılında tespit gibi tescil edilerek kesinleştiği; dava konusu sayısallaştırma çalışmalarında dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre kadastro çalışması sonucu oluşturulan kadastro paftasıyla, sayısallaştırma sonucu oluşturulan kadastro paftasının birebir aynı olduğu, dava konusu taşınmazın sınırlarında bir hata olmadığı, zemin kullanım durumu ile paftanın bir biri ile uyumlu olduğu, parsel sınırlarında bundan sonra eylemli bir değişiklik olmadığı, Ek-1 madde uygulaması çalışmalarında ada bazında değerlendirildiği, paftasından alınan sınırlara göre işlem yapıldığı, paftasının zemine uyduğu ve ölçü, tersimat, sınırlandırma hatasının bulunmadığı, 1970 yılında yapılan tapulama çalışmalarında, dava konusu eski parsellerin alanının planimetre ile hesaplandığı, yapılan sayısallaştırma işleminde bir hata bulunmadığı anlaşıldığından, toplanan delillere, dosya içeriğine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olduğu..." gerekçesiyle asıl ve birleşen dosyanın davacıları vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen dosyanın davacılar vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkilleri lehine değerlendirme yapıldığını ancak bunun dikkate alınmadığını, raporun sonuç bölümünün ikinci kısmında 1968 yılına ait hava fotoğraflarına uyularak (A) ve (B) ile ifade edilen ve müvekkillerinin taşınmazlarına eklenecek alanın görülmekte olduğunu, bu durumun davanın haklılığını ortaya koyduğunu, yargılama sürecinde beyanlarına başvurulan tanıklarca da ortaya konduğu ve yapılan keşifte de görüldüğü üzere; taşınmazlar arası elektrik direğinin bulunduğu yerdeki sınırlarda değişimler olduğu, iş bu elektrik direği ve kadastrol yol vasıtasıyla müvekkillerinin taşınmazların yüzölçümü azalırken, davalı taşınmazları lehine artış gerçekleştiğini ve sonuç itibariyle haksız ve hukuka aykırı karar verildiğini ileri sürerek, davalarının Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun Ek-1. maddesine göre yapılan sayısallaştırma çalışmasının usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen dosyanın davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5715, K. 2026/1889, T. 23.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-5715-e-2026-1889-k-966451c04141