Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1300 E. 2026/2297 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1300
Karar No
2026/2297
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1510 E., 2023/1688 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/435 E., 2022/95 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 2 51... parsel sayılı 874,26 m² yüzölçümündeki taşınmaz zeytinli tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 35 yılı aşkın zamandır müvekkilinin kullanımında olduğunu, içerisinde müvekkiline ait yaşlı zeytin ağaçları bulunduğunu ve taşınmazın orman vasfında olmadığını ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporunda taşınmazın eğiminin klizimetre ile yapılan ölçüm sonucunda %27 olarak belirlendiği, komşu 1 43... parsel sayılı taşınmazların Hazine adına tespit edildiği, yine 40 parsel sayılı taşınmazın mera vasfında olduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda taşınmazın toprak muhafaza karakteri taşımadığı ve en az 20-30 yıl önce imar ihyasının tamamlandığı belirtilmişse de mera parseli ile benzer toprak yapısına sahip olduğu, üzerinde 12 adet zeytin ağacı bulunduğu ve bunun dışında taşlık yapısı gereği tarımsal faaliyet yapmaya uygun olmadığı, söz konusu kullanımın ekonomik amaca uygun zilyetlik niteliğinde olmayacağı, imar-ihya ve toprak muhafaza karakteri hususunun gerekçeli kararda açıklanabileceğinden usul ekonomisi gereği ek rapor alınmasına gerek olmadığı, zira dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 14, 17 ve geçici 8. maddesi kapsamında zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığı, çoğun içinde az da vardır kuralı gereği taşınmaz üzerindeki muhtesatların beyanlar hanesine yazılması gerektiği gerekçeleriyle davanın reddine, 2 51... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi tapuya tesciline, taşınmazın beyanlar hanesine "Taşınmaz üzerinde ve 26.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda yaş ve cinsleri belirtilen 9 adet 25-30 yaşında zeytin ağacı, 1 adet 40-50 yaşında zeytin ağacı, 2 adet 15-20 yaşında zeytin ağacı ...oğlu ... (TCKN:.......60)'a aittir" şerhinin yazılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddesinde düzenlenen zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı, buna karşılık taşınmaz üzerinde bulunan aşılı zeytin ağaçlarının tespit tarihinden önce davacı tarafından meydana getirildiğinin anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı ... vekili ve davalı Hazine vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dosya kapsamında toplanan delillere göre müvekkili lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunu, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazda imar-ihya faaliyetlerinin 20-30 yıl önce tamamlandığını, taşınmazın kapama zeytinlik vasfında olduğunu, orman sayılmayan yerde kaldığını, toprak muhafaza karakteri taşımadığının belirlendiğini ve bu durumun hava ve uydu fotoğraflarında da tespit edildiğini, dava konusu taşınmazın sınırında yer alan özel mülkiyete tabi taşınmazlar bulunduğunu, bu durumun dikkate alınmadığını, toprak yapısının mera parseline ait toprak yapısına benzemesinin davanın reddi için haklı bir sebep olmadığını, kaldı ki Hazinenin bu yönde iddiasının da bulunmadığını, taşınmazın mera vasfında olmadığını, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında dava konusu taşınmazın 25-30 yıldır müvekkili tarafından kullanıldığını, zeytinlerin aşılanıp hasat edildiğinin ifade edildiğini, taşınmazın bir bölümünün %27 oranında eğimli olmasının diğer delillerin dışlanacağı anlamına gelmeyeceğini, dava konusu taşınmazın zeytinlik vasfında olup müvekkilinin kullanımının ekonomik amaca yönelik olduğunu ve taşınmazın niteliği gereği zeytincilik dışında başkaca tarım ürünü yetiştirilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davacının talebinin taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile adına tesciline ilişkin olduğunu, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince çoğun içinde az da vardır kuralı gerekçe gösterilerek davacı lehine muhdesat şerhi yazılmasına karar verilmiş ise de kadastro tespitine itiraz davalarında taleple bağlılık ilkesinin esas olduğunu, talepten fazlasına ya da başkasına hükmedilemeyeceğini, hükümde tespit gibi tescile karar verilip öte yandan muhdesat şerhi yazılmasının çelişkili olduğunu, ayrıca 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi Ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunu’nun 5. maddesinin son fıkrasındaki düzenlemeye göre kanunun yürürlüğe girdiği 19.07.2003 tarihinden itibaren Hazine taşınmazları üzerinde yapılan her türlü yapının Hazine'ye ait olduğunu ve dava konusu yerlerin tescil harici yerlerden olmasının da sonucu değiştirmeyeceğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/1300, K. 2026/2297, T. 06.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-1300-e-2026-2297-k-aa8d2088985f