Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/1643 E. 2026/3367 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1643
Karar No
2026/3367
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2025/99 E., 2025/278 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı ... Turizm ve Liman Hizmetleri A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı ... ile diğer davalı ... Turizm A.Ş. arasında 29.09.1989 tarihinde imzalanan kira, yapım ve işletme sözleşmesi kapsamında ...'da ... Tatil Köyü adında tesis oluşturulduğunu, bu kapsamda şirket ile devre tatil sözleşmesi imzaladığını, ilk yıl tesisten yararlandığını, sonraki yıllarda şirketin iflası nedeniyle yararlanmasının mümkün olmadığını, sorunun yıllardır çözülmediğini ileri sürerek; sözleşme kapsamında ödediği 30.000 Alman Markının davalılardan tahsiline ilişkin başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı şirket vekili; zamanaşımı süresinin dolduğunu sözleşmenin geçersiz olduğunu, kötü niyetle hareket edildiğini, önceki şirketin yetkili kişilerinin sözleşmede imzası bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili; sözleşmenin tarafı olmadığını, sözleşmenin resmi biçimde yapılmadığı için hukuken geçersiz sayılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 19.02.2015 tarihli kararıyla; sözleşmenin imkansız hale geldiğinin 1992 yılında öğrenilmesine karşın on yıllık zamanaşımı süresi içerisinde dava hakkının kullanılmaması nedeni ile davanın zamanaşımından reddine karar verilmiş; karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinin görev alanına girmesi nedeni ile görev yönünden hükmün bozulmasına karar verilmiş; davalı şirket vekilinin karar düzeltme talebi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 25.10.2017 tarihli kararıyla; sözleşme 1992 yılında imzalanmış ise de tahsis anlaşması başlıklı sözleşmenin 17. maddesinde “iş bu anlaşma başka hiç bir şekilde sona ermedikçe 01.01.2038 tarihinde son bulur” hükmünü ihtiva ettiği, tarafların sözleşmeyi başka şekilde sonlandırmadığı, bu durumda taraflar arasında devam etmekte olan bir sözleşme bulunduğundan sözleşme ilişkisinin devamı sırasında zamanaşımı süresinin işlemeyeceğinin kabulü gerektiği, Mahkemece bu hususlar dikkate alınarak işin esasına girilmesi gerekirken, davanın zamanaşımı yönünden reddinin usul ve yasaya aykırı olduğu, Dairece kararın bu nedenle bozulması gerekirken, zuhulen görev yönünden bozulduğu gerekçesiyle davalı şirketin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin bozma kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Mahkemenin 07.07.2021 tarihli kararıyla; itirazın iptali davası olarak görülen davada, davacı tarafın talebinin, dava konusu icra dosyası kapsamında yapılan alacak talebi doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğinden davalı ... Şirketi açısından davanın esastan reddine, davalı ... açısından da, dava konusu sözleşmenin tarafı olmadığından ve davalı olarak husumet yöneltilemeyeceğinden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; davacı ve katılma yoluyla davalı ... Turizm ve Liman Hizmetleri A.Ş. vekillerince temyiz isteminde bulunması üzerine Dairece verilen 28.11.2022 tarihli ilamla; davacının sair ve davalı ... Şirketinin tüm temyiz itirazları rededilmiş, "Mahkemece, davacının geçerli devre tatil sözleşmesi gereğince kullanım hakkı olan tesisten haklı neden olmaksızın yararlandırılıp yararlandırılmadığı araştırılarak sözleşmenin feshinin koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilip sözleşmenin haklı nedenle feshi halinde bakiye kalan döneme isabet eden bedelin iadesinin istenebileceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi" gerektiği belirtilerek, davacının sair ve davalı ... Şirketinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Mahkemenin 19.04.2024 tarihli kararıyla; tesisin 1995-1996 yıllarından sonra davacı muris tarafından kullanımının mümkün olmadığı, davacı tarafın sözleşmenin feshi isteminin haklı neden oluşturduğu gerekçesiyle; davacı tarafın 1996 yılı yazından sonra sözleşme gereği bakiye 41 yıllık alacağı hesaplanarak, davanın kısmen kabulüyle; 13.03.1992 tarihli devre tatil sözleşmesinin feshine, ...2. İcra Müdürlüğünün 2011/10063 E. sayılı takip dosyasında davalı borçlunun itirazının kısmen iptali ile takibin, takip tarihi itibariyle 13.101,96 Euro asıl alacak ve işleyecek faiz üzerinden devamına, yasal koşulları oluşmadığından icra ve inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı taleplerinin ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairece verilen 17.03.2025 tarihli ilamla; davalı ... Turizm ve Liman Hizmetleri A.Ş.nin temyiz itirazlarının reddi ile Mahkemece davalı ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine dair karar kesinleştiğinden, bu davalı yönünden karar verilmesine yer olmadığına ve davanın sadece davalılardan ... Turizm ve Liman Hizmetleri A.Ş. yönünden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken usulî kazanılmış hak gözetilmeksizin karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın davalı ... yararına bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamına uyularak davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin karar kesinleşmiş olduğundan bu davalı yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davanın davalı ... A.Ş. yönünden kısmen kabulüne, 13.03.1992 tarihli devre tatil sözleşmesinin feshine, ...İcra Müdürlüğünün 2024/2722 E. (eski kapatılan ...2. İcra Müdürlüğü 2011/10063 E.) sayılı takip dosyasına davalı borçlu ... A.Ş.nin itirazının kısmen iptaline, takibin takip tarihi itibariyle 13.101,96 Euro asıl alacak bedeli ve işleyecek faizi kadar kısmı yönünden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, yasal koşulları oluşmayan tarafların icra inkar ve kötü niyet tazminatı taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı ... A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... A.Ş. vekili; davanın itirazın iptali davası olması sebebiyle re'sen sözleşmenin feshine karar veremeyeceğini, davanın konusunun sadece icra takibine konu edilen alacaklar olduğunu, dava konusu devre tatil sözleşmesinin geçerli olmadığını, bilirkişi raporu sadece icra takip tarihine kadar hesap yapmasına rağmen Mahkemece kullanılamayan tüm süre 41 yıl için hüküm tesisinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının tahsis anlaşması gereği devre tatil hakkını kullanamadığı döneme ait ödediği paranın iadesi için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre ve özellikle Dairemizin 17.03.2025 tarihli ilamına uyulması ile bozma ilamı dışında kalarak kesinleşen hususların yeniden incelenmesine imkan olmadığı, ileri sürülen temyiz sebepleri ile sınırlı inceleme yapılacağı anlaşılmakla davalı ... AŞ vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Kamu düzeni nedeniyle resen yapılan incelemede; dava, niteliği itibariyle nispi harca tabi olup davada iptal edilen sözleşme bedeli üzerinden karar ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesinin hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinde yer verilen karar ilam harcının hatalı hesaplandığı anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince, değinilen bu yön göz ardı edilerek hüküm tesis edilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (6100 sayılı Kanun) eklenen Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca temyiz olunan Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ... AŞ. vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Mahkeme kararının hüküm fıkrasının 4. bendinin 1. satırında yer alan "Alınması gerekli 44.078,50 TL karar ilam harcından peşin alınan 21,15 TL harcın mahsubu ile bakiye 44.057,35 TL harcın davalı ... A.Ş. 'den tahsili ile hazineye irat kaydına," ibaresinin çıkartılarak yerine sırasıyla "Alınması gerekli 2.417,78 TL karar ilam harcından peşin alınan 21,15 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.396,63 TL harcın davalı ... A.Ş. 'den tahsili ile hazineye irat kaydına," ibaresinin eklenmesine ve hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 6100 saylı Kanun'un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/1643, K. 2026/3367, T. 01.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-1643-e-2026-3367-k-9d4fe6943640