Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2940 E. 2026/2512 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2940
Karar No
2026/2512
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/972 E., 2024/119 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Rize 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/44 E., 2022/56 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ...Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda ... ve müşterekleri adlarına kayıtlı bulunan eski 113 parsel sayılı 2.850 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 2 82... parsel numarasıyla ve 2.528,29 m² yüzölçümlü olarak; ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 161 parsel sayılı 1.095 m² yüzölçümündeki taşınmaz, ifrazen dava dışı 2 91... parsel numarasıyla ve 1.325,73 m² ve davalı 2 82... parsel numarasıyla ve 175,34 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkiline ait taşınmazın yüzölçümünün sınırının yanlış belirlendiğini ve yanlışlığın davalıya ait 2 82... parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; kadastro çalışmasının usul ve kanuna uygun yapıldığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davaya konu 2 82... sayılı parsel ile 2 82... (eski 113) sayılı parsel açısından 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi gereğince yapılan yenileme çalışmalarının tekniğine ve mevzuatına uygun olarak yapılmadığı" gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı ... Mahallesi 2 82... parselde kayıtlı taşınmazın harita mühendisleri ...ve ...'nun 11.03.2021 tarihli raporunda (A), (B) ve (C) harfleriyle gösterilen 175,34 m² lik kısmının tamamının tapu kaydının iptaline, iptal edilen tamamının davacıların hissedarı olduğu 2 82... parsele (eski 113 parsel) eklenmesine ve davacılara ait 2 82... parsel (eski 113 parsel) sayılı taşınmazın neticeten 2.528,29 m² yüzölçümüyle tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar vekili tarafından "İlk Derece Mahkemesi kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının kendi içerisinde birçok çelişkiler barındırdığını, işbu raporların uyuşmazlığın çözümü noktasında yetersiz olduğunu, dava konusu 2 82... parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin müvekkilleri tarafından 1952 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında kazanıldığını, bu bakımdan cevap dilekçesinde ileri sürdükleri zamanaşımı itirazlarını tekrar ettiklerini, süresinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesince bu hususun yeterince irdelenmediğini, dosyaya sunulan 11.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda uygulama kadastrosunun zeminle uyumlu olduğunu, dava konusu taşınmazların yüzölçümlerinin azalması veya artmasının tesis kadastrosunun zemine uygulanırken farklılık arz etmesinden kaynaklandığını, bu durumun herhangi bir hesap, tersimat yada sınırlandırma hatasına dayanmadığının belirtildiğini, bilirkişi raporunda yer alan bu tespitin dava konusu taşınmazlarda taraflar adına herhangi bir artış ya da azalma yaşanmadığını gösterdiğini, her iki taşınmaz yönünden sınırlandırma hatası bulunmadığı belirtilmesine rağmen dava konusu 2 82... parsel sayılı taşınmazın davacı parseline eklenmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafın taraflara ait 2 82... ile 2 91... parsel sayılı taşınmazlar arasındaki sınırın kadimden beri dere yatağı olduğunu iddia ettiğini ancak dosyaya sunulan 08.02.2022 tarihli bilirkişi raporunun değerlendirme ve sonuç kısmında her iki taşınmaz arasında yol bulunduğunun belirtildiğini, dolayısıyla iki taşınmaz arasındaki sınırda yol bulunduğunun sübuta erdiğini, nitekim mahallinde yapılan keşifte dinlenen tanık ve mahalli bilirkişilerin 2 82... ve 42 parsel sayılı taşınmazlar arasındaki patika yolun kadimden beri var olduğunu ve bugüne kadar hiç değişmediğini açıkça beyan ettiklerini, dava konusu taşınmazlar arasındaki sınırın davacının iddia ettiği gibi dere yatağı değil patika yol olduğunu, hal böyle olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, dosyaya sunulan 08.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda her ne kadar 2 82... parsel sayılı taşınmazın davacı tarafa ait 2 82... parsel sayılı taşınmazla bir bütün olduğu ve sınırların bu şekilde mevcut olduğu belirtilmiş ise de yukarıda bahsedilen hususların bu tespit ile örtüşmediğini, şöyle ki bilirkişi raporunda 2 82... parsel sayılı taşınmazda herhangi bir ölçüm ve sınırlandırma hatası olmadığının belirlendiğini, yine aynı raporda müvekkiline ait 2 91... parsel sayılı taşınmaz ile davacı tarafa ait 2 82... parsel sayılı taşınmaz arasındaki sınırın dere yatağı değil patika yol olduğu sonucuna varıldığını, nitekim dosya arasında mevcut diğer belgelerden de davacı ve davalı tarafa ait taşınmazlar arasında köy yolu olduğunun açıkça anlaşıldığını, İlk Derece Mahkemesince çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın dava konusu taşınmazlar arasındaki sınırın dere yatağı mı yoksa yol mu olduğunu belirlemekten ibaret bulunduğunu, bilirkişilerin taşınmazlar arasındaki sınırın yol olduğunu belirtmelerine rağmen davacıya ait 2 82... parsel sayılı taşınmaz ile dava konusu 2 82... parsel sayılı taşınmazın bir bütün olarak değerlendirmelerinin hatalı olduğunu ve İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu" ileri sürerek, istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere, hükmün davanın tarafları hakkında kurulması zorunlu olduğu, davanın tarafı olmayan, harcı yatırmak suretiyle davaya katılmayan ve sadece davaya muvafakat veren konumunda olan kişilerin gerekçeli karar başlığında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297. maddesine aykırı olarak davalı olarak gösterilmeleri ve davanın tarafıymış gibi hükmün fer'ilerinden sorumlu tutulmaları isabetsiz olup, hüküm fıkrasında davaya konu 2 82... parsel sayılı 175,34 m² alanlı taşınmazın tamamının tapu kaydının iptali ile davacı tarafa ait 2 82... parsel sayılı taşınmaza eklenmesine karar verilmesi gerekirken, hükmün infazında tereddüt oluşturacak şekilde ve esasında taşınmazın tamamına yönelik hüküm kurulduğu halde parselin harflendirilmesi suretiyle tesciline karar verilmesinin de isabetsiz olduğu, ne var ki, karardaki diğer hataların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırılan hükmün yerine geçmek üzere 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.2. maddesi gereğince yeniden hüküm tesis edilmesine karar verilmiş, yeni kurulan hükümde önceki hükmün diğer kısımları usuli kazanılmış hak, aleyhe bozma ve hüküm verme yasağı ile istinaf edenin sıfatı dikkate alınarak aynen muhafaza edildiği" gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b.2. maddesi gereğince kaldırılmasına, kaldırılan hükmün yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisine; davanın kabulüne, dava konusu ... Mahallesi 2 82... parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastrosu sonucu oluşan tapu kaydının iptali ile aynı yer 2 82... parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü ve açıkladığı sair hususlarla birlikte Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/2940, K. 2026/2512, T. 14.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-2940-e-2026-2512-k-2f301b18d57b