Danıştay · 6. Daire
Danıştay 6. Daire 2024/1692 E. 2025/6913 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 6. Daire
- Esas No
- 2024/1692
- Karar No
- 2025/6913
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2024/1692 Karar No : 2025/6913
TEMYİZ EDENLER :1- (DAVALI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Fabrikaları A.Ş VEKİLİ : Av. ... Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Belediye Başkanlığı-... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Balıkesir ili, Erdek ilçesi, ... Mahallesi, ... ve ... sayılı parsellerin bulunduğu alanlarda kısmi yapılaşma şartlarının oluştuğuna bu kapsamda, mevcut yapıların 27.02.2013 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planına işlenmesine dair komisyon raporunun kabul edilmesine ilişkin ... tarihli, ... sayılı Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclisi kararında belirtilen parsel numaralarında sehven hata yapıldığından bahisle ... tarihli, ... sayılı tespit tutanağının uygun bulunmasına ilişkin ... tarihli ve ... sayılı Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclisi kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesinden, dava konusu taşınmazın bir kısmında Kıyı Kanununun yürürlüğe girdiği 11.07.1992 tarihinden öncesine ait bir imar planı bulunmadığından, kısmi yapılaşma şartlarını taşımadığı anlaşılan ... ve ... sayılı parsellerin tevhidi sonucu oluşan ... parsel sayılı taşınmazın da bulunduğu alanlarda kısmi yapılaşmaya ilişkin komisyon raporunun tashihen kabul edilmesine ilişkin dava konusu ... tarihli, ... sayılı belediye meclisi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka aykırı bulunarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince;uyuşmazlık konusu taşınmazların bulunduğu alanda kısmi yapılaşma şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarında İdari Dava Dairesince alınan ek bilirkişi raporu, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesinden, dava konusu alanda 11 Temmuz 1992 tarihinden önce, Mülga İmar ve İskan Bakanlığınca 11.06.1976 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı bulunduğu ve ... ve ... sayılı parsellerde kayıtlı taşınmazların bu plan kapsamında kaldığı, bu plan dahilinde kısmi yapılaşma için geçerli ilk koşulun sağlandığı, ancak ... ve ... sayılı parsellerde yürürlükteki plan ve/veya mevzuata uygun olarak yapılmış veya inşaat ruhsatı alınarak en az subasman seviyesine kadar inşaatı tamamlanmış yapıların bulunmadığı, kısmi yapılaşmaya dahil edilen alanın yaklaşık yarısını kapsayan alana ilişkin imar planının 08.02.2013 tarihinde onaylandığı, 08.02.2013 tarihinde onaylanan imar planı içerisinde ... ve ... sayılı parsellerin yer aldığı, bu parsellerden ... sayılı parselde, 10.01.1975 tarihi öncesinde yapılan 3 adet yapının bulunduğu anlaşılmakta ise de, alana ilişkin 11 Temmuz 1992 tarihinden önceki bir tarihte onaylı imar planı alanda bulunmadığından kısmi yapılaşma dahilinde değerlendirilemeyeceği, öte yandan kıyı kenar çizgisinden kara yönünde 100 metre dahilinde kalan 5 adet parsel bulunduğu, bunların kısmi yapılaşma kapsamındaki ... ve ... sayılı parseller olduğu, ... ve ... sayılı parsellerde kayıtlı taşınmazların sahil şerinde bulunmadığı bu kapsamda kısmi yapılaşma kapsamında değerlendirilemeyeceği sonuç ve kanaatine ulaşıldığından, istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı yanında müdahil ... Fabrikaları A.Ş vekili tarafından, Gerek idare mahkemesi gerekse istinaf sürecinde dava konusu alanın sadece 1976 yılında onaylanmış ve alanın batı tarafına (İŞKUR tarafına) ait tek bir plan onaması olduğu, alanın doğu tarafına (... tarafına) ait onaylı bir plan olmadığı ön kabulü üzerinden yargılama yapıldığı, ancak davanın hiçbir aşamasında bu planların araştırılmadığı, sağlıklı ve adil bir karar verilebilmesi için dilekçe ekinde yer alan eklerin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına ara karar ekinde gönderilerek; dava konusu alanın doğu tarafına (... tarafı) yani o tarihte ... parsel olarak kayıtlı olan kısımda 1976 yılı sonrasında ve tahminen 1980 yılı civarında onaylanmış olan ilave imar planı bulunup bulunmadığı ve dilekçe ekinde sunulan yazışmaların akıbetinin ne olduğunun sorularak plan paftalarının istenmesi, aynı şekilde dava konusu alana ilişkin1/25.000 ölçekli nazım imar planlarına ait plan paftalarının istenmesi gerektiği, eksik inceleme sonucu verilen temyize konu idari dava dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı Erdek Belediye Başkanlığı tarafından, Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından kabul edilen ve kısmi yapılaşmaya ilişkin ... tarihli, ... sayılı tespit tutanağının uygun bulunmasına dair ... tarihli ve ... sayılı kararında " “Erdek İlçesi ... mah. ... ve ... parselleri kapsayan 11.06.1971 yılında Sanayi amaçlı 1/1000 ölçekli Mülga İmar ve İskan Bakanlığınca onaylı İmar planının bulunduğu, bu planı da kısmen içine alan (... ve ... parseller haricinde) ... parsellerin (tevhid edilerek 996 parsel olmuştur.) İl Genel Meclisinin ... tarihli ve ... sayılı kararı ile 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli imar planlarının onaylandığı, 2981 sayılı Kanunun geçici 2. Maddesinde aşağıda belirtilen yapılar imar mevzuatına uygun inşaa edilerek kullanma izni alınmış yapılar olarak kabul edilir. (b - 6785 sayılı İmar kanununun ek - 8 kapsamına giren alanlarda 10.01.1975 tarihinden önce yapılan yapılar, ) şeklinde açıklandığı, Ek-1 deki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğünün yazısında, “2981 sayılı Kanunun Geçici 2. Maddesinin (a) ve (b) bentleri kapsamındaki yapıların sahiplerinin, yapılış tarihlerinin tespiti bakımından tapu ve tapu kayıt örneği, vergi makbuzu, elektrik ve su depozitoları veya makbuzları, seçmen kütük ve kayıtları, nüfus sayımı kayıtları, muhtarlıktaki kayıtlar gibi resmi kurum ve kuruluşlar tarafından verilen yapı/yapıların varlığını belirleyecek nitelikteki belgelerin mevcut olanlarını yetkililere ibraz etmek zorunda oldukları belirtildiği, “... Yazı eki fotokopilerden Resmi Kurum olan Türkiye Elektrik Kurumunca18.02.1971 tarihli yazı ile ... AŞ. Pk.No:... adreste bulunan yapılara enerji ihtiyacının karşılanacağı bildirilmiş olduğu anlaşılmıştır...” şeklinde yer aldığı, 3621 sayılı Kıyı Kanununun uygulanmasına dair Yönetmeliğinin Sahil şeridinin belirlenmesine ilişkin 16. Maddesinde “.. 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış mevzi imar planı ve turizm merkez ve alanlarındaki turizm dışı kullanımlara yönelik mevzi imar planı bulunan alanlarda; planlarda belirlenen sahil şeridinin başlangıcından itibaren ilk sırada yer alan imar adalarının kısmen veya tamamen yapılaşması durumunda, gerisindeki imar adalarında kısmen veya tamamen yapılaşma olup olmadığına bakılmaksızın onaylı plandaki sahil şeridine uyulur. İlk sırada yer alan kısmen veya tamamen yapılaşma olmaması durumunda geriye doğru ve diğer imar adalarının durumu değerlendirilerek kısmen veya tamamen yapılaşma bulunanların kıyı yönündeki cephe hattı esas alınarak sahil şeridi belirlenir. Sahil şeridinde 11 Temmuz 1992 tarihinden önce yürürlükteki plan ve/veya mevzuata uygun olarak yapılmış veya inşaat ruhsatı alınarak en az subasman seviyesine kadar inşaatı tamamlanmış yapılardaki müktesep haklar saklıdır. Bu hüküm, üzerine birden fazla yapı yapılmak üzere ruhsat alınmış parsellerdeki en az subasman seviyesindeki yapılar için de geçerlidir.... Şeklinde açıklandığı, Konu incelenmesinden; Ek-2 deki 5-Mamul Madde ambarı, 6-eski torbalama binası, 15-Hammadde Ambarı, 16- Süperfosfat Binası ve 17-H2SO4-H3SO4 binası, Elektrik Kurumunun 18.02.1971 tarihli yazısında enerji ihtiyacının karşılanacağı bildirilmiş olduğundan bu binalar “10 Ocak 1975 tarihinden önce yapılmış yapılar” olarak 2981 sayılı Kanunun Geçici 2. Maddesine göre “... imar mevzuatına uygun inşa edilerek kullanma izni almış yapılar” olarak kabul edilir. Söz konusu Ek-2deki diğer binalar (turuncu renkli) Harita Genel Komutanlığı 1987 yılına ait Hava Fotoğrafında da var olduğu, Kıyı Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğinin Sahil Şeridini Belirlenmesine ilişkin 16. Maddesine göre 11 Temmuz 1992 tarihinden önce ....” Yapılmış mevcut binalar olarak görülmektedir. Sonuç olarak 3621 sayılı Kıyı Kanununa göre Mevzi İmar Planı sınırları içerisinde kalan kıyı kenar çizgisinin kara yönünde 100 metrelik alanında mevcut yapıların imar haklarına yönelik kısmi yapılaşmanın oluştuğu, bu nedenle 27.02.2013 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının revize edilerek mevcut binaların imar haklarının kullanılabilmesinin uygun olabileceği değerlendirilmektedir.” hususlarının belirtildiği, anılan işlemin söz konusu arazide farklı tarih ve kurumlarca onaylanmış 2 adet imar planı bulunduğu, 2981 sayılı Yasa ile 6875 sayılı Yasa kapsamında herhangi bir yapının da bulunmadığı, mevzuata aykırı bir şekilde ruhsatsız olarak inşa edilmiş 14 adet yapının bulunduğu, kısmi yapılaşmadan söz edilebilmesi için 11.07.1992 tarihinden önce yürürlükte olan bir imar planının bulunması ve üzerinde ruhsatlı veya imar affından yararlanmış yapıların olması gerektiği, dava konusu işlem ile kadastral yapılar dikkate alınmadan imar planı sonrası 2013 yılında tevhit sonucu oluşan 996 sayılı imar parselinin bir bütün olarak değerlendirildiği ileri sürülerek iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlıkta öncelikle Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükmü uyarınca kısmi yapılaşma ile ilgili Dairemizin son içtihadı uyarınca değerledirme yapıldığında; 3086 sayılı Kıyı Kanununun 4,5,6,9,12,13,17. maddelerinin ve Geçici 2.maddesinin iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesinin 25.02.1986 günlü, 1985/1, K:1986/4 sayılı kararının " Geçici 2. maddenin Anayasa'ya aykırılığı sorunu" başlıklı bölümünde: "Geçici 2. maddede, '1972 yılından önce Kıyıda doğmuş özel mülkiyete konu yapılar ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz. Birinci fıkrada sözü edilen yapılara eklenti yapılamaz. Ancak bu yapıların herhangi bir sebeple yıkılması halinde 6 ncı madde hükümlerine göre yapılanmaya izin verilir. Kıyı ve sahil şeridinde Hazineye ait arazi ve arsalar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler üzerinde gerçek ve tüzel kişiler tarafından 1 Ekim 1983 tarihinden önce izinsiz ve kaçak olarak inşa edilen liman, iskele, rıhtım, balıkçı barınağı ve dayanma duvarları gibi kıyıda bulunması zorunlu tesisler ile sanayi ve turizm tesislerinden ilgili Bakanlıklarca millî ekonomiye katkısı veya kamu yararı olduğu kararlaştırılanlar hakkında 12 nci madde hükümleri uygulanır. Bu arsa ve araziler, Maliye ve Gümrük Bakanlığınca, kullananlara veya tesis sahiplerine kiraya verilebilir...' denilmektedir. Görüldüğü gibi, maddenin birinci fıkrasında iki tür yapılanma, Yasanın kapsamı dışında tutulmuştur. Bunlardan ilki, 1972 yılından önce kıyıda doğmuş özel mülkiyete konu yapılar, ikincisi, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılardır. Bunlardan birinci gruba giren yapılarda mevzuata ve imar planına uygun olma koşulu aranmadığına göre, bununla kıyıda .1972 yılından önce mevzuata aykırı olarak yapılan yapıların kastedildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kıyı konusunda da bazı hükümler getiren 11/7/1972 günlü, 1605 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 1972 yılından önce kıyıda kaçak olarak yapılmış olan yapılar bu hükmün kapsamına girmektedir. Kanunun 4. maddesi incelenirken belirtildiği gibi Anayasa'nın 43/1. maddesindeki 'Kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu'nu belirleyen hükmü karşısında, özel mülkiyete konu olamayan kıyıda, 1972 yılından önce mevzuata aykırı olarak yapılan yapılar yönünden 'kazanılmış hakların saklı tutulacağı kuralı uygulanamaz. Çünkü yasalara aykırı durumlara dayanılarak kazanılmış hak iddiasında bulunulamayacağı, hukukun temel ilkelerinden birini teşkil etmektedir. Yine 6. maddenin incelenmesi sırasında, Anayasa koyucunun kıyıda kamu yararı yanında, kişilerin de bazı haklarının bulunduğu gerçeğini gözönünde tutarak, kamu yararı ile kişi haklarını bağdaştırmaya çalıştığı ve sonuçta bu madde ile ulaşılmak istenen amacın, kıyıda mevzuata ve hukuka uygun olarak kazanılmış hakları korumakla birlikte kıyıları kamuya açmak olduğu belirtilmiştir. Maddenin birinci fıkrasında yer alan '...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.' biçimindeki kural ile kazanılmış haklar saklı tutulmuş, ikinci ve üçüncü fıkralardaki hükümlerde de, kazanılmış bir kısım haklar dikkate alınarak, bazı koşulların mevcudiyeti halinde ilgililere bu yapı ve tesislerden yararlanma imkanının idarece verilebileceği kabul edilmiştir. Dava konusu Geçici 2. maddenin birinci fıkrasında yer alan '1972 yılından önce kıyıda doğmuş özel mülkiyete konu yapılar ile...' biçimindeki ibarenin kıyıda, mevzuata aykırı olarak yapılan yapılar için 3086 sayılı Kanunun uygulanmayacağı belirtilmek suretiyle kazanılmış hakların korunacağı kuralından yararlanmaları olanağı bulunmayan yapılar için bu hakkın tanınmış olması Anayasa'nın 43. maddesine aykırı düşmektedir. Açıklanan nedenlerle, 3086 sayılı Kanun'un 5., 12., 17. maddeleriyle Geçici 2.maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları ve birinci fıkrasında yer alan '...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz' biçimindeki ibare Anayasa'ya aykırı olmadığından iptal davasının bu maddeler ve hükümlere yönelik kısımları red edilmeli....." gerekçesine yer verilmiş; bu çerçevede, 3086 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ve 1. fıkrasında yer alan '...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz' biçimindeki ibare Anayasaya aykırı bulunmamıştır. Anayasal durumu ortaya konulan kamusal kullanımının engellenmemesi gereken kıyılar üzerinde "kazanılmış hak" kavramının kapsam ve sınırları, Kıyı Kanunu ve bu Kanunun uygulanması yönünden büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, iptal edilen 3086 sayılı Yasanın yerini alan ve halen yürürlükte olan 3621 sayılı Yasanın Geçici Maddesinin incelenmesi gerekmektedir. Bu maddede 3621 sayılı Yasanın yayım tarihinden (17 Nisan 1990) önce kısmen veya tamamen yapılaşmış alanlara ilişkin mevzuata uygun olarak onanmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümlerinin geçerli olduğu kabul edilmiştir. Kıyı Kanununda değişiklik yapan 3830 sayılı Yasanın Geçici Maddesiyle de; kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarının 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren bir yıl içinde tamamlanması zorunluluğu getirilmektedir. Bu yasal çerçeveye göre, sahil şeritlerinde 17 Nisan 1990 tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış uygulama imar planları kapsamında; kısmen veya tamamen yapılaşmış alanlarda plan kararlarının uygulanmasına devam edileceği hüküm altına alınmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlara ilişkin ilgili imar planı revizyonlarının 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren bir yıl içinde yapılması öngörülmüştür. Kısmı yapılaşma tanımı ise, 03.08.1990 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikle yapılmış, Yönetmelikte, 3621 sayılı Yasanın yayım tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarındaki imar adalarında yer alan parsellerin yüzde ellisinden fazlasında, yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan imar plânı ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılarla, ruhsat alınarak en az subasman seviyesine kadar inşaatı tamamlanmış yapıların bulunması durumu kısmi yapılaşma olarak tanımlanmıştır. 3830 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra Yönetmelikte yapılan değişiklikle kısmi yapılaşma benzer şekilde yeniden tanımlanırken; farklı olarak kısmi yapılaşmanın olmadığı alanlardaki plan revizyonları için Yasaya paralel olarak, 3830 sayılı Yasanın yayım tarihi olan 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren 1 yıl süre verilmiştir. (Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi Danıştay Altıncı Dairesinin 03.02.2025 tarihli E:2024/6730, K:2025/327 sayılı kararı ile iptal edildiğinden anılan tarih 17 Nisan 1990 olarak uygulanacaktır.) Kanuna, Kıyı Kanunundan önce oluşmuş hakların nasıl ve hangi ölçüler içinde korunabileceğini belirlemek için geçici madde eklenmiş ve buna uygun olarak Yönetmelikle kısmi yapılaşma tanımlanmış ve mevcut hakların sınırları belirlenmiştir. 3621 sayılı Kıyı Kanununun Geçici Maddesi kapsamında geçerli kabul edilebilecek planlar, kısmen veya tamamen yapılaşmış alanlardaki sahil şeritlerine ilişkin iken, 3830 sayılı Yasa ile gelen Geçici Madde ise, kısmen veya tamamen yapılaşmamış sahil şeritlerinde plan revizyonu yapılmasını öngörmüş, başka bir ifade ile 3621 sayılı Kanunun geçici maddesi ile Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki sahil şeridine ilişkin plan kararları geçerli kabul edilirken, 3830 sayılı Kanunun geçici maddesi ile 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren 1 yıl süre içinde onaylanan plan kararlarının da geçerli olduğu kabul edilmiş, 3621 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra hiç yapılaşmamış alanlara ilişkin plan revizyonunun 3621 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılması, diğer bir ifade ile idarelere 3621 sayılı Kanun ve buna dayalı olarak çıkarılan Yönetmelik hükümlerine göre kısmi yapılaşma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine göre yapılaşma ya da yapılaşmaya uygun olmayan parselleri (dolayısıyla 3621 sayılı Kanunun yürürlükteki 100 metrelik sahil şehidi hükümlerine göre) belirleme suretiyle plan revizyonu yapma yükümlülüğü getirilmiştir. Ancak idarenin bu yükümlülüğüne uymayarak verilen süre içerisinde plan revizyonlarını yapmadığı alanlara ilişkin sonraki tarihlerde de kısmı yapılaşma tespit ve araştırılması yapılarak plan revizyonlarının yapılabileceği, yapılmadığı hallerde ise yargı yerlerince de anılan hükümler çerçevesinde bu tespitin yapılabileceği kabul edilmiştir. Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümleri uyarınca, imar planının uygulama imar planı ya da mevzi imar planı olma durumuna göre kısmi yapılaşma durumları imar adası veya imar planı bazında değerlendirilmektedir. Kısmi yapılaşma değerlendirmesi mevzi imar planlarında imar adası bazında, uygulama imar planlarında ise sahil şeridinde kalan imar adalarının bütününe göre olması gerekmektedir. Mevzi imar planlarının olduğu yerlerde imar adası bazında değerlendirme yapılmış ve yapıların bulunduğu parsellerin sayısının veya kullanılan toplam taban alanının imar adasındaki toplam parsel sayısının veya toplam alanın yüzde ellisinden fazla olması durumu, uygulama imar planlarının olduğu yerde de plan kapsamındaki imar adalarının sayısının yüzde ellisinden fazlasında anılan koşulların bulunması kişilere korunacak haklar sağlayan ölçüt olarak ele alınmıştır. Yukarıda yer verilen mevzuat ve yapılan açıklamalar ve Yönetmelik maddelerinde yer alan bu düzenleme göz önüne alındığında, sahil şeridinden yararlanmanın kamunun kullanımına açılmasında kamu yararı olduğu kabul edilmekle birlikte, 3621 sayılı Kanundan önce yürürlükteki mevzuata uygun olarak onaylanmış plan kararları uyarınca yapılaşmış veya yapılaşmamış olsa dahi belli koşulların gerçekleşmesi şartıyla (geçerli bir kıyı kenar çizgisinin esas alınması suretiyle 17.04.1990 tarihinden önce onaylanmış imar planlarına göre kısmi yapılaşma koşullarının gerçekleştiği haller ) yasanın eşitlik ilkesi çerçevesinde tanıdığı haktan yararlanan taşınmazların hukuki statüsünün geçerli olduğu kazanılmış hak kavramı çerçevesinde kabul edilerek daha önce kanunla belirlenmiş hakların korunması ve kişilerin mağdur edilmemesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere imar planları belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus planı ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlığı ile ilgili konular göz önüne alınarak koşulların zorunlu kıldığı biçim ve zamanda mevzuatta öngörülen yöntemlerle değiştirilebilir ve yeni kullanımlar getirilebilir. Bu bağlamda kanun ve yönetmelik hükmü gereği kazanılmış hakkı bulunduğu kabul edilen sahil şeridinde bulunan taşınmazlara ilişkin sonraki tarihli planlarda yapılacak düzenlemelerin şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bir başka ifadeyle, kanun ve yönetmelik gereği önceki mevzuata göre yapılaşma veya kısmi yapılaşma koşullarını taşıdığı için hukuken kabul edilen imar haklarının, tıpkı diğer yürürlükteki mevzuata göre getirilmiş mevcut plan kararları gibi zorunlu durumlarda revizyon ve değişikliğe tabi tutulabileceğinde duraksama bulunmamaktadır. Kıyı Kanununun söz konusu hükümleri ile ilgili uyuşmazlıklara genel olarak bakıldığında, idarece, plan kararlarının önceki mevzuata uygun olarak yapılaşma veya kısmi yapılaşma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine yönelik olarak üretildiği, yargısal denetimin de bu kapsamda yapıldığı görülmektedir. Ancak unutmamak gerekir ki, kıyıda yer alan taşınmazlara ilişkin diğer bütün alanlarda olan taşınmazlar gibi idarece yasal zorunluluk ortaya çıktığı zaman yapılacak revizyon ve değişiliklerin plan yapım, yöntem ve tekniklerine,şehircilik ilkelerine kamu yararına uygunluk bakımından inceleneceği tabiidir. Dosyanın incelenmesinden dava konusu kısmi yapılaşmaya ilişkin belediye meclisi kararında yer alan taşınmazlarda kısmi yapılaşma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu değerledirilmiş, dava konusu ... ve ... sayılı parsellerin tevhidi sonucu oluşan ... parsel sayılı taşınmazın sahil şeridi içinde yer alan kısımları (tevhit öncesi ... ve ... sayılı parseller) incelenmiş bir kısmında (tevhid öncesi, ... sayılı parsellerin bulunduğu bölgede) Kıyı Kanununun yürürlüğe girdiği 11.07.1992 tarihi öncesi imar planı bulunmadığı, bir kısmında ise (tevhid öncesi ... ve ... sayılı parsellerin bulunduğu bölgede ) 11.07.1992 tarihi öncesi 1976 yılında imar planı olduğu halde yapı ruhsatı almış ve su basmanı seviyesine gelmiş yapı bulunmadığı için kısmi yapılaşma şartları oluşmadığı sonucuna varılarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Davalı yanında müdahil vekili tarafından dosyaya sunulan temyiz dilekçesi ve eklerinde, uyuşmazlık konusu ... parselin bulunduğu alanda gerek İdare Mahkemesi gerekse istinaf sürecinde dava konusu alanda sadece 1976 yılında onaylanan ve alanın batı tarafına (İŞKUR tarafına) ait tek bir planın var olduğu ön kabulü üzerinden yargılama yapıldığı, dava konusu alanın doğu tarafına (... tarafının olduğu o tarihte ... parsel olarak kayıtlı olan kısımda) ilave imar planının bulunduğu, söz konusu planın bulunup bulunmadığının araştırılması ve dilekçe ekindeki yazışmaların akıbetinin sorularak plan paftalarının istenmesi gerektiği ileri sürülmüş, dilekçe ekinde söz konusu taşınmazların bulunduğu bölgede 1992 öncesi ilave imar planının kabul ediliğine dair bilgi ve belgelere yer verilmiştir. Bu durumda davalı yanında müdahilin temyiz dilekçe ekinde yer alan bilgi ve belgelerle ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığından dava konusu ... parsel sayılı taşınmazın sahil şeridi içinde yer alan kısımlarında (tevhit öncesi ... ve ... sayılı parseller) 17.04.1990 tarihinden önce imar planı bulunup bulunmadığı, varsa uygulama imar planı mı mevzi imar planı mı olduğu sorularak ve anılan sahil şeridinde kalan taşınmazlar üzerinde 17.04.1990 tarihinden önce mevzuata uygun yapı ruhsatı almış ve su basman seviyesine gelmiş yapılar tespit edilerek kısmi yapılaşma durumunun oluşup oluşmadığının gerekirse bilirkişilerden ek rapor alınarak tespit edilmesi sonucuna göre yeniden karar verilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 15/12/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.