Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3464 E. 2026/2132 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3464
- Karar No
- 2026/2132
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2246 E., 2025/914 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 2. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/8 E., 2022/236 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. ile davacı arasında 2 parsel, ... A Blok, 2 no.lu bağımsız bölüm hakkında 08.06.2017 tarihli Gayrimenkul Satışı Sözleşmesi imzalandığını, davacının dava konusu taşınmazın bedelini davalıya eksiksiz olarak ödediğini, sözleşme sonrasında davalı yüklenici şirketin, davaya konu taşınmazı diğer davalı 3. kişiye sattığını şifahen öğrendiğini, dava konusu 2 parsel, ... A Blok, 2 no.lu bağımsız bölümün tapu kaydının iptal edilerek, taşınmaz üzerindeki tüm haciz, ipotek ve 3. kişiler tarafından konulan şerhlerin ayrı ayrı kaldırılmasını, dava konusu taşınmazın haciz, ipotek ve şerhlerden ari olarak davacı adına tesciline, tapu iptali ve tescil yönündeki taleplerin kabul edilmemesi halinde ise dava konusu bağımsız bölüm için davacı tarafından ödenen bedelin keşif tarihi ile tespit edilecek olan bedelin fazla olması halinde ise tespit edilen bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davalı firma tarafından taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan tüm sorumlulukların yerine getirildiğini, ancak davalı müvekkilinin iradesi ve insiyatifi dışında gerek kendi gerekse de taşeronlara ait SGK borcunun ödenmemesi sonucunda söz konusu taşınmaz üzerinde tasarruf hakkının kısıtlandığı ve bu nedenle de tapu devrinin davalı şirketçe yerine getirilemediğini, davalı firmanın taşınmazın mülkiyetinin devri konusunda büyük bir çaba içerisinde bulunmasına karşılık bu aşamada ekonomik gücü olmadığından henüz devri gerçekleştiremediğini, bununla birlikte dava açılmasını gerektirecek davranışta kusurun tamamen davalı müvekkili firmadan kaynaklanan kusur olmaması ve iyiniyetin varlığının da değerlendirilmesi gerektiğini, vergi ve prim affına ilişkin yakın zamanda yapılacak düzenlemeler ile davalı müvekkili firmanın sözleşmeden ... sorumluluklarını yerine getireceğini, vergi borçlarında arsa sahiplerinin ve taşeron firmaların da sorumluluklarının bulunduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; sözleşmedeki imzanın şirket yetkilisinin el ürünü olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, zira kötü niyetli olarak geçmişe etkili ve geçmiş tarihli sözleşmeler imzalanabildiğini, sözleşmedeki imzanın yüklenici şirket yetkilisine ait olmaması halinde davacı tarafın davaya taraf olma ehliyetinin olmayacağını, davacı tarafın TBK'nın 183. maddesinde düzenlenen temlik hükmünden faydalanamayacağını, zira inşaat seviyesinin %40 civarında olduğunu, inşaat seviyesinin yüklenici şirketin hakları 3. kişilere devir edebilme seviyesine ulaşmadığından davacı tarafın TBK'nın 183. maddesinde düzenlenen temlik hükümlerinden faydalanamayacağını, davalı müvekkilinin dava konusu taşınmazı TBK'nın 237. maddesine uygun olarak iktisap ettiğini, davalı müvekkilinin dava konusu taşınmazı yüklenici firmadan değil ...’den satın aldığını, davalı müvekkilince dava konusu taşınmazın harici satış sözleşmesine istinaden değil tapu kaydına dayanılarak edinildiğini, davacı tarafça ödeme yapıldığı iddiasının da kanıtlanması gerektiğini, davalı müvekkilinin TMK m. 1023 tapuya güven ilkesi uyarınca iyiniyetli iktisabının korunması gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tespit edilen seviye itibariyle yüklenicinin arsa sahibine karşı edimini yerine getirmediğinden teslim yetkisinin doğmadığı, muvazaa iddiasının ispatlanamadığı, adi yazılı yapılan sözleşme geçersiz olduğundan tarafların verilenleri geri isteyebileceği belirtilerek tapu iptal ve tescil yönünden açılan davanın reddine; alacak bakımından açılan davanın davalı ... yönünden reddine, alacak bakımından açılan davanın davalı ... yönünden kabulü ile 300.000,00 TL bedelin dava tarihi olan 08.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda dava konusu bağımsız bölümün yer aldığı inşaat projesinin genel tamamlanma seviyesinin %40,47 olarak tespit edildiği, davalı yüklenicinin arsa sahiplerine karşı üstlendiği edimlerini yerine getirmediğinin anlaşıldığı, dava konusu taşınmazın alacağın temliki hükümleri gereğince davacı adına tescili yönünden gerekli koşulların oluşmadığının sabit olduğu ve bu kapsamda davalı yüklenici ile arsa sahipleri arasında görülmekte olduğu belirtilen sözleşmenin geriye etkili feshine ilişkin dava sonucunun beklenilmesinin de dosyaya bir etkisi bulunmadığı belirtilerek başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Dava konusu taşınmaz bedelinin ödendiğini, ancak devrin yapılmadığını, iki kişiyle sözleşme yapılması halinde önceki tarihli olanın değerlendirilmesi gerektiğini, kendi sözleşmesinin diğer davalıdan önceki tarihli olduğunu,
b. Taşınmaz üzerindeki devirlerin muvazaalı olduğunu,
c.Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshine ilişkin davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini,
d. Tüketicinin açtığı tapu iptal ve tescil davasında tüketici aleyhine verilecek vekalet ücretinin Yargıtay'ın ilgili kararları uyarınca maktu olması nedeniyle nisbi verilen karşı vekalet ücretinin kaldırılmasına ve nihayetinde tüm dava yönünden dava masrafları ve vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, gayrimenkul satış sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil, mümkün değilse tazminat istemlerine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Davacı (tüketici) harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.