Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/79 E. 2026/1004 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/79
- Karar No
- 2026/1004
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1205 E., 2025/1725 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2025/159 E., 2025/756 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı asil ... ve vekili Avukat ... ile davalı ... İml. Tic. Ltd. Şti vekili Avukat ..., fer'i müdahil ... Yapı İnş. A.Ş. vekili Avukat ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili firmanın boya imalatçısı olduğunu, davalının ise İstanbul 3. Havaalanı inşaatının müteahhidi olan ... Yapı'nın tüm alım satım işlerini takip eden bir firma olduğunu, bu kapsamda taraflar arasında gönderilen elektronik posta ve telefon yazışmaları ile havaalanı inşaatında kullanılmak üzere renklendirilip hazırlanan boya ürünlerinin satışı konusunda anlaşmaya varıldığını, hazırlanan ürünlerin kamyona yüklenerek davalının bildirdiği adrese sevk edildiğini, ancak davalının herhangi bir gerekçe göstermeden siparişi iptal ettiğini, ürünleri teslim almadığını, bu ürünlerin başka bir yerde kullanılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin zarara uğratıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 101.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah yoluyla talebini 1.678.080,00 TL'ye arttırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ... Yapı firmasına danışmanlık ve mühendislik hizmeti verdiğini, söz konusu firma adına sözleşme yapma ve sipariş verme yetkisi bulunmadığını, havalimanı inşaatının boya işleri için ihale açan firmanın ... Yapı olduğunu, davacının da bu ihale nedeniyle başvuru yaptığını, dolayısıyla husumetin müvekkiline yöneltilemeyeceğini, öte yandan, taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisi kurulmadığını, boya seçimi, miktarı ve fiyatı konusunda nihai bir anlaşmaya varılmadığını, gönderilen elektronik postaların ve diğer yazışmaların teklif mahiyetinde olduğunu, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki yazışmalardan sözleşme ilişkisinin kurulduğunun anlaşıldığı, davacının ürettiği boya ürünlerini davalının bildirdiği adrese gönderdiği, bu ürünlerin başka bir işte kullanılmasının mümkün olmadığı, siparişin iptali nedeniyle davacının uğradığı zararların giderilmesi gerektiği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile 591.067,70 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, taraf vekilleri ile fer'i müdahil vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile husumetin davalıya yöneltilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, taraflar arasındaki yazışma içeriklerinin, feri müdahilin özel boya hazırlanması ve satışına ilişkin sözleşmeye onay verdiği hususunun davalı tarafından davacıya bildirildiğinin ispatı yönünden yazılı delil başlangıcı niteliğinde olmadığı, dolayısıyla bu konudaki tanık beyanlarının da dikkate alınamayacağı, kaldı ki bu onayın verildiği hususunun davacıya bildirildiği kabul edilse bile davalının fer'i müdahil adına sözleşme yapma yetkisi bulunmadığı, yetkisiz temsilci olduğu, davalının fer'i müdahil adına yetkili olduğuna ilişkin davacıya bir belge ibraz etmediği, basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacının, davalının yetkisiz olduğunu bilmesi gerektiği, dolayısıyla bu sözleşmeye fer'i müdahil tarafından onay verilmemesi halinde oluşacak zarardan davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, davacının kendi kusuru ile oluşan zarara katlanması gerektiği, kaldı ki davacının söz konusu ürünleri ile ilgili bir delil tespiti yaptırmadığı, ürünler imha edilmeden önce numune alınmadığı, sadece tanık beyanlarının özel üretim yapıldığının ancak davalı tarafça teslim alınmaktan edildiğinin ispatı için yeterli olmadığı gibi ürünlere ait olduğu ileri sürülen fotoğrafların da yeterli olmadığı, bu durumda davacının zarara uğradığı yönündeki iddiasını da ispat edemediği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı ve fer'i müdahil vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Dosyaya sundukları elektronik posta ve telefon yazışmalar ile sözleşme ilişkisinin kurulduğunun açıkça ortaya konulduğunu, müvekkilinin davalının açık onay ve acil talimatına güvenerek ürünleri hazırladığını ve bildirilen adrese sevk ettiğini, davalı tanıklarının da siparişin iptal edildiğini beyan ettiklerini, bilirkişinin sözleşme ilişkisinin kurulduğunu açık ve net olarak tespit ettiğini,
b. TBK'nın 47. maddesi uyarınca, yetkisiz temsilcinin işlemin geçersiz olmasından doğan zararı gidermekle yükümlü olduğunu, bu sorumluluktan kurtulabilmesi için karşı tarafın kendisinin yetkisiz olduğunu bildiğini veya bilmesi gerektiğini, ispat etmesi gerektiğini, mahkemece müvekkilinin basiretli bir tacir olduğu genel varsayımından yola çıkarak bu ispat yükünü müvekkiline yüklediğini, davalının, fer'i müdahil ... Yapı'nın temsilcisi gibi hareket ettiğini, onun adına pazarlık yaptığını, bu görünümü yarattıktan sonra yetkim yoktu savunmasında bulunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, müvekkilinin iyiniyetinin korunması gerektiğini,
c. Sözleşme görüşmelerinde oluşan ... sorumluluğu esaslarına göre de davalının sorumlu tutulması gerektiğini,
d. Müvekkilince zararın ispat edildiğini, bilirkişi raporunda üretilen bu ürünlerin başka bir işte kullanılmasının mümkün olmadığının tespit edildiğini, tehlike arz eden kimyasal ürünlerin imha edildiğini, tanık beyanları, yazışmalar ve bilirkişi raporu ile zararın ispat edildiğini, mutlaka delil tespiti yaptırılması gerekmediğini, maddi vakaların her türlü delil ise ispatının mümkün olduğunu,
e. İlk Derece Mahkemesince dava alacak davası olarak nitelendirilerek dava tarihindeki kur üzerinden tazminata hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, müvekkilinin zararının giderilebilmesi için kararın döviz cinsinden vaya karar tarihine en yakın güncel TL karşılığı üzerinden hüküm kurulması gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında kurulduğu iddia edilen ... sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davaca tarafça zarar iddiasının yasal delillerle ispat edilmemiş olmasına göre, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dairemizdeki duruşmada vekili hazır bulunan davalı yararına takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.