Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/317 E. 2026/871 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/317
- Karar No
- 2026/871
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/934 E., 2025/1319 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İcra Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/632 E., 2025/320 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. ŞİKAYET Şikayetçi vekili dilekçesinde; müvekkili şirketin, ... İcra Dairesi'nin 2016/157198 Esas sayılı dosyasında şikayet dışı borçlu ...'ndan alacaklı olduğunu, ... İcra Dairesi'nin 2016/157198 Esas sayılı dosyasında ...'nun 293 ada, 26 parselde kayıtlı 4 no'lu bağımsız bölüm taşınmazına haciz işlendiğini, taşınmazın 06.12.2023 tarihli ihalede 619.000,00 TL bedelle satıldığını, 01.02.2024 tarihinde sıra cetveli düzenlendiğini, düzenlenmiş olan sıra cetvelinin ikinci sırasında ...'nün yer aldığını, ... Vergi Dairesi'nin borçlu ...'nun taşınmazına haciz koymasının sebebinin ...'nun ... Gıda San. ve Tic. A.Ş'nin yönetim kurulu başkanı olması olduğunu, şirket alacaklılarının, pay sahibinden doğrudan ya da dolaylı olarak kişisel herhangi bir talepte bulunamayacağını, ...'nün 28.06.20 12... sayılı haczi sebebiyle müvekkilinin alacağına kavuşamadığını beyanla şikayetin kabulü ile, sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Şikayet olunan vekili cevap dilekçesinde; şikayetin reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... Vergi Dairesi'nin 29.04.2025 tarihli yazı cevabı ile cevabi yazının ekindeki belgelerden ... Vergi Dairesi'nce önce borçlu şirketler hakkında takip başlatıldığı, borçlu şirketler hakkında yasal takip işlemlerin tamamlandığı ve takibin semeresiz kalması üzerine şirket ortak ve yöneticileri hakkında takip başlatıldığının anlaşıldığı, sıra cetveline esas satışı yapılan taşınmaz maliki Yüksel Bahadıroğlu'nun vergi borcu bulunan ... Petrol Ürünleri Tic. Ltd. Şti'nin %17 hisse ile ortağı olduğunun celp edilen ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığı, dolayısı ile şirketin vergi borcundan şirket hakkında başlatılan takibin semeresiz kalması nedeni ile ...'nun şirketteki hissesi nispetinde şahsi sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, celp edilen kayıtlar ile vergi dairenin cevabi yazıları ve takip dosyasından satış tarihi itibari ile ...'nun ... Vergi Dairesi'ne sıra cetvelinde ayrılan pay kadar ortağı olduğu şirketteki hissesi nispetinde vergi borcunun bulunduğunun anlaşıldığı, bu doğrultuda icra müdürlüğünce tanzim edilen şikayete konu sıra cetvelinde hukuka ve usule aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle sıra cetveline itiraza yönelik şikayetin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Şikayetçi vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, düzenlenen sıra cetvelinin ikinci sırasında ...'nün yer aldığını, ...’nün hacze iştirakine dayanak gösterdiği 100. madde cevabında, vergi alacağının asıl borçlusunun ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. olduğunun açıkça görüldüğünü, Vergi Dairesinin, borçlu ...’nun şahsi taşınmazına haciz koymasının gerekçesinin ise, anılan şahsın ... Gıda San. ve Tic. A.Ş’nin yönetim kurulu başkanı olmasından kaynaklandığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararının somut olay bakımından eksik ve hatalı olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca anonim şirket ortakları ve yöneticilerinin, kural olarak şirket borçlarından dolayı şahsi malvarlıklarıyla sorumlu olmadıklarını, pay sahibinin sorumluluğunun, yalnızca taahhüt ettiği sermaye payı ile ve şirkete karşı söz konusu olduğunu, şirketin üçüncü kişilere olan borçlarından dolayı pay sahibinin veya yöneticinin doğrudan şahsi sorumluluğu bulunmadığını, somut olayda, ...’nün alacağının, ... Gıda San. ve Tic. A.Ş.’ye ait olup; dava dışı borçlu ...'nun bu borcun asıl borçlusu olmadığını, ...’nun, sırf şirketin yönetim kurulu başkanı olması sebebiyle, şahsi taşınmazı üzerine haciz konulmasının ve bu haczin sıra cetvelinde öncelikli kabul edilmesinin, şahsi sorumluluğun istisnai niteliği ile bağdaşmadığını, ayrıca, ...’nün 28.06.2012 tarih ve 6454 sayılı haczinin, müvekkilin alacağına dayanak teşkil eden ... İcra Dairesi'nin 2016/157198 E. sayılı dosyada düzenlenen sıra cetvelinde dikkate alınmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, söz konusu haczin, şikayet dışı şirket borcuna ilişkin olup, borçlu ...’nun şahsi borcu kapsamında olmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Şikayet, sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Alacaklılar sıra cetvelinin bir suretinin kendilerine tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde sıra cetveline şikâyet yoluna başvurabilirler veya İİK'nın 142. maddesi gereğince sıra cetveline itiraz davası açabilirler. İcra İflas Kanun'un 141. maddesi uyarınca sıra cetvelinin birer sureti alakadarlara tebliğ edilir. Kendisine sıra cetvelinde yer verilmesi gerektiğini düşünen ancak sıra cetvelinde yer almamış olan veya sıra cetveli kendisine hiç tebliğ edilmemiş olan alacaklı, sıra cetvelinin içeriğini öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde sıra cetveline karşı şikayet yoluna başvurabilir. Bu hak kanunla ancak alacaklıya verilmiş olup, borçlunun dava açma hakkı yoktur. Sıra cetveline karşı koymak isteyen alacaklı, bu husustaki takip hukuku kurallarının yanlış uygulandığını iddia etmeyip, sıra cetveline alınmış olan bir alacaklının alacağının esasına veya miktarına itiraz etmek istiyorsa, o zaman sıra cetveline itiraz davası açması gerekir (..., s.390). Genel mahkemede açılan sıra cetveline itiraz davaları menfi tespit ya da tasarrufun iptali davaları gibi maddi hukuka dayalı davalar olup, bu davayı açan davacı davalı alacağının olmadığını ya da gösterilen tutarda bulunmadığını mahkeme kararı ile hüküm altına aldırmaktadır. Açıklandığı üzere; itiraz, alacağın esas ve miktarına yönelik ise dava yoluyla genel mahkemede (İİK m.142/1), yalnız sıraya ilişkin ise icra mahkemesinde (İİK m.142/son) ileri sürülmelidir. Somut uyuşmazlıkta ise şikayetçi alacaklı olduğu dosyada sıra cetvelinde yer verilen ... Vergi Dairesi alacağından dolayı borçlunun adı geçen alacaklıya borcunun olmadığı sıra cetvelinde bu alacaklıya hiç pay ayrılmaması gerektiğini iddia etmektedir. İİK'nın 142' nci maddesi gereğince davacı/şikayetçi aslında dava dışı borçlunun yönetim kurulu başkanı olduğu şirketin vergi borcundan dolayı şahsi malvarlığına gidilemeyeceği, hakkında yapılan takibin ve bu takibe dayalı alacağın sıra cetvelinde hiç yer olmaması gerektiği gerekçesiyle doğrudan alacağın varlığına itiraz etmekte olduğundan, itirazı alacağın sırasına ilişkin değildir. Alacağın yalnızca sıra cetvelindeki sırasına değil de varlık ve miktarına itiraz edildiği takdirde İİK' nın md. 142/1 hükmü gereğince davanın sıra cetveline itiraz davası olarak genel mahkemelerde görülmesi gerekirken, sıra cetveline şikayet olarak İcra Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması doğru görülmemiş ise de HMK'nın 353/1-a maddesi ve 362/c maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemelerinin görev ve yetkiye ilişkin kararlarının temyiz incelemesine tabi olmaması nedeniyle ayrıca her ne kadar dava itiraz yerine şikayet olarak sonuçlandırılmış ise de verilen karar red ile sonuçlandığından 6183 sayılı Yasa'nın mükerrer 35. maddesi gereğince limited şirket yöneticilerinin, şirket hakkındaki takibin semeresiz kalması nedeniyle şahsi malvarlığı ile sorumlu tutulmalarının usul ve yasaya uygun olması nedeniyle talep itiraz olarak görülse dahi sonuç yine talebin reddine şeklinde tezahür edeceğinden, talebin kabul edilmemesi nedeniyle şikayetin kabulüne ilişkin hüküm sonuçları ile itirazın kabulüne ilişkin hüküm sonuçlarının farklılığının somut olayda söz konusu olmaması nedeniyle anılan hususlar bozma nedeni yapılmamıştır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, yargılama şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, şikayetçi vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi