Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3931 E. 2026/2630 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3931
- Karar No
- 2026/2630
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2015/10 E., 2024/23 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre 25.03.1968 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1988 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B uygulaması ile 1990 yılında yapılan arazi kadastrosu bulunmakta olup, arazi kadastrosu sırasında ... Mahallesi alışma alanında bulunan 1 01... parsel sayılı taşınmaz 55.298,69 m² yüzölçümlü olarak ve “... vasfıyla...... sıra ve 60 dönüm miktarlı tapu kaydına dayalı olarak tapu kaydı maliki ... oğlu ... (......) mirasçıları adına, 1 01... parsel sayılı taşınmaz 84.638,51 m² yüzölçümlü olarak ve “...” vasfıyla ...tarihli ve 7 sıra ve 92 dönüm miktarlı tapu kaydı ve ...mevki 1936 tarihli ve ... numaralı ve .... miktarlı vergi kaydına dayalı olarak tapu kaydı maliki ... oğlu ... (... ...) mirasçıları adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... mevkinde bulunan 1 01... ve 11 parsel sayılı taşınmazların kadastroca kumsal ve ...cinsi ile davalılar adına tespitinin yapıldığını, bu tür taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu ve bu nedenle davalıların dayanağı olan tapu kayıtlarının hukuki değerinin bulunmadığını belirterek, davalılar adına yapılan tespitin iptaline ve dava konusu taşınmazların Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Bozcaada (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 26.12.2002 tarihli ve 1991/140 Esas, 2002/68 Karar sayılı ilamı ile 24.12.2002 tarihli ek rapora ekli krokide 1 01... sayılı parselin (B) harfi ile gösterilen 59.271,87 m²lik kısmının orman olduğu, krokide 1 01... sayılı parselin (A) harfi ile gösterilen 3.217,09 m²lik kısmının kıyı kenar içinde kaldığı ve bu kısımların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu, bu kısımlara ait tapu kayıtlarının hukuken değer taşımadığı, dava konusu taşınmazların diğer kısımlarının ise denizle ve ormanla bir ilgisinin olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ve kısmen reddine, 1 01... ve 11 parsel sayılı taşınmazlara ait tespit tutanaklarının iptaline; aynı adanın en son parsel numaraları verilmek suretiyle, 24.12.2002 tarihli ek rapora ekli krokide 1 01... parselin (B) harfi ile gösterilen 59.271,87 m²lik kısmının orman cinsi ile Hazine adına tapuya tesciline,1 01... parselin (A) harfi ile gösterilen 3.217,09 m²lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle tescil dışı bırakılmasına, 1 01... sayılı parselin (A) harfi ile gösterilen 25.366,64 m²lik kısmının ve 1 01... parselin (B) harfi ile gösterilen 52.081,60 m²lik kısmının özel otlakiye cinsi ile tespit malikleri ve bunlardan ölenlerin mirasçıları arasında iştirak halinde toplam 720 pay olarak tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ile bir kısım davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 21.06.2004 tarihli ve 2004/1800 Esas, 2004/2469 Karar sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve uygulamanın hüküm vermeye elverişli olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozcaada (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 25.06.2008 tarihli ve 2004/19 Esas, 2008/2 Karar sayılı ilamı ile davalıların dayandığı tapu kayıtlarının miktar ve sınırları itibariyle dava konusu taşınmazları kapsadığı, müfrez tapu kayıtlarının kök tapu kaydı içerisinde kaldığı, 1 01... parselin, 09.10.2007 tarihli raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 3.691,74 m²lik kısmının kıyı kenar çizgisinde kaldığı, 1 01... parselin ise (B) harfi ile gösterilen 59.271,87 m²lik kısmın eylemli orman ağaçları ile kaplı Devletin hüküm ve tasarrufu altında ve kamu malı niteliğinde yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 01... parsel ve 1 01... parsel sayılı taşınmazlara ait tespit tutanaklarının iptaline aynı adanın en son parsel numaraları verilmek suretiyle, 09.10.2007 tarihli ek rapora ekli krokide 1 01... parselin (B) harfi ile gösterilen 59.271,87 m²lik kısmının orman cinsi ile Hazine adına tapuya tesciline, 1 01... parselin (A) harfi ile gösterilen 3.691,74 m²lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle tescil dışı bırakılmasına, 1 01... parselin (A) harfi ile gösterilen 25.366,64 m²lik kısmının ve 1 01... parselin (B) harfi ile gösterilen 51.606,95 m²lik kısmının özel otlakiye cinsi ile tespit malikleri ve bunlardan ölenlerin mirasçıları arasında iştirak halinde toplam 720 pay kabul edilerek tapuya tesciline karar verilmiş; davacı ... vekili ile bir kısım davalı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 01.02.2010 tarihli ve 2009/19752 Esas, 2010/959 Karar sayılı ilamı ile 1 01... sayılı parselin (A) işaretli 3.691,74 m² bölümünün kıyı kenar çizgisi içinde Anayasanın 43. maddesi gereğince özel mülkiyete konu olmayan dayanılan tapu kaydının dışında kalan yer olduğu, 1 01... no.lu parselin bilirkişinin rapor ve ekindeki krokide (B) ile gösterilen 59.271,87 m²lik kısmının eylemli orman olduğu anlaşıldığından davalı gerçek kişilerin 1 01... parselin orman olarak tescil edilen (B) harfi ile 1 01... sayılı parselin kıyı kenar çizgisi içinde kalan (A) harfli bölümüne ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile bu bölüme ait hükmün onanması, 101 ada parselin krokide (B) harfi ile gösterilen 51.606,95 m²lik kısım ile 1 01... parselin krokide (A) harfi ile gösterilen ve davalılar adına özel otlakiye olarak tescile karar verilen bölümler hakkındaki temyiz itirazları bakımından İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, bozma kararından sonra yapılan 04.05.2007 tarihli keşifte kök tapu kaydının (1301 tarihli ve 6 sıra numaralı) zemine uygulanmadığı, keşifte sadece kök tapu kaydından ifraz edilen Teşrinievvel 1320 tarihli ve 6 sıra numaralı tapu kaydı ile .... tarih ve 7 sıra numaralı tapu kaydının uygulandığı gerekçesiyle davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulüne, 1 01... parselin (A) harfi ile gösterilen 25.366,64 m²lik kısmı ile 1 01... no.lu parselin (B) harfi ile gösterilen 51.606,95 m²lik bölümüne ilişkin hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazlardan 1 01... içinde (A) harfli alanın 1953, 19 64... tarihle hava fotoğraflarında açıklık olduğu, 1968 tarihli kesinleşmiş orman kadastro paftasında orman dışı alanda kaldığı, taşınmaz üzerinde bir kısmında 40 yaşlarında civar ağaçlardan gelen tohumlarla oluşmuş kızılçam bulunsa da 3 hektardan küçük miktarda olup, tüm bu nedenlerle orman sayılmayan yerlerden olduğu, 1 01... içinde (B) harfli alanın kum ile kaplı olduğu, 1953, 19 64... tarihle hava fotoğraflarında açıklık olduğu, bu alanın da orman sayılmayan yerlerden olduğunun tespit edildiği, dava konusu taşınmazların tapu kayıt maliklerine ait olduğunun anlaşıldığı, dava konusu taşınmazlara uygulanan tapu kayıt miktarlarının 60... dönüm miktarlı olduğu, komşu taşınmazların bir kısmının tapulu şahıs arazisi olması nedeniyle ayrıca bozmaya ve yargılamaya konu olan kısımların yüzölçümlerinin tapu kayıt miktarından az olması nedeniyle eldeki dosyada miktar fazlası durumunun da söz konusu olmadığı, bu haliyle Devletin hüküm ve tasarrufu altında olması gereken yerlerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 12.07.2023 tarihli rapora ek krokide gösterilen 1 01... parsel içinde (A) harfi ile gösterilen 25.366,89 m²lik kısmın ve 1 01... parsel içinde (B) harfi ile gösterilen 51.606,40 m²lik kısmın özel otlakiye cinsiyle tespit malikleri arasında iştirak halinde toplam 720 pay olarak ... ve müşterekleri adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; 1 01... parsel üzerindeki (A) harfiyle gösterilen alanın büyük bölümünün 40 yaşlarında doğal olarak yetişmiş kızılçam ağaçlarından oluşan orman bitki örtüsüyle, kalan kısmının da tamamen yabani otlar geven, piren ve çalı tipi otlarla kaplı olduğunun 21.07.2023 tarihli ortak bilirkişi raporunda belirtildiğini, taşınmazın ihya ve iyileştirmeye muhtaç olduğunun yine bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, yine aynı ortak raporda, 1 01... parsel numaralı taşınmazın (B) harfiyle gösterilen bölümünün ıslah ve ihya ile tarımsal arazi haline getirilmesi veya mera haline getirilmesinin mümkün olmayacağını, arazi geçirgen kum ile kaplı olduğundan bunun temizlenip toprak tabakasının ortaya çıkarılmasının ekonomik çok büyük güç harcamak gerektireceğini, işlenmesi mümkün görülmeyen arazide hiçbir zaman tarımsal üretim yapılmasının söz konusu olamayacağını çok düşük vasıflı otlak olarak kullanılabileceğini, arazide büyük kum yığıntıları 1-1,5 metre yükseklik civarında ve yer yer kum kaplı çukurlukların mevcut olduğunu, denize açık olması rüzgarlar tarafından taşınan kumlarla 10-15 cm civarında birikimler olduğunun tespit edildiğinin belirtildiğini, İlk Derece Mahkemesi kararında belirtildiği üzere, tapu kayıt uygulamasının tam olarak gerçekleştirilemediği, zorunlu dava arkadaşlığı bulunan davalılar yararına tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde her bir davalı için ayrı ayrı vekalet ücreti takdirinin isabetsiz olduğunu, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın yerinde olmadığını ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma kararına uyulmakla bozma kararı doğrultusunda araştırma ve uygulama yapma yükümlülüğü doğar. Bozma kararından sonra yapılan 01.06.2023 tarihli keşifte kök tapu kaydı (Kanuni Evvel 1300 tarihli ve 16) sıra numaralı zemine uygulanmamış ve kök tapu kaydında yazılı sınır yerleri belirlenmemiş, kök tapunun sınırları içinde kalan parseller yerel bilirkişilerce tespit edilmemiş, keşifte sadece kök tapu kaydından ifraz edilen Teşrinievvel 1320 tarihli ve 6 sıra numaralı tapu kaydı ile T.Evvel 1320 tarihli ve 7 sıra numaralı tapu kaydı uygulanmış ve yetersiz ziraat mühendisi bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuştur. Hal böyle olunca halde; İlk Derece Mahkemesince tarafsız ve olabildiğince yaşlı yerel bilirkişiler, bir fen memuru ve bir orman mühendisi, 1 jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve 3 ziraat mühendisi bilirkişisi aracılığı ile ....1300 tarih ve 16 sıra numaralı tapu kaydı ve ifrazen gittisi olan Haziran 1301 tarihli ve 6 sıra numaralı 2805 dönüm miktarlı tapu kaydı ve ifrazen gittisi olduğu kabul edilen Ağustos 1301 tarihli ve 2 ila 35 sıra numaralı toplam 34 adet tapu kaydı yerine uygulanmalı; uygulamada kök tapu kaydının kapsadığı tüm parseller bir bütün kabul edilerek onları dıştan çevreleyen komşu parsel tutanak ve dayanak kayıtları da getirtilerek onlardan yararlanılmalı; yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınırların uygulanması bakımından tarafların tanık bildirmeleri istenmeli ve yerel bilirkişiler ile tarafların gösterdiği tanıklardan kök ve ifraz tapu kayıtlarının sınırları hakkında ayrıntılı ve inandırıcı bilgi alınmalı; yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının doğruluğu komşu parsellere revizyon gören kayıtlarla denetlenmeli; ifraz ve gitti kayıtları, kadastro sırasında hangi parsellere uygulanmışsa onların da tutanak örnekleri getirtilerek kök tapu kaydına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20/C maddesi gereğince miktarı ile geçerli olacak şekilde kapsam belirlenmeli; kök tapu kaydı sınırında koru okuduğu, gitti kayıtlarının hiç birisinde koru sınırı bulunmadığı anlaşıldığından, kök kaydında yazılı koru sınırının neresi olduğu, o yerin orman kadastrosunca ne gibi işleme tabi tutulduğu incelenmeli; kök tapu kaydının cinsi tarla olması nedeniyle kök tapu kaydının sınırı içinde kalıp da eskiden beri tarla olarak kullanılmayan bölümler varsa o bölümlerin 3402 sayılı Kanun'un 20/B maddesi gereğince tapu kaydı kapsamında kalmayacağı düşünülmeli; dava konusu taşınmaz ve çevre taşınmazların tümünün eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile kadastro tespitinin yapıldığı 1991 yılından önce 1970'li yıllarda çekilmiş hava fotoğrafı ve memleket haritasında ne şekilde görüldüğü, kadastro paftaları ile memleket haritası ve hava fotoğrafları ölçekleri 1/5000 ölçeğine çevrilip birbiri üzerine aplike edilerek gösterilmeli; ayrıca gerek kök tapu kaydında, gerekse ifraz tapu kayıtlarında yazılı olan ve yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği sınır yerleri fen bilirkişi tarafından düzenlenecek birleşik kadastro paftaları üzerine ve memleket haritaları üzerine yansıtılarak keşfi izleme olanağı sağlanmalı; 1999/3 - 2003/23 dosyası getirtilerek kesinleşip kesinleşmediği ve bu dosyada dava konusu olan parsellere etkisinin ne olacağı belirlenmeli; 1 01... parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile belirtilen kısmının tapu kaydı kapsamında kalmaması halinde bilirkişi raporlarında 1953, 19 64... tarihli hava fotoğraflarında taşınmazın kumluk nitelikte olduğu ve imar ihya yapıldığına dair herhangi bir emare bulunmadığı, ıslah ve ihya edilerek tarımsal arazi haline getirilmesinin mümkün olmadığı da değerlendirilerek bu kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmesi, gerektiği düşünülerek, toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yukarıda yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi kabule göre hüküm yerinde taşınmazlar hakkında ifraz kararı verilmesine rağmen taşınmazların arta kalan kısımları hakkında sicil oluşturulacak şekilde karar verilmemeside isabetsiz olup hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.