Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1663 E. 2026/1029 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1663
Karar No
2026/1029
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2135 E., 2025/481 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2023/330 E., 2024/244 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin göğüslerindeki aşırı büyüme ve şekil bozukluğu nedeniyle davalı hastanede diğer davalı doktor tarafından ameliyat edildiğini, ameliyattan sonra müvekkilinin göğsünde ağrı ve morluklar meydana geldiğini, his kaybı yaşadığını, göğüslerinin sarktığını birinin küçük diğerinin de büyük göründüğünü, bunun üzerine ikinci kez ameliyat olduğunu, ikinci ameliyattan sonra da davacının göğsünde şekil bozukluğunun düzelmediğini, tekrardan davalı doktora gittiğini davalı doktorun ise davacıya yeniden ameliyat olması gerektiğini söylediğini, davacının ilerleyen yıllarda anne olduğunda çocuğunu emzirememe gibi bir olayla karşılaşabileceğini, normal insanlara göre uyumsuz göğüslere sahip olması sebebiyle sosyal hayatında sıkıntılar yaşayacağını, ağır bir bunalım geçirdiğini ve psikolojik olarak kendini toparlayamadığını, bu durumu düzeltmek için bir daha ameliyat olmak zorunda kalacağını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak 1.000.00 TL maddi, 300.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, bilahare 05.01.2024 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat talebini toplam 83.000,00 TL olarak belirlemiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili hekim tarafından yapılan muayene neticesinde hastaya dev meme hastalığı tanısı konulduğunu, operasyondan önce hastaya ameliyatın estetik amaçlı değil endikasyon gereği tedavi amaçlı yapılacağının ve ameliyat sonrasında meydana gelebilecek komplikasyonların müvekkili hekim tarafından anlatıldığını, 01.07.2014 tarihinde planlanan operasyonun gerçekleştirildiğini ve ameliyatın başarılı şekilde sonlandırıldığını, hastanın kontrol muayenesinde gözlemlenen keloid ve hipertrofik skorlara yönelik revizyon işlemi önerildiğini, hastanın da kabul etmesi üzerine müvekkili tarafından 06.12.2014 tarihinde revizyon müdahale gerçekleştirildiğini, nitekim davacı hastaya müvekkili hekim tarafından gerçekleştirilen son muayenede meme dokusunun çok gevşek ve destek dokusunun zayıf olması sebebiyle sarkmaların olduğunun hastaya anlatıldığını, ameliyat öncesinde de bilgilendirildiği şekilde meme proteziyle destekleme yapılabileceğinin belirtildiğini, ancak bu muayeneden sonra davacı hastanın bir daha müvekkili hekime başvurmadığını, tedaviyi kendi tercihi ile sonlandırdığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı şirket cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı doktor tarafından davacıya davalı hastanede 01.07.2014 tarihinde meme küçültme ameliyatı yapıldığı, Adli Tıp Kurumu raporunda ameliyat sonrası oluşan asimetri ve bottom-out deformitelerinin komplikasyon olarak nitelendirildiği, üniversite bilirkişi heyet raporunda da ortaya çıkan durumun komplikasyon olduğunun belirtildiği, ... sözleşmesinde sonuç taahhüdünün söz konusu olduğu, sonucun gerçekleşmemesi halinde yüklenicinin edimi ifa etmediğinin kabulünün gerektiği, davaya konu olayda da meme küçültme operasyonu yapılmış olup, memenin istenilen şekle kavuşmasının sağlanması gerektiği, bu konuda komplikasyon olup olmamasının tek başına sonuca etkili olmadığı, yüklenicinin edimini ifa edip etmediği değerlendirilirken tıbbi bir müdahaledeki gibi doktorun yükümlülüğünden öte taahhüt edilen sonucun gerçekleşip gerçekleşmediğinin arandığı ve bu sonucun gerçekleşmemesindeki yüklenicinin kusurunun dikkate alındığı, davalının meme küçültme edimini üstlenirken sonucu taahhüt ettiği, bu sonucun gerçekleşmesi fen ve bilime, yasal kurallara göre mümkün değilse TBK'nın 476. maddesine göre işi kabul ederken iş sahibini uyarma yükümlülüğünün bulunduğunu, bu işi kabul ettiğine göre edimin ifa edildiğinin kabulü için sonucun gerçekleşmesinin gerektiğini, aksi takdirde edimin ifa edildiği kabul edilemeyeceğinden ücrete hak kazanılamayacağı gibi TBK'nın ilgili hükümleri gereği doğan zararın tazmininin gerekeceği, somut olayda meme küçültme operasyonu sonrasında davacının memelerinde asimetri ve bottoming out oluştuğu anlaşılmakla davalıların edimlerini yerine getirmedikleri gerekçesiyle davacının davalılara dava konusu operasyon nedeniyle ödediği 13.000,00 TL, revizyon ameliyat ücreti olarak 70.000,00 TL olmak üzere toplam 83.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline, davacının elem derecesi, kusursuz olması, sonucun ağırlığı, yeniden ameliyat olması gerekmesi, tarafların mali ve sosyal durumları, tazminatın bir taraf için sebepsiz zenginleşme diğer taraf için ekonomik yıkıma neden olmayacak şekilde belirlenmesi hususları da dikkate alınarak takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ATK raporu ile bilirkişi rapor ve ek raporlarından yapılan ameliyatın istenen sonuca ulaşmadığının anlaşıldığı, davacı tarafın isteminin davalı doktor tarafından daha güzel bir görünüme kavuşturulacağı yönünde bir garanti verilmesi niteliğinde olduğu gözetildiğinde, hekimin eyleminin tıp kurallarına uygun olduğu yönündeki görüş yeterli olmayıp, ayrıca davacının isteklerinin karşılanıp karşılanmadığının da tartışılıp değerlendirilmesinin gerekli olduğu, davacının isteklerinin karşılanmadığı, revizyon ameliyatı olması gerektiğinin raporlarla belirlenmiş olduğu gözetildiğinde davacıya yapılan estetik müdahalelerin sonucu itibariyle davacı iş sahibi yararına sonuç vermediği, meydana getirilen eserin ayıplı olduğu anlaşıldığından, bu olayda davalı hekim ve davalı hastanenin müteselsil sorumluluğunun bulunduğu, Mahkemece maddi tazminat hesabı yönünden yapılan bilirkişi incelemesinde alınan raporun taraf ve yargısal denetime açık olduğu görülmekle karara esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, davacı tarafça dava dilekçesinde Türk Lirası üzerinden talepte bulunulduğu, davalıya ödemenin de Türk Lirası ile yapıldığı, davacı tarafça talep artırım dilekçesinde de hükmedilen miktar talep edilmiş olmakla davacının maddi tazminata ilişkin istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, davacının ameliyatı sonrası istenen sonucun tam olarak gerçekleşmediği nazara alındığında manevi yönden sıkıntı ve üzüntü duyduğu, manevi tazminat koşullarının somut olayda gerçekleştiği, hükmedilen manevi tazminatın hakkaniyet ölçüsünde belirlendiği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporu ile belirlenen revizyon ameliyatı bedelini kabul etmediklerini, hastanelerden gerekli araştırmanın yapılmasından sonra ödenecek bedelin tespiti gerektiğini, tedavinin yapılması için 15.000 USD gibi bir bedel gerektiğini, takdir edilen manevi tazminat miktarının da çok düşük olduğunu beyan etmektedir.

2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafça ameliyat sonrası meydana geldiği iddia edilen hususun bu ameliyatın komplikasyonu olarak tanımlandığını ve gerek alınan aydınlatılmış onam formu gerekse tanzim edilen bilirkişi raporları ile sabit hale geldiğini, alınan ek bilirkişi raporu ile davacının revizyon ameliyatı olmasının tıbbi açıdan zorunlu olmadığı belirtilmiş olup, 2014 tarihinde yapılmış olan dava konusı operasyondan sonra herhangi bir revizyon talebi ile ameliyat/tedavi sürecine girilmediğini, davacının amacının bu dava ile haksız biçimde maddi kazanç sağlamak olduğunu, müvekkil hekimin kusurlu bir eylemi bulunmadığı gibi kusurlu bir eylem neticesinde oluşmuş bir zarar da bulunmadığını, meydana gelen netice tıbben olası bir komplikasyon olup, izin verilen risk kapsamında olduğunu, hasta tarafından da yeni bir revize operasyon gerekebileceğinin tıbben bilindiğini beyan etmektedir.

3. Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu uyuşmazlıkta haksız fiilin unsurlarının oluşmadığını, davacı hastaya doğru tanı konulduğunu, onam formları da okutularak imzası karşılığı kendisine teslim edildiğini, başarılı ve komplikasyonsuz bir ameliyat gerçekleştirildiğini, müvekkili hastane ve çalışanlarının kusurlu veya hukuka aykırı hiçbir fiilinin olmadığını, fiil ile netice arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını, ATK raporu ile bilirkişi raporunda davacıya yapılan müdahalelerde tıbbi uygulama hatası bulunmayıp ortaya çıkan durumun bir komplikasyon olduğunun tespit edildiğini, meydana gelen netice tıbben olası bir komplikasyon olup izin verilen risk kapsamında olduğunu, hasta tarafından da yeni bir revize operasyon gerekebileceğinin tıbben bilindiğini, müvekkil hastanenin sorumluluğuna gidilerek müştereken ve müteselsilen karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkil hastanenin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirerek ameliyat için gerekli tüm koşulları ve imkanları sağladığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ... sözleşmesinde ayıplı ifa iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz eden davalılara yükletilmesine, Davacı taraf harçtan muaf olduğundan peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/1663, K. 2026/1029, T. 25.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-1663-e-2026-1029-k-93553d59ef28