Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3682 E. 2026/2391 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3682
Karar No
2026/2391
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/83 E., 2024/749 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/266 E., 2023/236 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili ve davalılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... ili Merkez ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 2 20... parsel sayılı 55.464,65 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla davalılar ... ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; 2 20... parsel sayılı taşınmazın davalılar adına tespit edildiğini, zikredilen kanun maddelerinde ve uygulama genelgesinde sadece "kadastro yapılır" hükmünün bulunduğunu, "orman kadastrosu kesinleşme tarihine bakılmaksızın şahıslar adına zilyetlik koşulları uygulanır" şeklinde hüküm bulunmadığını, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesi gereği taşınmazın orman olduğunun sabit olduğunu, tahdidin kesinleşme tarihine kadar orman vasfını koruduğundan bu tarihe kadar olan zilyetliğe değer verilmeyeceğini ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, cevap dilekçesi sunmamışlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "...dava konusu taşınmazın 2016 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarında kültür arazisi olarak orman sınırları dışında kaldığı, jeodezi ve fotoğrametri ve orman bilirkişisinin ortak raporunda taşınmazın tamamının en eski 1954 tarihli hava fotoğraflarında açık alanda kaldığı, orman sayılan yerlerden olmadığı belirtilmekle, (B), (C) ve (D) harfleriyle gösterilen kısımlar yönünden 1986, 20 06... yıllarına ait hava fotoğrafları ile 20 13... yıllarına ait uydu görüntüsünde toprağının işlendiği, aktif tarım arazisi olduğu, davalıların malik sıfatıyla zilyetliğinin 20 yılın üzerinde olduğu, davalılar lehine (B), (C) ve (D) harfleriyle gösterilen kısımlar yönünden 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerindeki şartların oluştuğu, jeodezi ve fotoğrametri ve orman bilirkişisinin ortak raporunda (A) harfiyle gösterilen kısma yönelik incelemede; 1972, 1986, 20 06... yıllarına ait hava fotoğrafları ile 2013 yıllarına ait uydu görüntülerinde bu kısmın kullanılmadığı görüldüğünden (A) harfiyle gösterilen kısım yönünden zilyetlikle iktisap şartlarının mevcut olmadığı..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu taşınmazın 10.11.2023 tarihli bilirkişi raporu krokisinde (B) harfiyle gösterilen 27.454,99 m² yüzölçümlü, (C) harfiyle gösterilen 9.882,12 m² yüzölçümlü ve (D) harfiyle gösterilen 12.703,36 m² yüzölçümlü alanların tespit gibi tesciline, bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 5.424,18 m²lik kısmının ham toprak vasfıyla son parsel numarası verilerek Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı Hazine vekili ve davalılar vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazda davalıların zilyetlik süresinin hesabında orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten bugüne kadar geçen sürenin dikkate alınması gerektiğini, bu durumda davalılar lehine 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığını, (B), (C) ve (D) harfleri ile gösterilen kısımlara yönelik verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tamamının müvekkilleri tarafından atalarından bu yana kullanıldığını, (A) harfi ile gösterilen kısmın bir dönem ticari ve sosyal sebeplerle ekilmediğini,verilen kararın (A) harfine yönelik kısmının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davalılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında davalılar vekilinin tüm, davacı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince temyize konu taşınmazın (B), (C) ve (D) harfleriyle gösterilen kısımları üzerinde davalılar lehine imar-ihya ve zilyetlikle kazanım koşulları oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; dosya kapsamında alınan 12.05.2023 tarihli ziraat bilirkişisi raporunda dava konusu taşınmazların kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu, taşınmazın bazı kesimlerinin işlenmediği görülse de bu bölümlerin toprak yapısının ham toprak ve orman toprağı yapısında olmadığı, zilyetlikle iktisabının yasal şartların oluşması durumunda mümkün olduğu belirtilmiş ise de; işlenmediği belirlenen bölümlerin taşınmazın hangi kısmına isabet ettiği tespit edilmediği gibi, bu bölümde imar-ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı, zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı, taşınmazın kuru/sulu tarım arazisinde olup olmadığı somut verilerle açıklanmamış, ilgili yerlerden sorularak saptanmamıştır, ayrıca 10.11.2023 tarihli jeodezi ve orman bilirkişisi heyet raporunda 19 86... tarihli hava fotoğraflarının incelenmesinde (B) harfiyle gösterilen kısım üzerinde meyve ağaçları ve meyvesiz ağaçları bulunduğu ifade edilmesine rağmen ziraat bilirkişisi raporunda taşınmaz üzerindeki ağaçların yaşı, cinsi ve sayısı hususunda bir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. Bunun yanında, mahallinde yapılan keşifte dinlenilen tutanak bilirkişisi ...'nın beyanında, köyün suyunun dava konusu taşınmazdan çıktığının ifade edildiği ancak bu hususun dinlenilen diğer mahalli bilirkişilere sorulmadığı, varsa bu suyun taşınmazın hangi bölümünden çıktığı ve genel su, özel su araştırmasının yapılmadığı, bu hususta jeolog bilirkişisinden rapor alınmadığı görülmüştür. O halde; İlk Derece Mahkemesince öncelikle taşınmazı yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen ... ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman ziraat mühendisleri arasından seçilecek üç ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve taşınmazda çıkan su var ise üç kişilik jeolog mühendisi bilirkişileri aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, dava konusu taşınmaz içerisinden çıkan su olduğunun tespiti halinde ise uzman jeolog bilirkişilerinden kaynaktan çıkan suyun genel su veya özel su niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi istenilmelidir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 756. maddesine göre; kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup, bunların mülkiyetinin ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabileceği belirtilmiştir. Kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular yararlanabilir. Özel su, taşınmazdan çıkan ve sadece o taşınmazın ve malikinin kişisel ihtiyacını karşılamaya yeterli olan sudur. Ancak, yukarıda belirtildiği gibi, taşınmazdan çıkmış olsa bile çıktığı taşınmaz ve malikinin kişisel ihtiyacından fazla ve taşınmazın dışına taşacak bir fazlalığa sahip su varsa bu su genel su niteliğindedir. Genel sulardan ise kadim ve öncelik hak ihlal edilmemek suretiyle herkes ihtiyacı oranında yararlanabilir. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince, suların az olduğu dönemde uzman bilirkişiler aracılığıyla (üç kişilik jeoloji mühendisi bilirkişisi, ziraat mühendisi ve fen elemanından oluşacak bir heyet ile) keşif yapılarak, dava konusu suyun debisi ölçülmek suretiyle özel kaynak suyu mu yoksa genel su mu olduğu duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmeli, genel su olduğu sonucuna varıldığı taktirde herkesin ihtiyacı oranında öncelikli ve kadim hak korunarak yararlanabileceği gözönünde tutulmalıdır; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve İlgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek, davalılar adına belgesiz zilyetlik yoluyla tespiti yapılan taşınmazların sulu arazi mi yoksa kuru arazi mi olduğu belirlendikten sonra sulu arazi de 40, kuru arazide 100 dönüm sınırının aşılıp aşılmadığı tespit edilerek, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davalılar ... ve arkadaşları vekilinin tüm, davacı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/3682, K. 2026/2391, T. 08.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-3682-e-2026-2391-k-7ad5ba261d16