Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5538 E. 2026/2432 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5538
Karar No
2026/2432
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2015/15 E., 2018/22 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar, davacı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ...köyü çalışma alanında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, 253 parsel sayılı 75.938 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Ekim 958 tarihli ve 46 sıra numaralı, Aralık 948 tarihli ve 34 sıra numaralı, C. evvel 1288 tarihli ve 132 sıra numaralı tapu kayıtları nedeniyle, tarla ve ev vasfıyla, eldeki davada dava konusu olduğundan bahisle, malik hanesi açık bırakılarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... İdaresi vekili, ...Mahkemesinin 1961/85 Esas sayılı dosyasına sunduğu dava dilekçesinde; ..., ... ve ..Devlet ormanına 44.960 m² bir yeri açıp tarla haline getirmek suretiyle el attıklarını ileri sürerek, davalıların müdahalesinin men'ine ve ormanın eski haline getirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 3. Davacı ..., Alaçam Asliye Hukuk Mahkemesinin 1960/315 Esas sayılı dosyasına sunduğu dava dilekçesinde; ... . ve ...'ın kendisine ait yere müdahale ettiklerini ileri sürerek, müdahalelerin men'ini talep etmiştir. 4. Davacı ... mirasçısı ..., ...Mahkemesinin 1966/153 Esas sayılı dosyasına sunduğu dava dilekçesinde; 1932 doğumlu ... ve 1945 doğumlu ...'e karşı zilyetliğin iadesi talebinde bulunmuştur. 5. Müdahil ..., 14.03.1978 tarihli müdahale dilekçesinde; dava konusu taşınmazda hissedar olduğunu ileri sürerek, davaya katılmıştır. 6. Asliye Hukuk Mahkemesindeki yargılamanın devamı sırasında dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle, yukarıda belirtilen dava dosyaları görevsizlik kararı verilerek Tapulama Mahkemesine devredilmiş ve Alaçam Tapulama Mahkemesinin 1969/73 Esas sayılı dosyasında yargılamaya devam edilmiş; bilahare Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunun 12.06.2013 tarihli kararı ile Alaçam Kadastro Mahkemesinin kapatılması nedeniyle dosya Samsun Kadastro Mahkemesine devredilmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.06.1998 tarihli ve 1969/73 Esas, 1998/7 Karar sayılı kararı ile, "davacı ... mirasçıları ile ... ve ...'in kanıtlanamayan davalarının reddine; müdahil davacı ...'ın davasının reddine, ...köyü..... mevkinde bulunan 75.938 m² yüzölçümündeki taşınmazın 253 parsel numarası altında Hazine adına tapuya yazılmasına" karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 26.06.1998 tarihli ve 1969/73 Esas, 1998/7 Karar sayılı kararına karşı davacılar ..., ..., ... ve ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.10.1999 tarihli ve 1999/8542 Esas, 1999/8779 Karar sayılı ilamıyla, "davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, davacı ... İdaresinin temyiz itirazları yönünden, 1957/245 Esas sayılı Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılamada 24.01.1958 tarihli celsede, davalı ..., ... ve ... haklarında dava konusu yerin 44.960 m²lik kesiminde açma yaptıklarından dolayı ceza davası açıldığı ve bundan dolayı mahkumiyet kararı verildiği ve tazminata hükmolunduğu, kararın onanarak kesinleştiğinin zapta geçirildiği görülmüştür. Ayrıca keşiflerde yerel bilirkişiler ve bazı tanıklar tarafından davalıların bu yerde açma yaptıkları ifade edilmiştir. Dava konusu taşınmazın 44.960 m²sinin öncesinin orman olduğu, kesinleşmiş mahkumiyet kararı, tanık ve bilirkişi beyanlarından anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince, ceza davası dosyasının getirtilip bu dosyada mevut krokiden, bilirkişi ve tanık beyanlarından yararlanılarak, orman olan sahanın belirlenip, bu kesim yönünden Orman İdaresinin davasının kabulüne karar vermek gerekirken, tüm parselin tarla niteliğiyle Hazine adına tescili yolunda hüküm kurulması isabetsizdir." gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "Davacı ... mirasçıları, ... ve asli müdahil ... hakkındaki kararlar kesinleştiğinden bu taraflar hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı ... İdaresinin davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu ..... Mahallesinde kain 253 parsel sayılı taşınmazın harita mühendisi bilirkişileri ....ve ....nın 06.02.2018 tarihli rapor ve krokilerinde (A1) rumuzu ile gösterilen 27.066,93 m², (A2) rumuzu ile gösterilen 3.528,66 m² ve (A3) rumuzu ile gösterilen 17.343,36 m² yüzölçümlü kısımlarının bu taşınmazdan ifraz edilerek orman vasfıyla adanın son parsel numarasıyla Hazine adına tapuya tesciline, harita mühendisi bilirkişileri .... ve .....'nın 06.02.2018 tarihli rapor ve krokilerinde (B) rumuzu ile gösterilen 27.999,05 m² yüzölçümlü kısmının aynı parsel numarası ile tarla vasfıyla Hazine adına tesciline" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; davanın kısmen reddine ilişkin kısmın hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın tamamının orman olduğunu, orman vasfıyla tescili gerektiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davanın kısmen kabulüne ilişkin kısmın hatalı olduğunu ve taşınmazın niteliğinin bilimsel verilere dayalı raporlarla tespit edilmediğini, eksik incelemeye dayalı raporların karara esas alındığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun olmadığı gibi, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olduğunu söyleyebilme imkanı da bulunmamaktadır. Şöyle ki; Eldeki dava, genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davası olup, bu niteliği itibariye dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30/2. maddesi gereğince resen araştırma ve inceleme ilkesine tabidir. Yargılama sırasında, dava konusu 253 parselin bir kısmı ifraz edilerek taşınmaz içindeki bir kısım yerin 972 parsel olarak tescil edildiği ve taşınmazdan enerji nakil hattı geçirildiği anlaşılmakta olup, bu işlemlerin nasıl ve neye dayalı olarak yapıldığına ilişkin bilgi ve belgeler dosya arasına getirtilmemiş ve ilgili İdarenin davada taraf olarak yer alması sağlanmadan, eksik taraf teşkili ile karar verilmesi cihetine gidilmiştir. Öte yandan; mahallinde yapılan keşif sonrası sunulan bilirkişi raporunda, yargılama sırasında yapılan orman kadastro çalışması sonucunda dava konusu taşınmazın krokide (A1), (A2) ve (B) ile gösterilen kısımlarının orman sınırları dışında bırakıldığı, (A3) ile gösterilen kısmın orman olarak sınırlandırılıp 6831 sayılı Orman Kanunu' nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığı belirtildığı halde, söz konusu çalışmalara ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlandırma tutanakları eksiksiz olarak dosya arasına getirtilmemiştir. Yine, anılan bilirkişi raporunda, incelenen 1950 tarihli hava fotoğrafına göre, dava konusu yerler birbirinden ve çevre taşınmazlardan çok farklı görünmediği halde, bir kısmının orman sayılan bir kısmının orman sayılmayan yer olarak belirtilmiş olması ve aralarındaki ayırt edici unsurların ortaya konulmaması sebebiyle, taşınmazın evveliyatı hakkında tereddüt oluşmuştur. Bununla birlikte; yargılama sırasında yapılan orman kadastro çalışmasında dava konusu taşınmazın krokide (A3) ile gösterilen kısmının orman olarak sınırlandırılıp 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığı belirtildiği halde, söz konusu taşınmaz bölümünün 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybedip kaybetmediği (6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği) usulüne uygun şekilde araştırılmadan bu bölümün orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesi de isabetli olmamıştır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle dava konusu taşınmazda enerji nakil hattı geçiren ve dava konusu taşınmaz içinde bulunan pilon yeri nitelikli taşınmazın maliki görülen İdarenin / İdarelerin davada taraf olarak yer alması sağlanmalı, bu kapsamda anılan idareye dava dilekçesi ekli duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmek suretiyle husumet yaygınlaştırılmalı, bu şekilde taraf teşkili sağlandığında söz konusu idareden savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdiği takdirde delilleri toplanmalı ve akabinde işin esasına girilmelidir. İşin esasına ilişkin olarak; yöreye ait en eskisinden itibaren memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri, dava konusu taşınmazın buunduğu yörede yapılan orman kadastro çalışmasına ilişkin işe başlama, tüm çalışma, işi bitirme ve sonuçlandırma tutanağı ile aski ilan tutanakları ve taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınırlarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisi, bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve 1 ziraat mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak bu keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, dava konusu taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise dava konusu parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalıdır. Yine keşifte getirtilen belgeler dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişisi eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (..... veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmeli; ayrıca yargılama sırasında yapılan orman kadastro çalışmasında orman olarak sınırlandırıldıktan sonra 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığı belirtilen, dava konusu taşınmazın krokide (A3) ile gösterilen kısmı yönünden, söz konusu taşınmaz bölümünün 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybedip kaybetmediği (6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği) yöntemine uygun şekilde araştırılmalı, bu kapsamda, 31.12.1981 tarihine en yakın tarihli hava fotoğrafları incelenerek, dava konusu taşınmazın orman bütünlüğünü bozmama, su ve toprak rejimine ve çevresindeki ekosistemlerinin tüm öğeleriyle kendisini yenileyebilme gücüne zarar vermeme, ormancılık çalışmalarının etkinlik, verimlilik ve kârlılık düzeylerini düşürmeme, taşınmazlar üzerinde insan elinin çekilmesi ve olduğu gibi bırakılması halinde yeniden orman haline dönüşüp dönüşemeyeceği hususları değerlendirilmeli, dava konusu taşınmaz bölümünün 31.12.1981 tarihinen önce doğal olaylar ve eylemler sonucu bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak yitirip yitirmediği incelenerek bu olgular tartışılmalı ve orman niteliği kısmen veya tamamen kaybolmuş ise, dava konusu bölümler üzerindeki bitki örtüsü, ağaçların sayısı ve yaşları kesin olarak saptanmalı, böylelikli dava konusu taşınmaz bölümünün nitelik yitirip yitirmediği bilimsel metodlarla kesin olarak tespit edilmeyi ve bundana sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözden kaçırılarak, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/5538, K. 2026/2432, T. 09.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-5538-e-2026-2432-k-8f0fd60c1a73