Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4473 E. 2024/7475 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4473
Karar No
2024/7475
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2041 E., 2023/1935 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/132 E., 2023/205 K. Hasımsız olarak ... Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı Denetim Makamı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusu kabul edilmiş ve esas hakkında yeniden hüküm kurularak davan kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, denetim makamı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava dilekçesinde, ... Eğitim ve Yardımlaşma Vakfının, tescil edilen vakıf senedindeki malvarlığına ilişkin maddede yapılan değişikliğin tescili istenmiştir. İlk Derece Mahkemesince, Vakıf Kurucular Kurulu tarafından usulüne uygun olarak karar alındığı, vakıf yöneticisinin nüfus kayıtlarına göre Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu, yönetici olmasına engel oluşturacak nitelikte sabıka kaydının bulunmadığı, vakfın tescilinde sakınca bulunmadığı gerekçesi ile "davanın kabulü ile, ... 9. Noterliğinin, ... yevmiye numaralı, 23.02.2023 tarihli "Düzenleme Şekliinde Vakıf Senedi Tadili" ile kurulan K4721 sayılı TMK'nun 102. devamı madddeleri gereğince tesciline" karar verilmiştir. Denetim makamı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; Vakıf Yönetim Kurulu'nun 1 no.lu, 05.02.2023 tarihli alınan kararı ile vakıf senedinin tadiline karar verildiği ve ... 9. Noterliğinin 23.02.2023 tarihli ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vakıf senedi tadilinin tescilinin davacılarca talep edilmesinde vakıf kurucusu olduklarından hukuki yararlarının bulunduğu gerekçesi ile bu husustaki istinaf isteminin yerinde olmadığı, somut olayda vakıf senedi tadili tescilinin talep edildiği, vakfın kuruluş sermayesinin değiştirilmesine ilişkin yapılan değişikliklerin vakfın kuruluş senedine ve kurucu iradeye aykırı olmadığından ve değişiklik yapılması için inandırıcı ve makul bir gerekçe gösterildiğinden sözü edilen maddelerdeki tadilin (değişikliğin) tesciline karar verilmesinin hukuken yerinde olduğu ancak İlk Derece Mahkemesince vakıf senedi tadilinin tesciline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken yeni bir vakıf kuruluyormuş gibi vakfın tescili yönünde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile ... vekilinin istinaf talebinin bu yönden kabulüne karar verilerek İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun, HMK) 353/(1)-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle; "davanın kabulü ile; ... Eğitim ve Yardımlaşma Vakfının (METEV) ... 9. Noterliğinin 23.02.2023 tarihli ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vakıf senedi tadilinin (değişikliğinin) tesciline, kararın bir örneğinin Vakıflar Genel Müdürlüğüne tebliğine, Vakıflar Genel Müdürlüğünce tutulan merkezi sicile kaydına, bir suretininde İlk Derece Mahkemesinin vakıf sicil defterine işlenmesine" karar verilmiştir. Denetim makamı ... vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; dava konusu ... Eğitim ve Yardımlaşma Vakfının kuruluşu tamamlanan ve tüzel kişilik kazanan bir vakıf olduğu, artık vakfın kuruculardan ayrı bir tüzel kişiliği bulunduğundan senet değişikliği davasını vakfın yetkili organlarının açması gerekirken kurucuların dava açmasının vakıf senedine ve mevzuata aykırı olduğunu, açıklanan inceleme esnasına dikkate alınacak sair nedenler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Dava, vakıf senedinde yapılan değişikliklerin tescili istemine ilişkindir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucu; vakıf kurucu mütevelli heyetinin tamamının karar başlığında davacı olarak gösterildiği, İlk Derece Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu karar verildiği anlaşılmaktadır. 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 47. maddesine göre başlıbaşına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi toplulukları ve belli bir amaca özgülenmiş olan bağımsız mal topluluklarının, kendileri ile ilgili özel hükümler uyarınca tüzel kişilik kazanacağı, 48. maddesine göre tüzel kişilerin de cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehil oldukları, 49. maddesine göre kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanacakları, 50. maddesine göre ise organları aracılığı ile iradelerini açıklayıp, tüzel kişi organlarının hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokacakları düzenlenmiştir. Vakıf, 4721 sayılı Kanun'un 101. maddesi gereği gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğu olduğu; 102. maddesine göre ise vakfın, yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanacağı belirtilmiştir. Şimdi bu nokta da, 6100 sayılı Kanun'un 114. maddesinde dava şartları arasında sayılan; taraf ve dava ehliyeti, dava takip yetkisi, davada temsil kavramları üzerinde durulmalıdır: Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme ile ilgili olup, 6100 sayılı Kanun'un 50. maddesi gereği medeni haklardan istifade hakkı bulunan her gerçek ve tüzel kişi bir davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. Dava ehliyeti ise kişinin kendisinin veya yetkili kılacağı bir vekil aracılığı ile bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme yetkisi olup, 6100 sayılı Kanun'un 51. maddesi gereği dava ehliyeti medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirlenecektir. Buna göre medeni hakları kullanma (fiil, eylem) ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. Davayı takip yetkisi, 6100 sayılı Kanun'un 53. maddesi gereği, davayı yürütebilme ve talep sonucunda belirtilen hakkın ya da hukukî ilişkinin esası hakkında hüküm alabilme yetkisini ifade etmekte olup, kanunda belirtilen istisnaî durumlar dışında, maddî hukuktaki tasarruf yetkisine göre kişinin davayı takip yetkisi olup olmadığı belirlenecektir. Kişi kendi adına dava açtığında yani dava konusu hak ya da hukuki ilişkinin tarafı olduğunu iddia ettiği anda davayı takip yetkisine de sahip olacaktır. Ancak kendi adına değil de bir üçüncü kişi adına hak talep ettiğinde davayı takip yetkisi olmayacaktır. Dava takip yetkisi taraf sıfatından farklı olup sıfat, tarafın maddi hukukta düzenlenen alacaklı, mirasçı, malik olma niteliğine ilişkindir. Buna karşılık dava takip yetkisi yargılamanın kim tarafından yürütüleceği sorusunun yanıtıdır. Bu bakımdan, davanın yürütülmesi ve karara ulaşılmasındaki süreç dava takip yetkisini, bu sürecin sonucunda maddî hukuka yönelik sonuç sıfatı karşılar. Yani, dava takip yetkisi usûlî, sıfat ise maddî hukukla bağlantıyı ifade eder. (Pekcanıtez H., Atalay, O./Özekes, M.: Medeni Usûl Hukuku, Ankara 2011, s.211). Davada temsil, 6100 sayılı Kanun'un 71. maddesi gereği dava ehliyeti bulunan herkes, davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabilir ve takip edebilir. Temsilci davanın tarafı olmayıp taraf adına hareket eden kişidir. 6100 sayılı Kanun'un 52. maddesi gereği tüzel kişiler yetkili organları tarafından temsil edilebilecek olup iradi temsil olarak adlandırılan vekil aracılığı ile temsilde ise davanın tarafı, seçtiği bir vekil aracılığı ile dava açabilir ve davayı takip edebilir. Somut uyuşmalıkta, senet değişikliği davasında davacı sıfatı, vakfın mütevelli heyetine ait olmayıp bizatihi tüzel kişi olan vakfın kendisine aittir. Dolayısı ile incelemeye konu davada "... Eğitim ve Yardımlaşma Vakfı"nın davacı sıfatına haiz olduğu, vakıf senedi dosya kapsamında mevcut olmadığından temsil yetkisinin kim yada kimlere ait olduğu denetlenmeden işin esası hakkında karar verilmiş olması, 2. Vakfın kuruluşundan incelemeye konu dava tarihine kadar bütün değişiklikleri de gösterecek şekilde, vakfa ait asıl ve değişiklik senetlerinin tescile dair mahkeme kararları ile birlikte Vakıflar Genel Müdürlüğünden, tesciline karar verilen ... 9. Noterliğinin 23.02.2023 tarihli ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vakıf senedi tadiline dayanak olan vakıf yetkili organ kararı, hazirun cetveli ve dayanak belgeler getirtilerek vakıf senedinde değişiklik yapılmasına dair toplantıya usulüne uygun çarı yapılıp yapılmadığı, toplantı ve karar yeter sayısının mevcut olup olmadığı denetlenmeden eksik araştırma ve inceleme sonucu karar verilmesi, 3. 4721 sayılı Kanun'un "Amacın ve malların değiştirilmesi" başlıklı 113. maddesinin 3. fıkrasına göre; "amaca özgülenen mal ve hakların daha yararlı olanları ile değiştirilmesini veya paraya çevrilmesini haklı kılan sebepler varsa mahkeme, vakfın yönetim organı veya denetim makamının başvurusu üzerine diğerinin yazılı görüşünü aldıktan sonra gerekli değişikliğe izin verebilir." düzenlemesi ile birlikte 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) "Vakıfların mal edinmesi, akar cinsinden olan malların değiştirilmesi" başlıklı 12. maddesinin 1. fıkrası gereği vakıfların; mal edinebilecekleri ve malları üzerinde her türlü tasarrufta bulunabilecekleri; aynı maddenin 3. fıkrası gereği ise; yeni vakıfların, başlangıçta özgülenen mal ve haklarının, vakıf yönetiminin başvurusu üzerine, haklı kılan sebepler varsa, denetim makamının görüşü alınarak mahkeme kararı ile daha yararlı olanları ile değiştirilebilir veya paraya çevrilebilirler. Hem 4721 sayılı Kanun'un 113. maddesi hem de 5737 sayılı Kanun'un 12. maddesi gereği yeni vakıfların başlangıçta özgülenen mal ve haklarının değiştirilebilmesi için haklı neden, vakıf yönetim organın başvurusu ve denetim makamının görüşü alınarak mahkemece değiştirilebileceği, 5737 sayılı Kanun'da 4721 sayılı Kanun'daki düzenlemeye ilaveten değişikliğin mahiyeti açıklanmış ve başlangıçta özgülenmiş olan mal ve hakların daha yararlı olanları ile değiştirilebileceği veya paraya çevrilebileceği belirtilmiştir. Somut olayda vakfın kuruluş senedi 7. maddesine göre vakfın kuruluş mal varlığının 10.000,00 TL nakit ve tapusu ... adına kayıtlı ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 24 pafta, 309 ada, 2 parsel numarasında kayıtlı bulunan 110/1120 arsa paylı, 2. kat, 4 bağımsız bölüm numaralı daire niteliğindeki taşınmaz olduğu belirtilmiş ve bu şekilde vakıf senedi tescil edilerek vakıf tüzel kişilik kazanmıştır. Buna göre öncelikle vakıf yönetim organın başvusu üzerine denetim makamı Vakıflar Genel Müdürlüğünün de görüşü alınarak başlangıçta vakfa özgülenmiş olan 309 ada, 2 parsel numarasında kayıtlı bulunan 110/1120 arsa paylı, 2. kat, 4 bağımsız bölümün değiştirilmesi için haklı neden olup olmadığı üzerinde durularak; iş bu bağımsız bölümün arsa payı ile birlikte vakıf adına tapuya tescilinin mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalı, bunun mümkün olmaması halinde bağımsız bölüm ile arsa payının güncel değerinin tespit ettirilerek bu bedelin vakıf adına depo ettirilmesinden sonra vakıf senedinde bu yönde değişiklik yapılması için yetki ve süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 4. Kabule göre de; duruşma yapmadan karar verilebilmesi için, hukuken bunun mümkün olması gerekir. Başka bir anlatımla, ancak hukukun cevaz verdiği hallerde duruşma açmadan dosya üzerinden karar verilebilir (Örneğin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları gibi) veya kanunun duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesinde hakime takdir hakkı tanındığı hallerde dosya üzerinden karar verilebilir (Örneğin İİK.nun 17-18. maddelerinde öngörülen şikayet başvurusu gibi). Kanun'un açıkça duruşma açılarak yargılama yapılmasını emrettiği hallerde dosya üzerinden karar verilemez. Bilindiği üzere HMK'nin hukuki dinlenme hakkı başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Hukuki dinlenme hakkının gereği olarak, taraflar duruşmaya çağrılmadan hüküm verilememesi, Anayasa'nın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının da en önemli unsurudur. Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan Anayasa'nın 36. maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece, davalı taraf dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, İlk Derece Mahkemesince duruşma açılmak suretiyle inceleme yapılması gerekirken, dosya üzerinden inceleme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru değil ise de Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden karar verilmiş olması durumu değerlendirilmeden İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmuş olması nedeni ile bu husus bozma nedeni yapılmamış hatalı uygulamaya değinilmekle yetinilmiştir. Yukarıda ilk üç bentte sayılan nedenlerle Denetim Makamı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 37. maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 7531 sayılı Kanun'un 20. maddesi uyarınca Vakıflar Genel Müdürlüğünden harç alınmasına yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden Vakıgflar Genel Müdürlüğüne iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/4473, K. 2024/7475, T. 12.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-4473-e-2024-7475-k-494cee150a64