Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4571 E. 2026/3724 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4571
- Karar No
- 2026/3724
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/189 E., 2024/11 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Samsun ili ... ilçesi ... köyü 1 16... parsel sayılı taşınmaz, 43941 m² yüzölçümü ve tarla vasfıyla tespit edilmiş, kadastro tutanağının edinme sebebinde; dava konusu 1 16... sayılı parselle birlikte çok sayıda parselin 1228 tarihli Haznedarzade ... Vakfına ait vakfiye kaydı kapsamında kaldığı, adı geçen vakıfla ... ve ... arasında kira sözleşmesi yapıldığı, dava konusu 1 16... sayılı parselle birlikte birçok parselleri 1962 yılında 1 yıllığına kiraladığı, sonra aralarında ifrazlar ve satışlar yaptıkları 1 16... sayılı parselin ...'e düştüğü, ...’in zilyetliğini devam ettirdiği, ancak dosyanın Kadastro Mahkemesinde davalı olması nedeni ile malik tespitinin yapılmadığı ileri sürülmüş ve kadastro tutanağı Mahkemeye devredilmiştir. 2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; ekli krokide gösterilen taşınmazın orman kadastro sınırı dışında bırakılmasına rağmen eski tarihli memleket haritalarında orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tescili talep edilmiş, yargılama sırasında dava edilen taşınmaz için 1 16... parsel sayısı ile tutanak düzenlenmiş ve taşınmaza zilyet olan kişiler davaya dahil edilmiştir. 3. Asli müdahil Hazine vekili müdahale dilekçesinde; davaya konusu parselin tutanağının edinme sebebi sütununda şahısların kullanımında olduğu yazılı olan ve Hazineyle ham toprak, arsa, tarla vasfıyla ilişkisi bulunmayan parsellerin orman vasfında Hazine adına tespit ve tescilini, dava konusu parselin orman olmadığının tespiti halinde ise davalıların zilyetlik ve zamanaşımı ile iktisap süreleri dolmadığını ve davaya konu parseller özel mülke konu olamayan Devlete intikal eden, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ve davaya konu ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ileri sürerek, dava konusu parsellerin Hazine adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın vakfiye kaydı kapsamında kaldığından vakıf adına tescili gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 23.01.2015 tarihli ve 2013/13 Esas, 2015/2 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne, 1 16... parsel sayılı taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı ... Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 21.12.2017 tarihli ve 2017/7293 Esas, 2017/10962 Karar sayılı ilamıyla "hükme dayanak yapılan ek raporda taşınmazın kısmen orman sayılan kısmen orman sayılmayan yer olduğunun yazıldığı, İlk Derece Mahkemesince bu rapora itibar edildiğinin belirtildiği buna rağmen, taşınmazın tamamının orman vasfıyla tesciline karar verildiği, verilen kararın dayanak yapılan raporlarla uyumlu olmadığı, ayrıca dava konusu taşınmazın orman olup olmadığına ilişkin düzenlenen bilirkişi raporlarının da hüküm kurmaya elverişli olmadığı, dava konusu taşınmazı yakın komşuları ile birlikte gösteren arazi kadastro paftası ile memleket haritası çakıştırılmak sureti ile gösterim yapılmadığı, fen bilirkişilerce taşınmazın orman olmayan kısmının vakfiye kaydı kapsamında kalıp kalmadığı yönünde de bir değerlendirme yapılmadığı,bu sebeple keşifte uygulanan 19 58... tarihli memleket haritalarının dayanağı hava fotoğrafları, dayanak vakfıye kaydı ve varsa krokisinin dosyaya getirtilmesi, önceki bilirkişiler dışında yeni bilirkişiler eşliğinde keşif yapılarak taşınmazın orman vasfında olup olmadığının orman değilse vakfiye kaydı kapsamında kalıp kalmadığının, vakfın vasfının belirlenerek hüküm kurulması" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile denetime elverişli orman bilirkişi heyetinin raporuna göre taşınmazın kısmen orman sayılan yerlerden olduğu, orman sayılmayan kısmı açısından ise davalı vakfın gayrisahih vakıf olduğu ve gayrisahih vakıflara ait taşınmazların zilyetlik ile kazanılmasının mümkün olduğu, dava konusu taşınmazların davalıların 20 yılı aşkın süredir zilyetliğinde olduğu gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 16... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 23.10.2023 havale tarihli Orman bilirkişi heyetinin raporundaki ölçekli krokisinde (D) harfiyle gösterilen 2.980,77 m²lik ve (C) harfiyle gösterilen 11.819,63 m²lik kısımların Hazine adına orman vasfıyla tapuya tesciline, (E) harfiyle gösterilen 19.914,64 m²lik kısmın ifrazı ile ... mirasçılarına payları oranında tesciline, (F) harfiye gösterilen 9.226,14 m²lik kısmın ...'e adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 117. maddesi uyarınca vakıfların malları üzerinde zilyetlik yoluyla kazanma hükümleri uygulanmayacağını, vakıfnamenin eksik ve hatalı olarak incelendiğini, ... için gayrı sahih olarak nitelendirme yapılmasının hatalı olduğu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına, temyiz edenin sıfatına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek vasıfta görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 5737 sayılı ... Kanunu'nun 77/2. maddesi (7531 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile değişik) uyarınca ... Genel Müdürlüğünden harç alınmasına yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden ... Genel Müdürlüğüne iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.