Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/14845 E. 2026/8402 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2025/14845
Karar No
2026/8402
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/122 Esas, 2025/978 Karar SUÇ : Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama HÜKÜM : Direnme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Konya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.11.2025 tarihli ve 2025/122 Esas, 2025/978 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 06.01.2025 tarihli ve 2022/5560 Esas, 2025/7 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307/4. maddesi uyarınca Dairemize gönderildiği belirlenmekle; Konya 11. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen direnme kararının; yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin direnme kararını temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Yargıtay Bozma İlâmı Konya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.04.2022 tarihli ve 2021/958 Esas, 2022/346 Karar sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından verilen kararın Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi sonrasında, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 06.01.2025 tarihli ve 2022/5560 Esas, 2025/7 Karar sayılı kararı ile hükmün; özetle, eksik araştırma ile beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olması ve mahkumiyet kararı verilmesi halinde basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gerekçeleriyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. Yargıtay Bozma İlâmından Sonraki Yargılama Süreci Konya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.11.2025 tarihli ve 2025/122 Esas, 2025/978 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 307/4. maddesi uyarınca önceki hükümde direnilmesi ile sanık hakkında halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Sanığın savunmalarının doğruluğu araştırılmadan beraat kararı verilmesinin ve direnme kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 26.11.2013 tarihli ve 2013/50 Esas, 2013/525 Karar sayılı, 10.09.2025 tarihli, 2022/160 Esas, 2025/327 Karar sayılı kararlarına ve süreklilik kazanmış uygulamalarına göre, şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi; ilk kararda yer almayan ve Daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak suretiyle verilen karar; özde direnme niteliğinde olmayıp, Yargıtay bozma ilamına eylemli uyma sonucu verilen yeni bir hükümdür. Bu itibarla; Dairemizin bozma ilamı üzerine, Mahkemece bozma ilamının gerekçesine atıfta bulunularak, yeni bir hüküm gerekçesi yazılarak gerekçenin genişletilmiş olduğunun görülmesi karşısında, Mahkemenin son uygulaması özde direnme kararı niteliğinde olmayıp, "yeni hüküm" niteliğinde olduğundan, direnme kararının "yeni hüküm niteliğinde olduğu" olarak kabul edilerek Dairemizce yapılan incelemede; Ceza muhakemesinin amacı maddi gerçeğe ulaşmak olup, bu amacın gerçekleştirilmesi bakımından kovuşturma aşamasında mahkemenin "kendiliğinden araştırma ilkesi" çerçevesinde hükme etkili olabilecek delilleri toplama ve eksik araştırmaları giderme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu nedenle, soruşturma evresinde eksik bırakılan araştırmaların kovuşturma aşamasında tamamlanamayacağı ve mahkemenin bu konuda herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığı yönündeki kabul isabetli değildir. Kaldı ki, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi, ulaşılması mümkün tüm deliller toplandıktan ve gerekli araştırmalar eksiksiz biçimde yapıldıktan sonra ortaya çıkan ve giderilemeyen kuşku hâllerinde uygulanabilir. Araştırılması mümkün deliller toplanmaksızın veya bozma ilamında gösterilen eksiklikler giderilmeksizin oluşan kuşkunun sanık lehine değerlendirilmesi ceza muhakemesinin temel ilkeleriyle bağdaşmaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 18.06.2025 tarihli ve 2023/11-540 Esas, 2025/264 Karar sayılı kararında özetle; yerel mahkemenin re’sen delil toplama görevinin ve yetkisinin bulunup bulunmadığı ve toplanan delillerin işin esası hakkında karar verilmesine yeterli olup olmadığına ilişkin incelemede, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, adaletin tesisi, ihlal edilen hakkın yeniden ikamesi ve bozulan toplum düzeninin inşası için yargılama merciinin, soruşturma aşamasında toplanan delillerle yetinmeyip, gerekli ve zorunlu olunan hallerde talep üzerine veya re’sen de araştırma yapıp delil toplayabileceği belirtilerek, ilk derece mahkemesi tarafından eksik araştırma ile hüküm kurulması sebebiyle bozma kararı verilmiştir. Bu kararda izah edildiği üzere, eksik araştırma ve soruşturmaya dayalı mahkûmiyet kararı verilmesi kadar beraat kararı verilmesi de hukuka aykırıdır. Çünkü ceza muhakemesinin amacı somut gerçeğin ortaya çıkarılması için yeterli araştırma yapılması ilkesine dayanır. Bu nedenle hükmün kesinleşinceye kadar inceleme olanağı bulunan delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekir. Başka bir ifadeyle, ceza sorumluluğu esaslarına uygun bir hüküm kurulabilmesi ve adaletin gerçekleştirilebilmesi için, öne sürülen ve olaya ışık tutabilecek nitelikteki tüm delillerin ve belgelerin duruşmada tartışılması ve hükümde değerlendirilmesi zorunludur. (Erdal Yerdelen, Ceza Muhakemesinde Hükmün Gerekçesi, Adalet Yayınevi, Mart 2015, s. 356). 1. Oluş, tüm dosya kapsamı, sanığın aşamalarda değişmeyen sosyal medya hesabının çalındığına dair savunmaları birlikte değerlendirilmiştir. Somut olayda; sanığın aşamalarda değişmeyen savunmaları yargılamaya konu edilen paylaşımların yapıldığı sosyal medya hesabının çalındığına ve söz konusu paylaşımları kendisinin yapmadığına ilişkindir. Bu nedenle; gerçeğin tereddüte mahal vermeyecek şekilde tespiti için Twitter Türkiye Temsilciliğinden bahse konu Twitter hesabının kim tarafından kullanıldığının, hesaba erişildiğindeki zaman bilgisinin (yıl, ay, gün, saat, dakika, saniye zaman dilimi) ve IP numarası ile, IP verisinden kişinin hangi ISP (Turkcell, TTnet v.b.) olduğunun sorulması, ISP, IP ve zaman bilgisi ile IPS'de bulunan abone bilgilerinin temini, bunun mümkün olmaması halinde ise, suça konu paylaşımların yapıldığı telefon bilgisayarın IP numarasının kime ait olduğunun, suç tarihinde kim tarafından kullanıldığının ilgili kurum, şirket ve internet sağlayıcılardan talep edilerek tespit edilmesi, gerektiğinde uzman bilirkişiden rapor alınması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde eksik araştırmayla hüküm kurulması hukuka aykırıdır. 2. (1) numaralı bozma nedenine göre; sanık hakkında basit yargılama usulünün tartışılması gerektiği gerekçeleriyle hükmün bozulması gerekmiştir.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Konya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.11.2025 tarihli ve 2025/122 Esas, 2025/978 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a. maddesi uyarınca Konya 11. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2025/14845, K. 2026/8402, T. 15.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2025-14845-e-2026-8402-k-cd255951e574