Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/2002 E. 2026/2715 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2002
Karar No
2026/2715
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1501 E., 2024/2351 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/440 E., 2024/281 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 9 75... (Eski parsel no: 33) parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, bu taşınmazın 1.435,45 m²'sinin 11.05.2001 tarihinde müvekkili tarafından bedelsiz olarak yola terk edildiğini, yolun 21 yıldan fazla süredir imar planında bulunmasına rağmen İdarece hiçbir eylemde bulunulmadığını, ilgili imar çalışmasının uygulanmadığını, ayrıca iş bu taşınmazda müvekkil tarafından yol için tapuda bedelsiz olarak ferağı verilen kısımla ilgili olarak, o yıllarda davalı kurum yetkilileri ile yapılan görüşmelerde bu kısmın bedelsiz terkin edilmemesi durumunda taşınmaz üzerine yapılacak yapılarla ilgili işyeri ruhsatının verilmesinin imkansız olacağı, ancak bu kısım bedelsiz terkin edilirse işyeri ruhsatının verileceğinin taahhüdü verilmesi neticesinde davacı tarafından yola terk için ferağ işlemi yapıldığını iddia ederek dava konusu taşınmazda yola terk edilen kısmın iptali ile davacı adına tesciline olmazsa tespit edilecek değerinin davalıdan tazminine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işlemin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "... dava konusu yer her ne kadar rızaen yola terk edimiş ise de yola terk işleminin yapıldığı taşınmazın imar bilgisinin sorulduğu; Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi'nin 16.10.2023 tarihli müzekkere cevabında dava konusu yerin meri 1/5000 ölçekli nazım imar planında ticaret alanı olarak kaldığının belirtildiği, bu nedenle davacının taşınmazında yapılan imar uygulamasının hukuki ve idari dayanağının kalmadığı, bu nedenle davacının davasını açmakta hukuki yararının bulunduğu, yapılan inceleme neticesinde hukuki dayanağı kalmayan işleme ilişkin davacının davasını ispat ettiği " gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "... dava konusu taşınmazın (eski 9 75... parsel) 2.888,23 m² yüzölçümü ile 1/2 hiseli olarak ... oğlu ... adına kayıtlı iken ölümü üzerine mirasçıları..., ... , ... ve ... adına intikalen tescil edildiği, ... ' ın kendi adına asaleten..., ... ve ... adına vekaleten taşınmazın 1435,45 m²' lik kısmının bedelsiz olarak yola terk edilmesini talep ettiği, bu doğrultuda Kahramanmaraş Belediyesinin 10.04.2001 tarihli 1093 sayılı Encümen kararı ile taşınmazın 1435,45 m²' lik kısmının bedelsiz yola terkinin kabulüne dair karar alındığı ve taşınmazın 1435,45 m²' lik kısmının 11.05.2001 tarih ve 1660 yevmiye numaralı işlemi ile tapudan bedelsiz terk edildiği,2942 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi uyarınca imar düzenlemesi sırasında malikinin muvafakati ile yol, yeşil alan ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan alan için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamayacağı ve karşılığının da istenemeyeceği gibi; Anayasa Mahkemesinin 07.09.2021 tarihli ve 2017/22268 başvuru numaralı kararı da dikkate alındığında davacının kendi isteği ile yapılan işlemden elde ettiği menfaat de gözetilerek dava konusu taşınmazın 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 15. ve 16. maddeleri uyarınca tapudan bedelsiz terk edilen 1435,45 m²' lik kısmına ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin bulunmadığını, 2. 2001 tarihinde dava konusu yerin davacı tarafından yola terk edildiğini, davalı İdarece yaklaşık 21 yıldır hiçbir işlem yapılmadığını, 3. Anayasa, Avrupa insan Hakları Sözleşmesi ve Türk Medeni Kanunda mülkiyet hakkının korunduğunu, verilen kararın mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, 4. İmar planının uygulama süresinin 5 yıl olduğunu, bu sürenin 4 katı kadar süre geçtiğini bu hususun bile başlı başına iade sebebi olduğunu, 5. Kamusal yarar ile bireysel yarar dengesinin davacı aleyhine bozulduğunu, 6. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 23. maddesinin dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, imar planı gereğince bedelsiz olarak kamusal alana terk edilen yer ile ilgili tescil olmazsa tazminat istemine ilişkindir. 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/2002, K. 2026/2715, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-2002-e-2026-2715-k-caa133834fd0