Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5037 E. 2026/1291 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5037
Karar No
2026/1291
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2671 E., 2024/1076 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/25 E., 2023/155 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... vekili dava dilekçesinde; davalının Edremit Asliye Hukuk Mahkemesinin 1984/406 Esas sayılı dosyası ile dava konusu Mülhak .. Ağa vakfının evladı olduğunun tespit edildiğini, yine Edremit 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/429 Esas sayılı dosyası ile söz konusu vakfın tevliyete ehil ve müstehak olduğunun tespit edildiğini, her iki kararında derecattan geçerek kesinleştiğini, ancak idarenin .. ve .. Daire Başkanlığınca yapılan inceleme sonucunda, davalının söz konusu vakfın evladı olmadığının belgeler ile tespit edildiğini, .. .. vakfının başka bir vakıfla karıştırılarak, geçmişte bu vakıf üzerinden hatalı gaileye müstehak evlatlık kararları verildiğini, davalının .. ile .. ... .... .. .. Vakfının galle fazlasına müstehak ve tevliyete ehil vakıf evladı olmadığının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı tarafından dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi sunulmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere davalı ...'in davaya konu vakfın galle fazlasına müstahak evlatlarından olduğu, davacı ve asli müdahilin davalarını ispatlayamadıkları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili ve asli müdahil vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili ve asli müdahil vekili temyiz dilekçelerinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler tekrar edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, daha önce kesinleşen Mahkeme kararları ile vakfın galle fazlasına müstahak ve tevliyete ehil vakıf evladı olduğu tespit edilen davalının galle fazlasına müstahak ve tevliyete ehil vakıf evladı olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Dava şartları gerçekleşmeden bir davanın esası incelenemez; davanın incelenip karara bağlanabilmesi, dava şartlarının varlığı veya yokluğuna bağlıdır. Hakim, dava şartı eksikliğini kendiliğinden dikkate alır, tarafların bu konuda ayrıca talepte bulunmasına gerek yoktur. Ancak, taraflar bu konuda hakime yardımcı olabilir, hakimin bu konuya dikkatini çekebilirler. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Olumsuz dava şartlarından birisi mevcutsa veya olumlu dava şartlarından biri mevcut değilse, davanın esası incelenemez. Bunun amacı, bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Dava şartının eksik olması halinde nasıl bir usul işlemi yapılacağı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 115. maddesinde belirlenmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Kesin hüküm, 6100 sayılı Kanun'da dava şartı olarak kabul edilmiştir. Buna göre kesin hüküm, 6100 sayılı Kanun'un 303. maddesinde "Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder. Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir..." hükmü bulunmaktadır. Bu hükme göre kesin hükümden bahsedebilmek için; davanın taraflarının aynı olması, dava sebeplerinin aynı olması ve dava konusunun aynı olması gerekir. Tarafların aynı olmasından anlaşılması gereken; her iki davada da tarafların aynı kişiler olması anlamına gelir. Ancak bir hükmün daha sonra açılan bir davada maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmesi için şekli anlamda kesinleşmiş olması bir başka ifade ile derdest olmaması gerekir. Hükmün kesinleştiği de 6100 sayılı Kanun'un 302/4. maddesi gereği ilamın altına veya arkasına yazılıp, tarih ve Mahkeme mührü konmak ve başkan veya hâkim tarafından imzalanmak suretiyle belirtilir. Kesin hüküm, taraflar ve tarafların küllî halefleri için olumsuz dava şartıdır. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde; Edremit Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.02.1985 tarihli ve 1984/406 Esas, 1985/27 Karar sayılı kararı ile davalı ... aleyhine açılan dava sonucu davacı ...'ın .. Vakfının evladından olduğunun ve fazlayı galleye müstahak bulunduğu tespit edilmiş, verilen kararın 09.04.1985 tarihinde kesinleştiği, yine Edremit 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.05.2007 tarihli ve 2005/429 Esas, 2007/321 Karar sayılı kararı ile davalı ... aleyhine açılan dava sonucu davacı ...'ın .. Vakfının mütevelliliğine ehil ve müstahak bulunduğu tespit edilmiş verilen karar Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin onamasından sonra 22.05.2008 tarihinde kesinleşmiştir. Davalar görüldüğü esnada mülhak vakfın mevcut mütevellisi bulunmadığı için vakıf, ... tarafından emaneten yönetildiği için taraf teşkili açısından mülhak Vakfın davalı sıfatı ile davalarda yer almadığı anlaşılmıştır. Buna göre İlk Derece Mahkemesince, kesinleşmiş Mahkeme kararları ile vakfeden ile soybağı kurularak galle fazlasına müstahak vakıf evladı ve tevliyete ehil vakıf evladı kararı verilmiş olduğundan Edremit Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.02.1985 tarihli ve 1984/406 Esas, 1985/27 Karar sayılı galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespitine dair karar ile tevliyete ehil olduğuna dair Edremit 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.05.2007 tarihli ve 2005/429 Esas, 2007/321 Karar sayılı kararı, aynı taraflar arasında kesin hüküm kabul edilerek dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken dava şartı dikkate alınmadan dosyanın esastan incelenerek davanın ispat edilemediği gerekçesi ile reddine karar verilmesi doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerekir. Ne var ki bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden ve hükmün redde ilişkin bölümü sonucu itibarı ile doğru görüldüğünden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin ikinci fıkrası gereğince gerekçesinin açıklanan şekilde değiştirilerek ve düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve asli müdahil vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan şekilde gerekçesi değiştirilmek suretiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin ikinci fıkrası gereğince DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5037, K. 2026/1291, T. 25.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-5037-e-2026-1291-k-6eeadd053830