Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3422 E. 2026/989 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3422
- Karar No
- 2026/989
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/868 E., 2025/1122 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/420 E., 2025/338 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı dilekçesinde; kendisinin dava konusu Konya ili, ... ilçesi, ... mahallesi 289 37... parsel 44... no'lu bağımsız bölümlerin arsa sahibi olarak davalılardan ... ... İnşaat Emlak Nakliyat Otomotiv Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile aralarında düzenledikleri arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince kendisine verileceğini, buna rağmen davalı şirketin edimlerini yerine getirmediğini, aralarında inşaattaki eksiklikler ve ayıplı imalâtlarla ilgili tazminat davasının halen derdest (Konya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/203 Esas) olduğunu, bu arada davalıların kendi aralarında 15.11.2015 tarihli bir temlikname düzenleyerek, kendisine ait olan 44... no'lu bağımsız bölümleri diğer davalı ...'a devrettiğini, bu adi sözleşmenin muvazaalı olduğunu bu şekilde davalının kendisi hakkında da tapu iptali ve tescil talebiyle dava açtığını (Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/172 Esas no'lu dosya) bu davanın da derdest olduğunu belirterek, davalılar arasındaki alacağın temlikine yönelik işlemin muvazaalı olması nedeniyle iptali ve hükümsüzlüğünün tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... cevabında; dava konusu taşınmazları kendisinin 15.11.2015 tarihli adi sözleşmeyle satın aldığını, böylece yüklenici şirketin haklarını kendisine devrettiğini ve taşınmazların kendisince kullanıldığını, davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Diğer davalı şirket cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesi gereğince hukuki yararın dava şartlarından olduğu, buna göre davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan ve korunan bir yararının olması ve hakkını elde edebilmesi için mahkemece kararına ihtiyacı bulunması gerektiği, HMK'nın 115. maddesi uyarınca mahkemece, dava şartı eksikliği tespit edilirse ve dava şartının tamamlanması mümkün değilse, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verileceği, esasen davalı yüklenicinin aynı sözleşmeden dolayı davacı hakkında tapu iptali ve tescil davasının derdest olduğu, davacının eldeki davadaki iddialarını derdest davada da ileri sürülebileceği, işbu davayı açmakta davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalıların kendi aralarında anlaşarak, kendisine ait bağımsız bölümleri temlik sözleşmesine konu ettiklerini, akabinde ise davalı ...'un iş bu muvazaalı temlik işlemini dayanak göstererek kendisi aleyhine tapu iptali ve tescil davası açtığını bu temlik işleminin TBK 19. maddesi kapsamında muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunu, kendisinin de davalılara karşı muvazaalı temlik işleminin iptaline yönelik dava ikame ettiğini, eldeki davayı açmakta da hukuki yararı bulunduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalılar arasında dava konusu bağımsız bölümün devrine yönelik temlik işleminin muvazaa nedeniyle hükümsüzlüğünün tespitine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Bilindiği üzere dava hakkı hukuki yarar ile sınırlıdır. Davacının dava açma hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli değildir. Davacının mahkemeden hukuki korunma istemesi halinde korunmaya değer bir yararı olmalıdır. Hukuki yarar bir dava şartı olup, mahkeme dava şartlarını re’sen incelemekle görevlidir. Dava açılmasında davacının korunmaya değer bir hukuki yarar yok ise, davanın bu yönden esasa girilmeden reddi gerekir. Bu ilkeden hareketle, dava şartı olarak hukuki yararın varlığının mahkemece, taraflarca dava dosyasına sunulmuş deliller, olay ve olgular çerçevesinde kural olarak davanın açıldığı tarihe göre, kendiliğinden ve yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gerekir. Bu sayede, iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme)'nin 6. maddesi ve 1982 Anayasası’nın 36. maddesinde düzenlenen “hak arama özgürlüğü” nün dürüstlük kuralına uygun kullanılması sağlanabilecek; bu durum, haksız davalar açmak suretiyle dava hakkının kötüye kullanılmasına karşı bir güvence oluşturacaktır. Her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere ilişkin koşullara göre hükme bağlanır. Bu halde; davacının, davalı tarafından kendisine karşı Tüketici Mahkemesinde ikame edilen tapu iptali ve tescil davasında temlik sözleşmesinin muvazaalı olduğundan hükümsüz olduğu savunmasını ileri sürebileceği, ayrıca eldeki davayı ikame etmesinde hukuki yararının bulunmadığı, bu halde davacının davalılara karşı eldeki davayı açmakta hukuki yararının olmadığı açıktır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.