Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/3522 E. 2026/352 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3522
Karar No
2026/352
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3210 E., 2024/586 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 20.01.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davacı ... vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedelin tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.

Davacı; ekonomik olarak zor durumda olduğunu, kredi çekemediğini, borç batağına saplandığını, dava dışı ... ...’den borç aldığını, karşılığında teminat olarak dava konusu 24 24... parsel sayılı taşınmazını devrettiğini, ... ...’ye borcunu ödemekte zorlanınca davalı ...’den borç aldığını, karşılığında 1 parsel sayılı taşınmazının davalı ...’e devredildiğini, ...’in de 294.000,00 TL ödemeyi ... ...’nin banka hesabına yaptığını, borcu ödediğinde taşınmazın iade edileceğini, peyder pey ödeme yapmasına rağmen taşınmazın iade edilmediğini, bu dönemde davalı Şirketin sahibi ... Abdiş’in taşınmazı kendisine satmasını istediğini, davalı ... ile görüştüğünü taşınmazı satmak istediğini söylediğini ancak kabul etmediğini ve kendisini tehdit ettiğini, sonradan ...’in taşınmazı davalı Şirket’e devrettiğini ve bedellini de onun tahsil ettiğini, 24 24... parsel sayılı taşınmazın da bir gün kendisine bir şey olursa sara hastası oğlu için kullanılmak üzere davalı ...’e bedelsiz devredildiğini, ...’in de aynı şekilde davalı Şirkete temlik ettiğini, Şirketin iyi niyetli olmadığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline, olmazsa bedelin tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Şirket; zamanaşımının geçtiğini, ... tarafından yönlendirilen aracının teklifi üzerine taşınmazların satın alındığını, pazarlığa rağmen rayiç değerin üzerinde bir bedel ödendiğini, Şirketin ve yetkilisi ... Abdiş’in davacıyı tanımadıklarını, iyi niyetli olarak taşınmazın edinildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ...; taşınmazların maliki olmadığını, davanın husumetten reddi gerektiğini, 1 parsel sayılı taşınmazın ... ...’tan bedeli karşılığında satın alındığını, 2 parsel sayılı taşınmazı da davacının kendisine sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın emaneten taşınmazı devrettiğini ve inanç sözleşmesi olduğunu ispatlayamadığı, yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı sunamadığı, inanç sözleşmenin ispatı bakımından tanık delilline dayanılamayacağı, davacı tarafın yazılı bir bilgi ve belgesinin olmadığını açıkça beyan ettiği, davacının hem inanç sözleşmesini hem borcu ödediğini ispatlayamadığı, davalı ...'e taşınmazın devrinde usulsüzlük ve yasaya aykırılık tespit edilemediğinden, tapu kayıtlarına güvenerek satın alan davalı şirket bakımından kötü niyetten bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince verilen karar hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden; dava konusu 24 24... parsel sayılı taşınmazı davacı ...’in 13.03.2009 tarihinde dava dışı ... ... ...’a satış suretiyle temlik ettiği, ... ...’nin de taşınmazı 08.10.2009 tarihinde davalı ...’e devrettiği, ...’in de taşınmazı 16.05.2012 tarihinde davalı Şirkete temlik ettiği; dava konusu 24 24... parsel sayılı taşınmazı davacı ...’in 27.08.2009 tarihinde davalı ...’e satış suretiyle devrettiği, ...’in de taşınmazı 16.05.2012 tarihinde davalı Şirkete temlik ettiği görülmektedir.

Hemen belirtmek gerekir ki, tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre 24 24... parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.

Davacı vekilinin 24 24... parsel sayılı taşınmaz yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Bilindiği üzere; inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, tarafların hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder.

Uygulamada inanç sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar 05.02.1947 tarihli, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı ile ilişkilendirilip, bu karar dayanak yapılmak suretiyle çözüme gidilmektedir. İnanç sözleşmesi olarak adlandırılan belgenin sözleşmeye taraf olanların veya inanılanın imzasını içermesi gereklidir. Bunun dışındaki bir kabul, hem İçtihadı Birleştirme kararının kapsamının genişletilmesi, hem de taşınmazların tapu dışı satışlarına olanak sağlamak anlamını taşıyacağından kendine özgü bu sözleşmelerle bağdaştırılamaz.

Anılan 05.02.1947 tarihli, 20/6 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca, inançlı işleme dayalı iddianın, şekle bağlı olmayan yazılı delille kanıtlanması gerekeceği kuşkusuzdur. Şayet, ispat külfeti kendisinde olan tarafın yazılı bir belgesi yok ise ancak taraflar arasında gerçekleştirilen mektup, banka dekontu, yazışmalar gibi birtakım belgeler var ise bunların delil başlangıcı sayılacağı ve iddianın her türlü delille kanıtlanmasının olanaklı hale geleceği sabittir. Delil başlangıcı sayılacak böylesi bir olgu da bulunmuyor ise iddia sahibinin son başvuracağı delilin karşı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu da şüphesizdir.

Öte yandan; inançlı işlem konusu olduğu iddia edilen mal, üçüncü kişiye devredilmişse, inançlı işlem konusu malın muvazaalı olarak devredildiği iddiası nedeniyle son kayıt maliki aleyhine (eldeki davada ikinci el) açılan davanın dinlenebilmesi için öncelikle davacı ile ilk el arasındaki temlikin inanç sözleşmesine dayalı olduğunun kanıtlanması gerektiğinden davanın, inanılana da yöneltilmesi veya ayrı bir dava açılması, açıldığı takdirde dava dosyasının birleştirilmesi düşünülmektedir. (Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2023 tarihli ve 2022/1-202 Esas, 2023/1138 Karar sayılı kararı).

Hâl böyle olunca; dava konusu 24 24... parsel sayılı taşınmaz yönünden ilk el durumundaki ... ...’nin davada yer almasının sağlanması yönünde davacıya imkan tanıması, sonrasında yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca davacı ile ... ... arasındaki temlikin inançlı olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, davacı tarafından ... ...’ye yapılan temlikin inançlı olduğunun saptanması durumunda, son kayıt malikinin TMK'nın 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanıp yararlanamayacağı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.

Davacı vekilinin temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerinde bulunduğundan kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davacı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davalılardan alınmasına, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/3522, K. 2026/352, T. 20.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-3522-e-2026-352-k-7599e2ec6c2d