Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/989 E. 2026/2198 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/989
- Karar No
- 2026/2198
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1200 E., 2025/1787 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/40 E., 2024/78 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı-karşı davalılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu 11 85... parsel ile 11 86... parsel sayılı taşınmazların maliklerinin ..., ... ... ve ... olduğunu, tapu kayıt maliki ve davacıların mirasbırakanı ...'ın öldüğünü ve geriye davacıları mirasçı bıraktığını, dava konusu 2 parça arsa üzerine davacıların murisi ... tarafından disko, müzikhol ve müştemilatları, mermer atölyesi, teşhir salonu vb. muhdesatları inşa ettiğini ve 14.09.1988 tarihinden itibaren 3. kişilere kiraya verilmek suretiyle tasarruf edildiğini, murisin ölümünden sonra çocuklarının tasarruf etmeye devam ettiklerini, ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/1124 Esas sayılı dosyasıyla ortaklığın giderilmesi davası açıldığını belirterek, davacıların mirasbırakanları tarafından inşa edilen muhdesatın tümünün davacılara ait olduklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı-karşı davacılar cevap dilekçesinde; taraf teşkilinin sağlanmadığını, muhdesatın kim tarafından, hangi tarihlerde, hangi gelirlerle, kimin adına ve hesabına yaptırıldığının kesin delillerle belgelendirilemediğini, dava konusu arsa niteliğindeki taşınmazların davacıların murisi ... tarafından boş olarak kiraya verildiğini, muhdesatın ise bahse konu arsanın ilk kiracıları tarafından inşa edildiğini, davacılar tarafından dosyaya sunulan 2021/1 ve 2021/2 dönemlerine ait yatırılan vergi makbuzları ile önceki yıllarda akdedilen kira sözleşmeleri, davaya konu muhdesatın, davacıların murisi ... tarafından inşa edildiğini göstermediğini, davaya konu muhdesatın kaçak ve ruhsatsız olduğunu, ruhsatsız binaların mülkiyetinin tespitinin mümkün olmadığını, davacılar-karşı davalıların davasının reddini savunmuş, karşı davasında özetle; davaya konu muhdesatın niteliği gereği işyeri olarak kullanıldığından kira geliri getirdiğini, davacıların da hukuki semerelerinden faydalanmak suretiyle muhdesatı haksız şekilde işgal ettiklerini kabul ettiklerini, davaya konu muhdesatın hukuki semere elde edilen yerlerden olması nedeniyle yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca intifadan men koşulunun aranmadığını, davacı-karşı davalıların, murislerinden intikal eden taşınmazların üzerindeki muhdesatı, müvekkillerine haber vermeksizin, pay ve paydaş çoğunluğu sağlanmaksızın dava dışı 3. kişilere kiraya verdiğini, müvekkillerinin mülkiyet hakkının ihlal edildiği noktasında uyuşmazlığın bulunmadığını belirterek, belirsiz olan alacağın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik geriye dönük son 5 yıla ait haksız işgal tazminatının her kullanım dönemi için belirlenen ecrimisil alacağına dönemsel tahakkuk tarihlerinden geçerli olmak üzere yasal faiziyle birlikte 5.000,00 TL'sinin davacı-karşı davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı-karşı davalıların muhdesatın tespiti talebi yönünden, davaya konu taşınmazlarda bulunan muhdesatın muris ... tarafından yapıldığına ilişkin iddialarının ispatlanamadığından davanın reddine, davalı-karşı davacıların ecrimisil talebi yönünden, hem davacıların dava dilekçesinde işbu yapılara ilişkin kiraların davacılar tarafından toplandığının belirtilmesi hem de davacılar karşı davalıların tanıklarınında bu yönde beyanda bulunduğu göz önüne alınarak davalılar karşı davacıların ecrimisil yönünden davalarının kabulüne, davalı-karşı davacıların ecrimisil alacağına ilişkin davalarının kabulü ile 89.843,00 TL'nin 5.000,00 TL'sine karşı dava tarihi olan 18.03.2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacı karşı davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davalı karşı davacılara verilmesine, kalan 84.843,00 TL'nin ise tamamlama harcının yatırıldığı tarih olan 26.01.2024 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacı-karşı davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalı karşı davacılara verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı-karşı davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 1. Dava konusu olan ve tek parsel niteliğinde bulunan taşınmazı kendi aralarında yapmış oldukları harici taksime göre tasarruf etmeye başlayarak, tasarruflarını sürdürmüş olmalarına rağmen bu hususun dikkate alınmadığını, kendisine ayrılan kısma muhdesat yaparak kullandığını, bu hususu bildikleri için diğer hissedarların karşı çıkmadığını, 2. Emlak beyannamesi ile dava konusu taşınmaz üzerine inşa ettirdiği muhdesatla ilgili bina beyannamesi vererek, bina vergilerini de ilgili belediyeye ödemek suretiyle dava konusu taşınmaz üzerindeki muhdesatların davacıların mirasbırakanları tarafından yapılmış olduğunun resmi beyannamelere dayanan yazılı delil ile kanıtlanmış olduğunu, 3. Muhdesatın kiralayan nam ve hesabına yapılmış olduğunun dikkate alınmadığını, 4. Ecrimisil talebinin kabulüne dair istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada muhdesatın tespiti, karşı davada ecrimisil istemine ilişkindir. 1. Davacı-karşı davalılar vekilinin asıl dava yönünden temyiz itirazları incelendiğinde; Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-karşı davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Davacı-karşı davalılar vekilinin karşı dava yönünden temyiz itirazları incelendiğinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanun'un 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 44. maddesiyle 6100 sayılı Kanun'a eklenen ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren "Parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. madde hükmü uyarınca, 362. maddedeki parasal sınırların her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılacağı ve parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı belirtilmiştir. 04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesiyle 6100 sayılı Kanun'un "parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "hükmün verildiği" ibaresi "davanın açıldığı" şeklinde değiştirilmiş, değişiklik Kanun'un Resmi Gazete'de yayımı tarihi olan 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Somut olaya gelince eldeki davada; Bölge Adliye Mahkemesince 18.12.2025 tarihinde nihai kararın verildiği ve bu tarih itibariyle usul işlemlerinin tamamlandığı, 7550 sayılı Kanun'la getirilen davanın açıldığı tarihteki parasal sınırların uygulanacağına ilişkin düzenlemenin 04.06.2025 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girdiği dikkate alındığında, yeni düzenlemenin eldeki davaya uygulanacağı, kesinlik sınırının tespitinde dava tarihi olan 2022 yılındaki 107.090,00 TL değerindeki parasal sınırın esas alınması gerektiği anlaşılmıştır. Tüm bu açıklamalar ışığında, dosya içeriğine göre hüküm altına alınan toplam miktar 89.843,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin dava tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kalmaktadır. VI. KARAR 1.V.B.2'de açıklanan sebeplerle; davacı-karşı davalılar vekilinin karşı dava yönünden temyiz dilekçesinin miktar nedeniyle REDDİNE, 2.V.B.1'de açıklanan sebeplerle; davacı-karşı davalılar vekilinin asıl dava yönünden temyiz itirazlarının reddi ile, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Fazla alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.