Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/380 E. 2026/503 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/380
Karar No
2026/503
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1596 E., 2025/733 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2023/648 E., 2023/976 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ..................Anadolu Konut San. A.Ş. ile 27.06.2006 tarihli satış sözleşmesi ile villa satışı yapıldığını, satış bedelinin ödendiğini, dava dışı şirket ile davalı arsa sahipleri arasında 14.10.2005 tarihli Hasılat Paylaşımlı Konut Yapım Sözleşmesi Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalandığını, ödemenin adi ortaklığa yapıldığını, inşaatın %10 seviyesinde olup, villanın teslim edilmediğini ileri sürerek denkleştirici adalet kuralı gereği davalılara ödenen 120.600,00 TL'nin alım gücünün, ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılarak davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taleplerin aynı mahkemenin 2021/874 Esas sayılı dosyasında da ileri sürüldüğünü, anılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek kesinleştiğini, bu itibarla eldeki davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davalılar yönünden husumet bulunmadığını, davanın adi ortaklık iddiasına dayalı olarak açıldığını ve adi ortakların zorunlu dava arkadaşı olmalarına rağmen davanın yalnızca davalılara yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, somut olayda yüklenici şirketlerin edimlerini ifa etmediklerini ve davalıların da bu durumdan mağdur olduklarını, davalılar ile dava dışı yükleniciler arasında adi ortaklık ilişkisi bulunmadığını, davalılar hakkında açılan ceza davasında beraat kararı verildiğini, davacının iddialarını ispat edemediğini ve avans faizi talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda; davacının davalılar aleyhine aynı dava konusu ve taleple 27.12.2012 tarihinde dava açtığı, bu tarih itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı, dava açılmasıyla zamanaşımı kesilmiş ise de Yargıtay bozması sonrası aynı mahkemenin 2021/874 Esasıyla devam eden yargılamada davanın takip edilmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilerek bu kararın 13.03.2023 tarihinde kesinleşmesiyle HMK’nın 150/7. maddesi uyarınca davanın açılmasına bağlı tüm sonuçların ve zamanaşımının kesilmesi halinin ortadan kalktığı, bu durumda zamanaşımı süresinin hiç kesilmemiş sayılarak 28.12.2022 tarihinde dolduğu, arabuluculuk başvuru tarihinin (11.04.2023) ve dava tarihinin (17.08.2023) zamanaşımı süresi geçtikten sonra olduğu, ayrıca TBK’nın 72. maddesine dayalı uzamış zamanaşımı koşullarının somut olayda bulunmadığı anlaşılmakla, davalılar vekilinin zamanaşımı defi yerinde görülerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde: a. Davalıların ağır kusurlu olduğunu, davalılar ve dava dışı yükleniciler arasındaki işlemlerin kasten gizlendiğini, müvekkile bilgi verilmediğini, bu nedenle uygulanacak zamanaşımının yanlış değerlendirildiğini, b. Sözleşmeden dönme iradesinin ilk defa davanın açıldığı tarih olan 27.12.2012 tarihinde ileri sürüldüğünü, TBK'nın 244/3. maddesinde yer alan 20 yıllık süre dikkate alınsa dahi zamanaşımının söz konusu olmayacağını, c. TBK'nın 72/1. maddesine göre uzamış zamanaşımın dikkate alınmadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taşınmaz satımı için ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca iadesi istemine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davacının tüketici olması nedeniyle peşin alınan harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2026/380, K. 2026/503, T. 12.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2026-380-e-2026-503-k-8b8e6f646ce7