Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6851 E. 2026/463 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6851
- Karar No
- 2026/463
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/24 E., 2023/311 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar birleştirilen davada davalı ..., asıl davada davalı-birleştirilen davada davacılar ... vd. vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usuli eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.10.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden birleştirilen davada davalı ... ve vekili Av. ... ile temyiz edilen asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı ... vekili Av. ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluklarında duruşma başlandı, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -KARAR-
Asıl dava, mülkiyet hakkına el atmanın önlenmesi ve ecrimisil; birleştirilen dava, inançlı işleme dayalı tapu iptali-tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir. Asıl davanın davacısı; kayden maliki olduğu 98... parsel sayılı taşınmazı davalıların haksız biçimde kullandıklarını ileri sürerek elatmanın önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir. Birleştirilen davanın davacıları; muris ...'un 1.000,00TL borcunun teminatı olarak maliki olduğu 98... parsel sayılı taşınmazı davalı ...'ye satış suretiyle temlik ettiğini, borç ödenince taşınmazın iadesinin kararlaştırıldığını, borcun 650,00TL’sinin banka havalesi ile kalan miktarın da zaman içinde davalıya ödendiğini, taşınmazın iadesi yapılamadan murisin öldüğünü, taşınmazı 15 yıldır kendilerinin tasarruf ettiğini, taşınmazın el ve işbirliği içinde hareket eden davalılar arasında muvazaalı olarak devredildiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adlarına tesciline, olmadığı taktirde tespit edecek değerinin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesi istemiştir. Her iki davanın davalıları, haklarındaki davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemenin 10.12.2013 tarihli 2013/12E., 2013/327K. sayılı kararı ile asıl davada elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteği bakımından davanın kabulüne, birleştirilen davada iddianın yazılı delille ispat edilmediğinden reddine karar verilmiş, kararın asıl davada davalı-birleştirilen davada davalılar ... vd. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 02.07.2012 tarihli 2012/7772 E., 2012/8284 K. sayılı ilamı ile asıl davada dava dilekçesinde elatmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak davacı tarafından bir değer gösterilmediği, Mahkemece el atıldığı iddia edilen taşınmaz için keşfen belirlenen değer üzerinden harcın tamamlanması konusunda ihtarat yapılmasına rağmen harç ikmali yapılmaması karşısında HUMK'nun 409. maddesi uyarınca "davanın açılmamış sayılmasına" karar verilmesi gerektiği, birleştirilen dava yönünden ise inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davası yönünden ibraz edilen ... Bankasına ilişkin banka dekontları ve davalı ... ...'ya keşide edilen 25.07.2008 tarihli ihtarname gibi belgelerin yazılı delil başlangıcı teşkil edip etmeyeceği yönünde gerekli araştırmanın yapılması, yazılı delil başlangıcının olduğunun kabul edilmesi halinde tanık dinlenebileceği gibi delil listesinde yemin deliline de dayanıldığının gözetilmesi ve son kayıt maliki olan birleştirilen davanın davalısının TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanmayacağı hususunun duraksamaya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması gerektiği belirtilerek karar bozulmuş, davalı ...’nin karar düzeltme istemi Dairenin 20.11.2012 tarihli ve 2012/13561 E., 2012/13411 K. sayılı kararıyla reddedilmiştir. Mahkemenin 10.12.2013 tarihli 2013/12 E. 2013/327 K. sayılı kararıyla; asıl davanın açılmamış sayılmasına, birleştirilen dava yönünden davanın yazılı delil veya delil başlangıcı bulunmadığı, iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmiş, kararın birleştirlen davada davacılar ve birleştirilen davada vekalet ücreti yönünden davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 30.12.2015 tarihli 2014/12302 E., 2015/15318 K. sayılı kararı ile; çekişme konusu 98... parsel sayılı taşınmazın muris ... tarafından davalı ...'ye devrinin inançlı işlem gereğince olduğu ancak davalılar ... ve ...'in çekişme konusu taşınmazı edinimlerinin iyi niyetli olup olmadığı husunda eksik araştırma yapıldığı ve muris ...'un davalı ...'den aldığı borcun ödendiğine dair iddialarının Borçlar Kanunu'nun 81. (yeni Türk Borçlar Yasasının 97.) maddesi hükmü uyarınca değerlendirilmesi gerektiği, kabule göre de birleştirilen davanın reddedilmesine rağmen kendilerini avukatla temsil ettiren davalılar ... ve ... yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının da doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin 23.10.2018 tarihli 2016/152 E. 2018/351 K. sayılı kararı ile, asıl davanın açılmamış sayılmasına, birleştirilen dava yönünden davalı ... iyiniyetli olduğundan tapu iptali ve tescil talebinin reddine, bozma öncesi rapora göre belirlenen 630.000TL’den bakiye borcun güncellenen değeri 31.997,88TL’nin mahsubu ile 598.002,12TL’nin davalı ...’den tahsiline karar verilmiş, kararın vekalet ücreti yönünden birleştirilen davada davalı ... ile birleştirilen davada davalı ... ve birleştirlen davada davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 25.03.2021 tarihli 2019/845 E., 2021/1777 K. sayılı ilamı ile; asıl davanın açılmamış sayılmasına ve birleştirilen davanın tazminat yönünden kabulüne karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak bozma öncesinde taşınmazın değerinin 630.000,00 TL olduğuna ilişkin bilirkişi raporuna birleştirilen davanın davacıları tarafından itiraz edildiği, Daire bozma kararı ile de Mahkeme kararının tümden ortadan kalktığı ve bozma kararında taşınmazın değeri bakımından kazanılmış hak oluşturacak bir hüküm de bulunmadığı, bozma öncesi ve sonrasında alınan bilirkişi raporları arasında meydana gelen çelişkinin giderilmesi amacıyla yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması ve hasıl olacak sonuca göre tazminat yönünden bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, davalı ... ve birleştirilen davada davacı ... vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine Dairenin 20.10.2021 tarihli 2021/8024 E., 2021/5807 K. sayılı ilamı ile hakimin tarafların talep sonuçları ile bağlı olduğu, ondan fazlasına karar veremeyeceği hüküm altına alındığı ve somut olayda da birleştirilen davada tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteğinde bulunulduğu, talep edilen tazminat yönünden faiz isteğinde bulunulmadığı halde talep aşılmak sureti ile hüküm altına alınan tazminat bedeline dava tarihinden itibaren faiz işletilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle birleştirilen dava davalılarından ...’nın bu yöne değinen ve yerinde görülen karar düzeltme isteğinin kabulüyle, Dairenin 25.03.2021 tarihli, 2019/845 Esas, 2021/1777 Karar sayılı bozma ilamına yukarıda belirtilen gerekçe ilave edilmek suretiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl davanın açılmamış sayılmasına, birleştirilen dava yönünden tapu iptali ve tescil talebinin reddine, tazminat talebinin kısmen kabulü ile 1.091.002,12TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...’dan alınarak davacılara miras payları oranında verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, tazminata ilişkin ... ve ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı; özellikle karar başlığında asıl davada davalı olarak gösterilmeyen ..., ... ve ... ...’ye karar başlığında yer verilmesi ve davalı ...’in mükerrer yazılmasının mahallinde düzeltilebilir maddi hata olduğu anlaşılmakla yanlışlığa işaret edilmekle yetinilmiş olup, asıl davada davalı-birleştirilen davada davacılar ... vd. vekilinin tüm ve birleştirilen davada davalı ...’nin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
Ancak Dairenin 25.03.2021 tarihli, 2019/845 Esas, 2021/1777 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere birleştirilen davada davacıların faiz talebi olmadığı halde talep aşılmak suretiyle tazminat bedeline dava tarihinde itibaren yasal faiz işletilmesi doğru olmadığı gibi, asıl davada vekalet ücretine ilişkin hükümde asıl davada taraf olmayan davalı ...’ye de yer verilmesi isabetli değildir.
Ne var ki, anılan hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, asıl davada taraf sıfatı yönünden resen yapılan inceleme üzerine ve birleştirilen davada davalı ...’nin temyiz itirazının değinilen yönden kabulü ile Mahkeme kararının, hüküm fıkrasının 2-b numaralı bendinde yer alan “dava tarihinde itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte” ibaresinin ve hüküm fıkrasının 1-b numaralı bendinde yer alan “M....” ibaresinin çıkartılması suretiyle 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Kanun’un 438/7. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgililere iadesine, duruşma tarihi itibariyle 03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmaya katılım ve haklılık durumuna göre temyiz eden birleştirilen davada davalı ... vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin birleştirilen davada davacılardan alınmasına, Dosyanın Dikili 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.