Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1136 E. 2026/2466 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1136
Karar No
2026/2466
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/167 E., 2023/194 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... ve arkadaşları vekili, davalılar Kadastro Müdürlüğü vekili, ... ve arkadaşları vekili ve ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacılar ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 939 parsel sayılı 7.800,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 93 89... parsel numarasıyla önce 7.712,57 m² yüzölçümlü olarak, itiraz üzerine komisyon kararı ile 7.133,19 m² yüzölçümlü olarak; tapuda davalı ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 938 parsel sayılı 8.400,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 93 89... parsel numarasıyla önce 7.561,37 m² yüzölçümlü olarak, itiraz üzerine komisyon kararıyla 7.786,62 m² yüzölçümlü olarak; tapuda davalı ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 941 parsel sayılı 8.400,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 93 89... parsel numarasıyla önce 9.628,05 m² yüzölçümlü olarak, itiraz üzerine komisyon kararıyla 8.400,26 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacıların, ... Mahallesi 939 parsel sayılı 7.800,00 m² yüzölçümlü taşınmazın hissedarı olduklarını, 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi gereğince yapılan çalışma sonucunda taşınmazın 7.133,19 m² olarak tespit edildiğini, davacılar tarafından taşınmazın özel haritacılara ölçtürüldüğünü, zemindeki fiili sınırların ölçülmesi neticesinde dava konusu taşınmazın 7.830,49 m² olarak ölçüldüğünü belirterek, taşınmazın yüzölçümünün ve tapu kaydının 7.830 m² olarak düzeltilerek tapuya tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, kadastro tespitinin usul ve yönetmeliğe uygun olduğunu, davanın kesinleşmiş tutanağa karşı açılmış olması nedeniyle mülkiyete ilişkin bir nitelik taşıdığını belirterek, davanın usul ve esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. 2. Davalı ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; müvekkili olan davalıların maliki olduğu dava konusu 93 89... parsel sayılı taşınmazda kadastro çalışmaları neticesinde 613,38 m² azalma olduğunu, komşu parsellerde artış olmadığı için taşınmazlarında meydana gelen azalmayı komşu taşınmaz maliklerinden talep edemediklerini, davacının kendilerinden talep ettiği 230,11 m²'nin kendi taşınmazlarından kaynaklanmadığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır. 3. Davalı ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; müvekkili olan davalılara husumet yöneltilemeyeceğini, davalıların, davacının taşınmazında meydana gelen azalma ile ilgileri bulunmadığını, davada usulü ve esas işlemlerin yapılmış olduğunu, bu nedenle davalıların hukuki dinlenilme haklarının ihlal edilmiş olduğunu, bu nedenle usul işlemlerin, keşfin yenilenmesi, tanıkların da keşif esnasında dinlenmesi gerektiğini, tapu kayıtlarında taşınmazın 8.400 m² olarak kayıtlı olduğunu, davacının iddiaları dikkate alındığında 2010 yılındaki kadastro çalışmalarının hatasız olduğu sonucunun çıkacağını, kadastro çalışması incelendiğinde davalıların parsellerinin yüzölçümlerinde ve sınırlarında bir değişiklik bulunmadığını, bu durumun dosyada bulunan ilk bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, 29.05.2023 tarihli bilirkişi raporunda yer alan aleyhe hususları kabul etmediklerini, kadastro çalışmasının davalıların taşınmazında artış meydana getirmediğini, davacının arazisinden geçen yol neticesinde meydana gelen kaybın aynı şekilde 93 89... parselde de meydana geldiğini, bilirkişi raporunun bozma ilamına uygun hazırlanmadığını, dosyanın Yargıtaydan dönmesinden sonra dahili davalıların katılması yönünde bir talep olmadığını, dahili davalıların Yargıtay kararından hemen sonra dosyaya eklenmesi gerekirken dosyada keşif ve bilirkişi raporları alındıktan, tanıklar dinlendikten sonra katıldığını, bu nedenle yeniden keşif yapılarak, bilirkişi raporu alınması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 23.09.2013 tarihli ve 2011/684 Esas, 2013/426 Karar sayılı önceki kararı ile, "davacıların davasını taşınmazın yüzölçümünde meydana geldiğini belirttiği azalmanın hangi taşınmaz ve / veya taşınmazlar lehine artma olmuş ise, o taşınmaz ve/veya taşınmazlar malikine yöneltmek suretiyle açmalarının gerektiği, işbu davanın niteliği gereği hakları çatışanlar arasında görülmesinin zorunlu bulunduğu ve davacıların da askı ilan süresi içerisinde doğru hasma yöneltilmiş bir davalarının bulunmadığı" gerekçesiyle, davanın husumet nedeniyle reddine, dava konusu 93 89... parsel sayılı taşınmazın yenileme tutanağındaki komisyon kararı gibi 7.133,19 m² yüzölçümlü olarak tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin 23.09.2013 tarihli ve 2011/684 Esas, 2013/426 Karar sayılı önceki kararına karşı davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 30.01.2014 tarihli ve 2013/13236 Esas, 2014/321 Karar sayılı ilamıyla, İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verildikten sonra, davacı ... ve arkadaşları vekilinin karar düzeltme isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 27.10.2014 tarihli ve 2014/11687 Esas, 2014/11822 Karar sayılı ilamıyla, "Bu tür ihtilaflarda lehine sınır değişikliği yapılan kişiden maksat, davacı tarafın taşınmazındaki eksilmenin aksine, taşınmazının yüzölçümü artan ya da lehine ortak sınır değiştirilen taşınmaz malikleridir. Ancak, uygulama kadastrosunun sonucunda lehine sınır değişikliği yapılan bir kişi ya da kişilerin bulunmaması halinde ise, Kadastro Müdürlüğü hasım gösterilmek suretiyle tespite itiraz edilebilecektir. Mahkemece tesis paftası ile uygulama paftası çakıştırılmak suretiyle eksikliğin nereden kaynaklandığı teknik bilirkişilerce belirlenmeksizin, husumet esas alınmak suretiyle karar verilmiştir. Bu şekilde yanılgılı değerlendirme ile karar verilemez. Doğru sonuca ulaşabilmek için, mahallinde yerel bilirkişi ve taraf tanıkları hazır olduğu halde keşif yapılarak, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre taşınmazın sınırları belirlenmeli, teknik bilirkişiden tesis paftası ile uygulama paftası çakıştırılmak suretiyle davacı parselindeki eksilmenin nereden kaynaklandığını gösterir rapor tanzim etmesi istenmeli, dava konusu taşınmazın uygulama kadastrosu sonucu oluşan yüzölçümü ile tesis kadastrosundaki yüzölçüm farkının hesaplama yönteminden kaynaklandığının anlaşılması halinde davanın esastan reddine karar verilmeli, dava konusu taşınmazın yüzölçümündeki eksilmenin 22.02.20 05... sayılı Kanun ile getirilen 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi ve bu madde uyarınca 29.11.2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilindeki Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik" hükümlerine aykırı olduğu belirlendiği takdirde, uygulama kadastrosuna itiraz niteliğindeki bu davada, komşu parsel maliklerinin, tescil harici taşınmazlar yönünden ise Hazine veya ilgili tüzel kişilerin davaya dahil edilmesi için davacı tarafa süre verilmeli ve bu şekilde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124. maddesi uyarınca yöntemince taraf koşulu sağlandıktan sonra hüküm kurulmalıdır." gerekçesiyle davacı ... ve arkadaşları vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, 01.06.2016 tarihli ve 2015/21 Esas, 2016/182 Karar sayılı ikinci kararla, "dava konusu edilen ...Mahallesi, 93 89... parsel sayılı taşınmaz yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi uyarınca oluşturulan uygulama tutanağının kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun yapıldığının sabit olduğu" gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu 93 89... sayılı taşınmazın komisyon tutanağındaki yüzölçümü ile tapu kütüğünün mülkiyet ve taşınmaz üzerindeki tescilli haklar korunarak tapuya tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 01.06.2016 tarihli ve 2015/21 Esas, 2016/182 Karar sayılı ikinci kararının davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 12.10.2021 tarihli ve 2021/13770 Esas, 2021/10270 Karar sayılı ilamıyla, "Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, çekişmeli taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, 3 kişilik fen bilirkişi kurulunun katılımı ile keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişilerine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişileri tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişilerinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Fen bilirkişilerinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişilerinin haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Somut olayda Mahkemece, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmamış, dava konusu taşınmaza ait tesis kadastrosu sırasında düzenlenen ölçü krokisi, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları ile temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğraflarının tamamı getirtilmemiş ve fen bilirkişisinden tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucunda oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirleyen yukarıda açıklanan şekilde rapor alınmamıştır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, yukarıda belirtilen belge, harita ve fotoğraflardan eksik olanların dosya arasına getirilmesi sağlanmalı, daha sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile harita mühendisi sıfatına sahip üç kişilik bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazın doğal ya da yapay sınırlarının bulunup bulunmadığı, taşınmazın tesis kadastrosundaki sınırlarının neresi olduğu, bu sınırlarda zaman içerisinde herhangi bir değişiklik olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, göstermeleri halinde söz konusu sınırlar teknik bilirkişilere harita üzerinde işaretlettirilmeli, harita mühendisi bilirkişi kuruluna yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yaptırılarak denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor düzenlettirilmelidir." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "Dava konusu taşınmazın ilk tesis tapulama çalışmalarının 1965 yılında ve fotogrametrik yöntemle yapıldığı, ilk tesis tapulama paftası ile 3402 sayılı Kanun' un 22/2-a maddesi uygulama paftasının çakıştırılması sonucu birbirine uyumlu olmadığı, dava konusu taşınmazın ilk tesis tapulama çalışmalarına en yakın hava fotoğrafı incelendiğinde, dava konusu taşınmazın sınırlarının belirgin olmadığı, icra edilen keşifteki Mahkeme gözleminde de taşınmazın hudutlarında sabit sınırın bulunmadığı görüldüğünden; ilk tesis tapulama paftasındaki sınırlara uyulması gerekliliği kanaatine varılmıştır. İlk tesis tapulama pafta sınırı esas alındığında, dava konusu taşınmazın batıda bulunan komşu 93 89... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı ve 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince düzenlenen kadastro tutanak aslının ve dava dosyasının getirtildiği, Mahkememizin 2011/621 Esas, 2013/370 Karar sayılı dosyası incelendiğinde, davacılar ..., ... ve ...'nın eski 9 38... ada 84 parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kanun 22/2-a maddesi gereğince yapılan çalışmalara itiraz davasının doğru hasıma yöneltilmemesi sebebiyle dava husumet nedeniyle reddedilmiş ve 93 89... parsel sayılı taşınmaz yenileme çalışmalarındaki gibi tapuya tesciline karar verilmiş ve verilen hükmün temyiz edilmemesi üzerine kararın 22.11.2013 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Dava konusu taşınmazın kuzeyinde bulunan komşu 93 89... parsel sayılı taşınmazın da tapu kaydı ve 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince düzenlenen kadastro tutanak aslı getirtilmiş ve bu iki taşınmazların maliklerine dava yöneltilmiştir. Her ne kadar dava konusu 93 89... parsel sayılı taşınmazın malikleri taşınmazın ortak sınırı yönünden tanık dinletmek istedikleri ve yeniden keşif yapılması talebinde bulunmuş iseler de, Mahkememizce icra edilen keşifte zeminde dava konusu taşınmazın komşu parsel sınırlarında herhangi bir sabit sınır bulunmadığının yeniden keşif yapılmasının esasa etkili olmayacağı değerlendirilmiş ve usul ekonomisi ilkesi gereğince yeniden keşif yapılması talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Bilirkişi heyet raporunda açıklandığı üzere dava konusu Düden mahallesi eski 9 39... ada 85 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün ilk tesis tapulama çalışmalarında planimetre ile 7.800 m² olarak hesaplanmış ise de taşınmaz yüzölçümünün 7.563,56 m² olması gerektiği ve aradaki farkın ölçü tekniği ve yüzölçüm hesaplama hassasiyetinden kaynaklandığı anlaşılmıştır." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu 93 89... , 69 parsel ve 84 parsel sayılı taşınmazların komisyon tespitlerinin iptali ile 29.05.2023 tarihli bilirkişi heyet raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 230.11 m²lik bölümün 93 89... parsel sayılı taşınmazdan ifrazı ile 93 89... parsel sayılı taşınmaza ilave edilmesine, krokide (B) harfi ile gösterilen 200.26 m²lik bölümün 93 89... parsel sayılı taşınmazdan ifrazı ile 93 89... parsel sayılı taşınmaza ilave edilmesine, 93 89... parsel sayılı taşınmazın 7.563,56 m² yüzölçümü ile, 93 89... parsel sayılı taşınmazın 7.556,51 m² yüzölçümü ile, 93 89... parsel sayılı taşınmazın 8.200,00 m² yüzölçümü ile tapu kütüğünün mülkiyet ve taşınmaz üzerindeki tescilli hakları korunarak 22/2-a paftalarının yenilenmesine, tapu siciline bu şekilde tescillerine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararının hukuka aykırı olduğunu, Kadastro müdürlüğü yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu yönde hüküm kurulmadığını belirterek, kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; kararının hukuka aykırı olduğunu, davalıların maliki olduğu 941 parselin 8.400 m² olarak hesaplandığını, davalı ...'nın taşınmazı 23.10.1997 tarihinde, diğer davalı şirketin taşınmazı 18.07.2011 tarihinde hisseli olarak satın aldıklarını, 2010 yılındaki kadastro çalışmasının hatasız olduğunu, davalıların taşınmazının yüzölçümünde ve sınırlarında değişiklik olmadığını, bu hususunda bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu, bilirkişi raporunun Yargıtay bozma ilamında belirtilen usulde hazırlanmadığını, komşu parsellerin derhal davaya dahil edilmesi gerekirken bilirkişi raporu hazırlanması keşif gibi işlemler yapıldıktan sonra karar duruşmasında dahil edildiklerini, bu nedenle hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, bilirkişi raporunda komisyon kararıyla yapılan yeni krokiye göre bir değerlendirme yapılmadığını belirterek, kararının bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, taraf teşkilinin karar aşamasında yapıldığını bu nedenle savunma haklarının elinden alındığını, delillerin takdirinde isabetsiz davranıldığını, davalıların taşınmazlarının yüzölçümlerinde ve sınırlarında değişiklik olmadığını, dava konusu taşınmaza komşu parsellerin de yüzölçümlerinde azalma olduğunu, hiçbir parselde diğeri aleyhine artış olmadığını, bilirkişi raporunun çelişkili ve tutarsız olduğunu, denetime elverişli olmadığını, yeniden rapor alınması gerektiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından davacının talebinden fazlasına hükmedildiğini, davacının dahili dava yoluyla taraflarını davaya dahil etmesinin, başta dava konusu edilmeyen taşınmazların sonradan davaya eklenmesinin mümkün olmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 4. Davacı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; fazlaya ilişkin taleplerinin reddine yönelik verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, 3402 sayılı Kanun' un 22/2-a maddesi çalışmalarının yönetmelik hükümlerine uygun yapılmadığını belirterek, kararının davacı lehine bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... ve arkadaşları vekili, davalılar Kadastro Müdürlüğü vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacılar ... ve arkadaşları, davalılar ... ve arkadaşlarından ayrı ayrı alınmasına, Harçtan muaf olduğundan Kadastro Müdürlüğünden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/1136, K. 2026/2466, T. 13.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-1136-e-2026-2466-k-a1e334719e61